Mar
03
    
Posted (serkan) in Apple on Mart-3-2011

Dün iPad günüydü. İkinci nesil iPad, Steve Jobs tarafından duyuruldu. Kimse Jobs’ın sahneye çıkmasını beklemiyordu. Cnet’in sohbet odasında Jobs’ın sahnede çekilmiş fotoğrafını görünce sevindim. Neden bilmiyorum ama sanki biraz da heyecanlandım. Etkinlik alanında olmak isterdim. Belki de Jobs’ın son sunumu olabilir bu. Elbette tersini umuyorum.

iPad 2 için istediğim ama muhtemelen eklenmeyeceğine dair duyumlara sahip olduğum retina display özelliğini gerçekten de eklenmemiş. Ancak daha ince, daha hafif ve daha güçlü bir makine ile karşımıza çıkmış.

iPad’den bağımsız olarak beklediğim Apple iTunes için Cloud Computing servisini de duyurmadılar. Umarım yakın zamanda gerçekleştirecekler yoksa treni kaçırabilirler. Microsoft’un internet trenini kaçırması gibi olsun istemem. İnternet tabanlı olaylara Jobs’ın kafasının pek çalışmadığı ortada ve umarım Apple’da çalışan yeterince akıllı diğer geliştiricileri önemsiz bir köşeye itmemiştir. Sonuçta Apple Jobs’dan ibaret değil ve umutluyum.

iPad böyle giderken şimdilerde nal toplayan Android tabletlerinin de artık kendilerine gelmelerini istiyorum. Mutlaka içine 3G sokuşturmalarına ve acayip internet paketleriyle birlikte satmalarına gerek yok. 499 USD’ye satamayacakları için daha fazlasına sahip cihazlar sunmaya çalıştıkları ortada. Ancak bu gidişle gittikçe sinir bozucu oluyorlar.

En kısa zamanda iPad 2’ye sahip olmak istiyorum (hatta beyazına) ve Mart sonunda Yunanistan’da bile bulunabilecek bu cihazın Türkiye’ye geliş tarihinin (hatta gelip gelmeyeceğinin bile) belirsiz olmasının aşırı aptalca olduğunu düşünüyorum. Aptal Apple!

Bu son söz aynı zamanda Google için de geçerli. Hadi Android cihazlarını siz üretmiyorsunuz bari şu Google Checkout servisinizi ve buna bağlı Android Market’i Türkiye’de kullanıma açın. Şuan Apple’dan daha az aptal değilsiniz. Unutmayın Türkiye ile başınızın belada olmasının sebebi bizim Çin gibi olmamız değil sizin aç gözlü olmanızdır.


 
Şub
24
    
Posted (serkan) in Kategorisiz on Şubat-24-2011

2011’in ilk günlerinden beri haberleri dünya haberlerini iTunes üstünden güncellenen CNN Radio ile takip ediyorum. Arap isyanları ile ilgili sıra dışı bir durum gözüme çarptı.

Tunus, Mısır ve diğer ufak tefek Arap devletlerindeki ayaklanmaların hepsi haberlere taşındı. Hiç birinin başında yer almış, halkın ayaklanmasına sebep olmuş devrik yöneticiler masum değillerdi. Ancak hiç biri için Muammer Kaddafi için kullanılan katı ifadeler kullanılmadı. Hüsnü Mühabek dikdatör değil miydi? Ülkesine bir zamanlar bizim yaşadığımız istibdat devrine benzer yıllar yaşatmamış mıydı? Benim yaşımdaki herhangi bir Mısırlı Hüsnü Mübarek ve kadrosu dışında yöneticiler göremedi. Elbette bunun sebebi halkın Mubarek’i çok sevmesi değildi.

O zaman neden CNN şimdi Kaddafiye’ye gösterdiği o sıcak şefkati Mübarek’e göstermedi.

Elbette Mübarek ayaklanmayı bastırma şansı daha fazla olan bir dikdatördü. Amerika Birleşik Devletleri’nin Mısır ile olağan üstü dostane ilişkileri vardı. Mısır o kadar uyumluydı ki, İsrail’in elindeki Filistin tünellerini denetlemek için bile göreve çağrılmıştı. Amerika Birleşik Devletleri gibi bir ülkenin dünya çapındaki haber kanalının, Mübarek gerçekten devrilmeye yüz tutmadan kötü şeyler söylemesi beklenemezdi. Ola ki iktadarı devam ederse bölgedeki Amerikan hakları nice olurdu?


 
Şub
08
    
Posted (serkan) in Kategorisiz on Şubat-8-2011

Bu adam, hayran olduğum ilk romancıdır. Jules Verne tüm dünya çocuklarına en büyük armağandır. Denizin Altında Yirmibin Fersah ilk defa kitapların harika şeyler olabileceği izlenimini zihnime kazıyan kitaptır.
Yanılmıyorsam yabancı isimlerin yazıldığı gibi okunmadığını öğrenmeme sebep olan şahsiyet de kendisidir. Daha sonraları isminin “Julvern” diye okunması gerektiğini öğrenmiş olsam bile ısrarla Jules Verne diye andığım kimsedir.
8 Şubat doğum günüymüş. Az önce Google’dan öğrendim. Onu tekrar hatırladığıma çok sevindim. Jules Verne kadar beni hayal alemine daldıran başka kaç kişi var zaten şu dünyada?
İyi ki doğmuşsun Jules Verne.


 
Şub
06
    
Posted (serkan) in sinir bozucu on Şubat-6-2011

Elimde düne ait bir Radikal gazetesi var. 16. sayfada karşıma çıkan haber ile şok oldum. Çok sık olmasa bile arada göz attığım ve gayet önemsediğim bir blog olan Barış Ünver’in Beyn.org’u Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından dava edilmiş!

Dava’nın nedeni gazeteden öğrendiğim kadarı ile başbakanın muhalefet partileri için kullandığı bir sözün çok benzerinin Barış tarafından başbakan için kullanılması ve bunu destekleyen bir görsel oluşturulması. Tabi Barış’ın dokunulmazlığının olmadığını da hesaba katmak gerek. Sonuçta haklı bulunacak olsa bile şuan ciddi bir strese maruz kaldığı ortada. En az birkaç yıl süreceğini tahmin ettiğim mahkeme sürecinde süründürüleceği ise kesin. Ceza alma ihtimali işin diğer bir tarafı. Barış’ın bloğundan yazı kaldırılmış. Bir de açıklama yazısı eklenmiş. Dava ile ilgili konuşmuyor. Daha doğrusu başbakanı örnek alıp kendi maruz kaldığı mahkeme sürecini manipüle etmeye kalkmıyor. Başbakan’ın bir ucu da kendisine dokunan Ergenekon gibi davalar sürerken takındığı tavrı hesaba katarsak hatadan ibaret bir yaşantıya sahip başbakanı örnek almaması takdire değer.

Hakaret denen davranışın kabul edilemez olduğu ortada. Ancak başkabanın göğsünü gere gere yaptığı bir eylemin bir benzerini yapınca hakaret ediyor sayılmak ya da en azından bununla yargılanmak ayıp değil mi?

Hani daha özgürleşiyorduk? Hani anayasa değiştiriyorduk? İçimden bir his bu adamın her dediğinin tersini yap derken doğru diyormuş.

Kim bilir şimdi beni de dava eder bu zat-ı muhterem!