Haz
23
    
Posted (serkan) in Google, sinir bozucu on Haziran-23-2010

İki gündür posta kutuma erişemiyorum. Asıl posta kutum olan biyoloji.org adresim ülkemin hatalı bir engelleme girişimi nedeniyle erişilmez durumda. Google ait IP adresleri YouTube sebebiyle engellenirken yanılmıyorsam yanlış IP adresleri engellemeye alındığından Google Apps servislerine erişilemiyor. (Ortak IP havuzu sorununu Google çözmüştü sanırım!) Bu durumda DNS değişikliği gibi bir yöntem de çözüm olmuyor.

Türkiye’deki müşterilerini bu kadar çok önemsediği için öncelikle Google’a ve bir de bizim eski kafalı yöneticilere teşekkürlerimi en içten dileklerimle sunuyorum.

Bugün posta kutum üstünden benim için hayati öneme sahip bir bağlantı gerçekleştiriyor olabilirdim. O posta kutusunun arşivindeki çok önemli bir belgeye erişmem gerekiyor olabilirdi. Neyse ki böyle bir durum şuan söz konusu değil ama eğer olsaydı ne olacaktı?

Neden hiç kimse işini doğru yapmaz anlamıyorum.


 
Haz
12
    
Posted (serkan) in cloud on Haziran-12-2010

Amazon nihayet S3 için bir konsol hazırlamayı akıl etti. Aslında ilk günden beri yayında olması gereken bir özellik bu. Böylesi önemli bir servisin kime hitap ediyor olursa olsun sadece API yolu ile resmi olarak desteklenmesi vurdumduymazlık sayılır.

Amazon, S3Fox gibi bir Firefox eklentisini de destekliyordu. Bunun yanında başka üçünü parti yazılımlarla S3 erişimi sağlanabiliyor. Sahip olduğu nitelikli kütüphaneler sayesinde pek çok dil için hazır çözümler mevcut. Tüm bunlar S3 servisini vazgeçilmez kılıyor. Bunlara rağmen RackspaceCloud’un CloudFiles servisinde olduğu gibi, bir çırpıda kullanılabilen bir web tabanlı konsolun bulunmayışı kesinlikle büyük hataydı.

Yenilik hakkında ayrıntılı bilgi için AWS’de yayınlanan ilgili yazıya göz atabilirsiniz.


 
Haz
04
    
Posted (serkan) in Kategorisiz on Haziran-4-2010

Burada yazı yazdığım WordPress’imi uzunca bir süredir güncellemiyordum. Aklıma geldiğinde hiç bilgisayar başında olmamış olmamdan kaynaklanıyor olabilir. Emin değilim ama belki de iki yıl olmuştur 2.2 sürümünü kullandığım. Şimdi ise 2.9′un türevlerinden biri.

Bu kadar zaman eski bir yazılımı kullanmama rağmen hiç bir şekilde zarar görmemiş olması da ayrıca ilginç. Belki benim fark etmediğim bir zararlı bulaşmıştır diye ciddi ciddi inceledim ama çok şükür internete zehir saçan bir bloğa dönüşmemiş bu kadar uzun bakımsızlık dönemine rağmen. Şans mı desem yoksa hiç kimsenin sinirini bozmayan uslu mu uslu bir çocuk gibi davranıyorum ya ondan mı bilemedim? İlkini tercih ediyorum ama.

Kullandığım eski sürümün etiket desteği bile yoktu. Bir sürü kategori açmışım bu yüzden. Şimdi onları etikete dönüştürmeyi düşünüyorum yavaş yavaş. Tek tek elle yapmayı seçtim. Muhtemelen bunu sağlayan bir eklenti vardır ama tüm yazıları zaten elden geçirip yeniden okumak istediğimden sıkılmadan halledebileceğimi düşünüyorum.

Bundan sonra daha sık yazarım herhalde. İyice seyrek gelmeye başladı yeni yazılarım. Ama bu planlı olmuyor. Tamamen nasıl denk gelirse öyle gidiyor. Akıntıya düşmüş yaprak misali. Yani en sevmediğim şekilde.


 
May
01
    
Posted (serkan) in Adobe, Apple on Mayıs-1-2010

Apple iPad’in en önemli eksiği neydi? Adobe Flash Player içermiyor hatta kurulmasına bile izin vermiyor oluşuydu. Adobe önce çok kızdı. Sonra ne gerekiyorsa yaparız diye alttan aldı. Ama olmadı. Olmayacak da.

Her ne kadar iPad satın almayı planlayan biri olarak Flash desteğinden yoksun bir internet tarayıcısına sahip olmanın çok hoş olmayacağını düşünsem de iPad’e Flash Player kabul etmemenin doğru bir karar olduğunu düşünüyorum.

Bu ne biçim özgürlük anlayışıdır diye bana karşı çıkabilirsiniz. Bu kararı verirken Jobs’ın kaleminden dökülen gerekçelerin hiç birini umursamıyorum. Yıllardır GNU/Linux kullanıyorum ve Linux ile ilk tanıştığım günden bu güne kadar süregelen bir sorunun yegane üreticisidir Adobe. Daha doğrusu düzeltmeyi aklına getirmeyen yegane umursamazdır Adobe.

Kısa süre öncesine kadar çok önemsediğim projemde kullanmak üzere Flex öğrenmeye başladım. Daha sonra Flex ile geliştirme yapmanın doğru olmayacağını düşünüp projemin arayüzünü tamamen başka bir teknolojiyle geliştirmeye devam ettiysem de Flex benim için halen önemli bir teknoloji ve kullanılmaya değer bir ürün.

Gerektiği zaman Adobe ürünlerini eline almış biri Linux kullanıcısının asla Adobe’u sevmesine ihtimal vermiyorum. Linux üstünde Flex ile çalışmak kendini ikinci sınıf bir Adobe tüketicisi olarak düşünmek için ideal bir durum. Unutmadan bir not eklemeliyim. Adobe Flex için hazırlanmış resmi Flex Builder (yeni adı Flash Builder) Eclipse tabanlı bir ürün. Linux’a uydurmaları ve bunu çok iyi yapmaları için sadece saatlere ihtiyaçları var.

Kısacası Adobe, Windows kullanıcıları ve bazen de Mac kullanıcıları dışındakileri umursamaz. Dünyanın en iyi Flash oynatıcısını kullanan bir video sitesine girdiğinizde “çal” butonunun her zaman doğru çalışmadığına şahit olmanız olasıdır. Eğer Linux kullanıcısıysanız  Adobe ürünlerini tüketirken ikinci sınıf bireysiniz.

HTML5 bir Adobe Flash Player alternatifi olduğu için değil. Adobe Flash Player bugüne kadar benim için o kadar da önemli olmadığı için Jobs’ın kararını yadırgayamıyorum. Eğer kendi ürünü içindeki kararlılığı konusunda bir tereddütü varsa elbette Adobe’a kapıyı gösterebilir.