Bir iki istisna hariç içerisinde tiyatronun geçtiği neredeyse her şeyi sevmişimdir. Amatör tiyatroculuğu denediğim ve son noktasına kadar rezil olduğum pek çok sefer de olmuştur. Sonundan korkmadan, ben de varım, demek kolay ama ayrılmak ise acı verici olmuştur. Ancak bana bunca neşeyi tattıran, yeri geldiğinde kızdıran, hatta kendi kendime kazık atmamı sağlayan yine o olmuştur. O hep benden aldıkları için kendisine teşekkür borçlu olduğum sağ duyumdur.
Bir dönem sırf yine tiyatro için tiyatroya gidemediğimi hatırlarım. Hatta o dönemden itibaren süre gelen afişleri umursamazlığımı bu günlerde sıkça yaşarım.
Hatırladıklarım arasında ilk izlediğim tiyatro oyunu Trabzon Devlet Tiyatrosu’ndan Çocuğum. Genellikle önemserim ama nedense yazarının adını hatırlayamıyorum. Tabi bu, oyunu daha bir ilkokul öğrencisiyken izlemiş olmamdan kaynaklanıyor olmalı.
Sadece Trabzon Devlet Tiyatrosu değil tabi benim sırf tiyatroya gittiğim için nice fırçalar yememe sebep olan. Onun gereksiz bir kutuya sokuşturulmuş hali diye kendimi kandırdığım 7Numara, içi boş bir kuru gürültü makinesine bakmak için bulduğum nadide bir bahane.
7Numara biteli yıllar oldu derken bu sefer ilk bölümlerinde yakalayamamış olsam da hiç ummadığım bir kanalda Anında Görüntü Şov ile Mahşer-i Cümbüş bu sefer hem alışık olmadığım hem de hayretler içinde kaldığım gösterileri ile her salı akşamı bizim evdeki kara kutunun içinde.
Bugün (27 Mart) Dünya Tiyatrolar Günü. Bakın ne kadar ilgiliyim ki az önce o gereksiz makine söylemeseydi ruhum duymazdı. Hatta gündemde o kadar da çok tiyatro ile ilintili haber dolaşırken ben bu üstün ilgimle tek sağ duyuma kulak kabartmamışım günlerdir. Bugün Tiyatrolar Günü diye bir oyun mu seyrettiniz? Nezaketiniz kayda değer… O tiyatronun 364 gününe bana en ön sıradan bilet ayırtmış oldunuz… Ama benim için fark etmez buyrun diğer günler de beraber gidelim.
Yok ben gitmem, kıpırdamam sıcak koltuğumdan diyorsanız. Yani kibarca, sizi ikna edemediğimi ima ediyorsanız, salı akşamları Anında Görüntü Şov’a uğrayın ve biraz neşelenin…