Haz
22
    
Posted (serkan) in Türkiye on Haziran-22-2009

Az önce CNBC-e’de Üreten Türkiye Platformu‘nun seri kampanyalarından dördüncüsünü dinleme fırsatı buldum. Niyetlerinin iyi olduğu konusunda şüphem yok ama söylediklerinin ana teması bana biraz ters geldi. Hatta biraz da harcadıkça kazandıran kredi kartlarının reklamı gibi çağrışım yaptı.

Hep kredi kartı reklamlarına gülerim. Neredeyse alışveriş yapın da istermiyorsanız para ödemeyin demeye getiriyorlar. Nasıl olduğunu anlamadığım şekilde harcadıkça kazandırıyorlarmış. İnsan harcadıkça kaybetmez mi? En azından parasını kaybeder. Elbette işine yarar birşeyler alıp hayat kalitesini arttırır ama harcarken kazanmak denmez ki buna. Zaten bankalar da hiç bundan bahsetmiyor. Siz harcayın biz size harcadığınızın bir kısmını puan, mil gibi şekillerde geri verelim diyorlar.

Şimdi yine benzer bir tezat Üreten Türkiye Plaftormu’nun kampanyalarında gözüme çarpıyor. Evet belki hiç kimse alışveriş yapmazsa üreticinin üretim yapması için sebep olmayacak ama üretici adam gibi birşeyler ürettiği sürece parası olan ne diye alışveriş yapmasın ki? Parası olmayan zaten alamaz istediğiniz kadar kampanya yapın. Hatta parası olmayan paraya kavuşursa siz kampanya falan yapmadan bile alışverişe çıkar elinden geldiğince. O zaman bu kampanya ne diye?

Ortamda çok zengin birileri varsa ve alışveriş de yapmıyorsalar bu onların tasarufudur ve ekonominin kurtuluş bu kesimin alışverişe başlaması ile nasıl bağdaştırılabilir? Krizden falan kurtulmak için üretmek lazı diyen siz değil misiniz? Her iki kelimenizin biri “üretim” zaten. Tamam işte tüketilecek kadar çekici birşeyler üretin. Tüketici de satın alsın.


 
Nis
06
    
Posted (serkan) in sinir bozucu, Türkiye on Nisan-6-2009

Bu başlığı atmak onuruma dokunuyor. Ama durumu sorun olarak kabul etmezsek çözemeyiz de. İster vatan haini desinler ister anarşist, ülkemin Amerika’nın yavru vatanı gibi gözükmesini kaldıramam.

Obama truva atının keşfedildiği topraklarda.

Amerikan Başkanı Obama “Türkiye’yi Avrupa Birliğine alın” dedi. Bunu sadece şirin gözükmek için söylenmiş bir söz olarak kabul etmeliyim değil mi? Ya da stratejik ortaklık çerçevesinde bir hareket! Ya da sıradan diplomatik tavır işte. Nedense dokunuyor bana.

Birinci Dünya harbi döneminde Yunanistan ile Avrupalı abileri arasındaki ilişki gibi biraz. Birileri sizin için sizden daha hevesli görünüyor.

Obama “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” dedi. Kısacası şirinlikte sınır tanımadı. Zaten ufak tefek kara kuru bir şey. Sadece bu haliyle bile sempatik. Hiç gerek yoktu kopyacı kaleminden bu yüce cümleleri okumaya. Neden mi? Belki kendini sorumlu hissetmeyecektir ama işte cevaplar: Afganistan, Irak.

Barış dediğiniz nasıl mı getirilir? İşte Böyle: Kıbrıs Barış Harekatı.


 
Kas
30
    
Posted (serkan) in 3G, avea, sinir bozucu, Turkcell, Türkiye, Vodafone on Kasım-30-2008

3G ihalesi sonuçlanmış. CNN Türk’ün haberine göre:

Üçüncü Nesil Mobil Haberleşme Sistemi’nin (3G) kurulmasına ilişkin ihalede A tipi lisans için en yüksek teklifi 358 milyon euro ile Turkcell, B tipi lisans için en yüksek teklifi 250 milyon euro ile Vodafone, C tipi lisans için tek teklifi 214 milyon euro ile Avea verdi. (Kaynak: CNN Türk)

Demek oluyor ki yaz aylarında Türkiye’nin büyük bir kısmında 3G sinyalleri işliyor olacak. Peki bu bizim 2009 yazında taşınabilir cihazlarda hızlı internet kullanabilir olabileceğimiz anlamına gelecek mi?

Cevap hangi şirketi kullanırsanız kullanın “Hayır” olacak. Bu topraklara hiç bir teknoloji eskimeden girmez ve giren teknoloji de iyice eskimeden kullanılabilir olmaz. Bizim tüccarımız pahalı cihazlarla alt yapı kurmaya girişemez, girişmeye kalkanın da şevkini kırar. Kısacası pintidir pinti.

3G için altyapı cihazları geçen onca yılın ardından ucuzlamış durumda. Hatta zamanında sefaletten kurtarmaya gittiğimiz bir ülke çoktan 3G’nin ötesine geçtiği için oradan sökülenleri buraya getirip ikinci el fiyatına kurabilir, bununla masrafsızca övünebilirsiniz. Hatta buna rağmen yaptığınız yatırımı masraflı bir operasyon sayıp bir süre daha sanki 3G yokmuş gibi yaşamamızı sağlayabilirsiniz.

3G’nin pahalı olacağını tahmin ediyordum ama CNN Türk’ün haber metninde “3G ile veri indirme ücretlerinin mevcut GPRS tarifelerine göre daha ucuz olması bekleniyor.” diye yazınca umutsuzluğa kapıldım.

Muhabirin GSM profesyonellerinin fikrini yansıttığı düşünülürse ağlanacak halimiz var demektir. Eğer 3G dediğimiz alt yapı, bir yenilik olarak daha hızlı bağlantı sağlayacaksa hatta bu fark günlük tüketimi en azından 1-2MB düzeyinden 100-200MB düzeyine çıkaracaksa GPRS ile KB başına istenen fiyatın aynen 3G dönemine de yansıması kadar abes bir şey olabilir mi? Bir GSM profesyoneli buna sadece ihtimal veriyorsa, ben ona emanet ettiğim masum iletişim kaygılarımı bir kenara bırakayım daha iyi. Biraz olsun gözlerimizi açalım bakalım hangi teknolojik yenilik geldiğinde bir önceki neslin veri hızı, depolama kapasitesi veya birim başına fiyatı aynı kalmış!

Yenilik yapmak için önümüzde duran engel, kanunlar ya da yavaş işleyen bürokrasi değil. Yaptığı işi daha öğrenemeden karargahları ele geçirmiş iş bilmezlerdir.


 
Kas
29
    
Posted (serkan) in çevre, TEMA, Türkiye on Kasım-29-2008

Bugün öğleden sonra TEMA‘nın Trabzon’da yıllardır faaliyet gösteren topluluğunun toplantısına katıldım. İlk defa fırsatım oldu. Daha doğrusu dün o zamana kadar tanımadığım iki arkadaşım bölümün alt katında stant açıp, “TEMA’ya katılmak ister misiniz?” diye sordu ve basit bir form doldurmamla işlem tamamlandı.

Dürüst olmak gerekirse TEMA‘nın Trabzon’da bulunduğunu bile bilmiyordum. Hatta zamanında Kanuni Kampüsü’nde (yani burnumun dibinde) olduklarını ama halkla daha iç içe olmak için kent merkezine taşındıklarını duyunca iyice utandım.

Neyse olan olmuş dördüncü sınıfa gelene kadar o kadar gereksiz işle uğraşmışım buna fırsat olmamış, kalan zamanı değerlendirelim diyorum. Herkesi de TEMA‘ya katılmaya davet ediyorum.

Unutmayın siz olmadan bir eksiğiz!

Niyetimde etkin bir Genç TEMA üyesi olmak var. Ne kadar becerikli olacağımı şimdiden kestiremiyorum ama yaptığım hemen her etkinliği buraya taşıyacağım.