Mar
15
    
Posted (serkan) in Trabzon, sanat, tiyatro on Mart-15-2009

Dün akşam Genç Tema topluluğu ile birlikte Trabzon Devlet Tiyatrosu‘nun Rumuz Goncagül adlı oyununa gittik. Daha önce amatör tiyatroculardan izlediğim bir oyundu. Öncekinde çok eğlenmemiştim ama bu seferki sahneleniş gerçekten güzeldi. Arka koltuklardan izlemek zorunda kaldık. Vaktim olursa ön sıradan bir biletin peşinden koşabilirim bu oyun için.

Oyunda KTÜ Tiyatrosu’nda (KÜT) beraber oynama fırsatı bulduğum Nevzat’ı (Nevzat Cengiz) sahnede görmek çok güzeldi. İlk gördüğümde biraz şaşırdım ama buraya kadar bulaşacağına emin olduğum bir arkadaş olduğundan bir yandan da çok sevindim. Oyunda danslar sırasında ve bir kaç başka yerde seyretmeniz mümkün. Umarım tiyatro hayatına ömrü boyunca devam eder. Trabzon’da yetişmiş en değerli tiyatroculardan biri olacağına adım gibi eminim.

Vaktiniz yoksa bile bir şekilde fırsat çıkarıp izleyin bu oyunu. Pişman olmayacaksınız.


 
Eyl
11
    
Posted (serkan) in Trabzon, Türkiye, finans, yatırım on Eylül-11-2008

Cihan sahil yolundaki sadece yabancıya satılık binadan bahseden ibret verici bir hikaye eklemiş. Üstüne bir şeyler söylemeden edemedim.

Ülkemizdeki yabancı kayırmacılığını çok iyi anlatıyor ve kesinlikle bir an önce okumanızı tavsiye ederim. Olay etkileyici ama anlaşılan mağdur olan amcamız bu durumu sıradan bir engel hale getiren basit bir anahtarı kullanmayı unutmuş. Aslında rüşvet gibi ahlak dışı ikinci bir anahtar daha var ama onu işin içine katmıyorum.

Forum alışveriş merkezinde de olduğu gibi ortada ki yabancı biraz bıyıklı. Daha önce duydunuz mu bilmiyorum ama eğer biraz olsun ekonomi bülteni seyrederseniz özellikle ülke içindeki fazladan sıcak paranın konuşulduğu günlerde hep gündemdedir bıyıklı yabancılar. Söz konusu komik bıyık ise bizzat Türkleri temsil eder. Yani küçük veya büyük bir yabancı ortak bulur ve işleri onun halletmesini sağlayarak Türkiye’de yatırım yapar böylece ülkemizdeki yabancı hayranlığından karlı bile çıkmış olursunuz. Sadece yabancılar mı bizi kullanacak, biraz da biz onları kullanalım değil mi? Ayrıca riskin bir kısmını da başkalarına yıkmak gibi bir imkan daha doğuyor. Eğer off-shore bir yabancı ile çalışmıyorsanız devlet kurularının size güvenmemesi için bir sebep yok. Onlar yabancıya daha çok güveniyorlar sizin bir hata yapma ihtimalinize karşı.

Unutmadan, bıyıklı yabancı terimi yabancı ortak olmasa bile kendisi farklı bir ülkede şiket kurarak yabancı gibi Türkiye’deki kaynaklara yatırım yapan kimseler için de geçerli ve ilk akla gelen anlamı da bu aslında.


 
Tem
26
    
Posted (serkan) in KVK, Trabzon, alışveriş, sinir bozucu on Temmuz-26-2008

Telefon alırken mutlaka sorun: Teknik servisi KVK mı verecek?
Eğer cevap “evet” ise koşarak uzaklaşın.

Acaba ben mi abartıyorum? İki hafta başkasının telefonuna muhtaç kalmak çok da sorun olmasa gerek. Hatta teknik servis sizinle dalga geçercesine işini savsaklarken bunu umursamamayı becerebilirsiniz değil mi?

Ben müşteriliğimi bilip servis bedelimi ödüyorsam sen de üç iş günü dediğin süreyi iki haftaya kafana göre çıkaramazsın. Yok gerçi çıkarırmışsın da benim haberim yokmuş. Ne yapabilirim ki?

Biraz kızgınlığım geçsin diye iki gün bekledim öyle yazıyorum. Yapmak istediğim sadece bir süre kardeşim kullandığı için içerisi bir sürü ıvır zıvır yüklü ve eski bir yazılım kullanan Nokia 6600′ımın yazılımını sıfırdan kurdurtmak ve içinde yüklü olarak sadece işletim sistemi ile geri almaktı. Hatta hafıza kartımı da bıraktım. O da dahil hiç bir şeyin yedeklenmemesi gerektiğini belirttim. Bana üç iş gününde bitireceklerini söyleyip elime bir belge tutuşturdular. Tarih: 09.07.2008 – 15.34 (KVK kayıtlarında belge numarası: 2008/181-025291)

İşlem bitince bana mesaj atacaklarını söylediler. Ben de telefona takılı olmayan bir hatta mesaj atamazlar diye üç iş günü bekledim ve ayın 14′ünde sabahtan uğradım. Cihazımın son aşamada olduğunu ve ertesi gün alabileceğimi söylediler. Dördüncü iş gününe sarksa bile çok sorun değildi ne de olsa işlem bitmek üzereydi. Bu arada kardeşimin telefonunu kullanmaya başlamıştım.

Ancak ertesi gün uyandığımda beklenmedik bir mesajla karşılatı:

Gönderen: KVK TSERVIS
Tarih: 15.07.2008
Sn. Musterimiz,2008/181-025291No.lu cihazinizin servis bedeli 20,00 YTL.dir.Onayinizi hafta ici 9:00-18:00 saatleri arasında bildirebilirsiniz.KVK

Ne onayı Alah aşkına? Nasıl yani hani telefonum son aşamadaydı. “Bir yanlışlık olacak.” diye düşündüm tüm iyi niyetimle. Mesajı almamın üstünden 1 saat geçmemişti ki KVK’daydım. Kağıdı uzattım.

Adam: 20YTL ücreti var
…cüzdanımı çıkarıyorum….
Adam: Onayınızı verdim parayı cihazı alırken ödersiniz.
Ben: Nasıl yani cihazın işi bitmedi mi?
Adam: Yok daha onayımızı yeni verdim.
Ben: Ee ne zaman biter?
Adam: Akşama 5te uğra.
Ben: Tamam
…dedim ve çıktım…
(Burada Adam diye geçen kişi orada çalışan güvenlik görevlisi. O sırada diğer görevliler meşgul olduğundan benimle o ilgilendi.)

O gün laboratuvarda işim çok uzun sürdü, gidemedim. Ertesi gün akşam 6 gibi gittim ki kepenk kapanmak üzere. Sağ olsun çıkmak üzere olan bir abi “Telefonunu mu almaya geldin ver bakiyim seninki bitmiş mi?” dedi. Kağıdı verdim kısa sürede içerden baktırdı ve sonuç olumsuzdur. Hatta bana “Sormak için gelmene gerek yok, kağıttaki numarayı arayabilirsin.” dedi. Hatta kolay erişim için şimdi hatırlayamadığım bir dahili numara bile verdi.

Ertesi sabah bir mesaj daha geldi.
Göderen: KVK TSERVIS
Tarih: 17.07.2008
Elimizde olmayan sebeplerden cihazinizin servis suresi 7 gunu asmistir, ozur dileriz. Cihaz islemi tamamlandiginda sizi yeniden bilgilendirecegiz.

Bu mesajdan sonra umursamamaya başladım taa ki sonucu belli eden mesaj gelene kadar.

Gönderen: KVK TSERVIS
Tarih: 23.07.2008
Sn. Musterimiz,2008/181-025291 form 3537***********63 IMEI No.lu cihazinizin servis bedeli 20.,00YTL.dir. Hafta ici 9:00-12:00-13:00-18:00 arasi teslim alabilirsiniz.

Bu arada laboratuvarda neredeyse tüm mesaji saatleri boyunca vakit geçirdiğimden ilgili belgeyi anneme verdim ve cihazı almasını istedim. Gitmiş ve her müşteri gibi görevini yapmış 20YTL’sini ödemiş ve cihazı almış. Her ne kadar KVK sözünü tutmadıysa da taraflardan en azından birinin sözünü tutaması ya da kısacası “Aman lanet olsun yeter ki ver şu cihazı başka bir şey istemem.” deyişi olası problemleri önlüyor. Peki ben gitseydim ne olurdu? Muhtemelen gecikmeyle hiç alakası olmayan birinin sinirini bozardım. Alabileceğim en ufak ters bir cevapta soluğu bunu ödetebileceğim bir yerde/yetkilide alırdım. Ya da ne bileyim KVKdanalma.com gibi bir internet eylemi bile başlatabilirdim. Şanslılar!

Ben herşeyi silmelerini söylemiştim. Hafıza kartını formatlamamışlar. Bu hata bunca gecikme olmadan yapılsaydı umrumda olmazdı. Zaten on saniyeye kendim hallettim ancak hafıza kartımda bir Symbian virüsü kalmış olamaz mıydı?

Cihaza format atmak için neden benden onay beklediler. Teslim ettiğim sırada “Format atmanın bedeli bu kadar kabul ediyor musunuz?” diye sorabilirlerdi. Ben onlardan hasar tespit falan istemedim ki. Zaten cihazda hasar falan da yok sadece söylediğimi yapacaklar. Ben, onay vermeden önce gelinen ama bir buçuk hafta süren son aşamanın ne olduğunu merak etmekteyim mesela. Ayrıca onay istiyorsan arar sorrasın ben de cebaplarım beni neden bir daha oraya kadar hem de bir mesaji saati zorlaması dahilinde yoruyorsun. Kısa mesajla veya telefonla ücretsiz bir şekilde cevap verme hakkım yok mu? Bunu servis bedeline eklersin fazla bir maliyeti de olmaz ama benim o an kontörüm olmayabilir, hattım kesik olabilir tüm bunlara rağmen o cihaza bir an önce ihtiyacım olabilir.

Bari tam olsun diye elimdeki faturanın tarihini de yazayım: 23.07.2008. Kısacası tam on dört gün! Çok değil üç iş gününden birazcık daha fazla…

Ayrıca şimdi dikkat ettim. İyi ki teslim ederim de bende bir kopyası kalmaz diye Teslim Formu’nun bilgilerini bir kağıda yazmışım. Çünkü annem bu belgeyle gittiğinde değiştirip yenisini vermişler. Kimden neyi saklıyorlar ki?

Uzun lafın kısası: KVK benim için ölü bir markadır!


 
Haz
28
    
Posted (serkan) in Etkinlik, KTÜ, Trabzon, biyoloji kongresi, biyoteknoloji, eğitim on Haziran-28-2008

Çok uzun yazmamak adına birkaç parçaya bölüp yayınlamaya karar verdim. Bu ve bundan sonraki birkaç yazım KTÜ’de düzenlenmiş Ulusal Biyoloji Kongresi ile ilgili olacak.

Ulusal Biyoloji Kongresi bu sefer de önceki senelerden daha kalabalık ve nitelikli olarak gerçekleşti. Artık herkes giderek özelleşmesi gerektiğini ve Botanik, Zooloji gibi alt dallarda ayrı kongrelere bölünmesi gerektiğini anladı diyebilirim. Ama tahminimce en az iki Biyoloji Kongresi daha bu şekilde devam edecektir. Bir değişikliğin olmasından umutluyum. Yoksa birbirine çakışan oturumlar ve endüstrinin umursamadığı bir etkinlik sadece yeni yetme akademisyenlerin puan kapma yarışına alet olmaktan öteye gidemeyecek.

Çakışmalar yüzünden izleyemediğim bir sürü sunumu unutmadan söylemem gerekir ki kongreye kesinlikle damga vurup yeterli ilgiyi toplamış iki sunum var. Bunlardan birinin bir hematolog diğerinin de biyofizikçi tarafından sunulmuş olması düşündürücü. Evet artık çok şükür melez alanlar ciddi miktarda yer işgal ediyor ama açılışta tek bir biyoloji kökenli kimse bile konuşma fırsatı nasıl bulamaz? Tabi burada kızdığım programın böyle hazırlanması değil. Dal milliyetçiliği yapmadan meslektaşlarımı iğnelemek istiyorum. Sunacak kimse vardır da onlar mı sundurmadı sanki?

Katılımcıların tamamına yakınının akademik kökenli olduğunu ya da akademik yaşantıya başlamak üzere olan lisans öğrencilerinden oluştuğunu gördüm. Kamuda çalışan birkaç biyolog ve öğretmenle karşılaşmak güzel ancak sadece üç-beş kişiden mi ibaret kalmalı? Şehrimdeki biyoloji öğretmenlerimi aradım. Okuttukları kitapların yazarlarını ayaklarına kadar gelmişken görmeden geçmeleri ne kadar üzücü! Acaba okul bitti hasbelkader bir yerlere de atandılar diye ayaklarına kadar gelmiş bilimsel yeniliklere sırt çevirme hakları var mı? Ya da böylesi bir davranıştaki kimselerin neden biyoloji öğretmenleri atanmıyorlar, neden az maaş alıyorlar diye ağlamaya hakları var mı? En azından Trabzon’un hiç yoksa kendi mezun olduğum anadolu lisemin öğretmenlerini bekledim. Oysa şimdi kongreden haberdar oldukları konusunda şüphelerim var.

Kongre bitti ama yazacaklarım tabi ki bitmedi. Gördüğüm, not aldığım, kimi zaman üzüldüğüm bir sürü şeyi buraya taşıyacağım ama söylemeden geçemem; bir aksilik çıkmazsa 20. Ulusal Biyoloji Kongresi’nde Denizli’de yani Pamukkale Üniversitesi’nde görüşmek dileğiyle.