Nis
17
    
Posted (serkan) in KTÜ, Trabzon, tiyatro on Nisan-17-2007

Dün (16 Nisan 2007 – Perşembe) KTÜ Tiyatro Festivali bahanesiyle KTÜ Atatürk Kültür Merkezi’nde Giresun Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nun oynadığı Ray Cooney’in Hangisi Babası adlı oyununu izleme fırsatımız oldu. Bunca zamanlık tiyatro seyircisiyim ama bu güne kadar bu kadar çok güldürüldüğüm bir başka oyun ile karşılaşmadım. Evet daha önce pek çok komedi seyrettim ama hiç birinde gülmekten gözlerimden yaş gelmedi.

Giresun Şehir Tiyatrosu bu sene de tıpkı geçen seneki gibi sözünü tutamamış bir üniversitesi topluluğu yerine sahne almış ve geçen yılki gibi kırıp geçirdiği üniversite öğrencilerinden oyun sırasında çok iyi tepkiler almış. (E tabi, biz iyi oyundan çok iyi anlarız :) )
Oyunun bir diğer özelliği de inanılmaz ölçüde hızlı oynanması. Sanki koşarcasına geçiyor her şey ama siz hiç bir şeyi kaçırmadan rahat rahat takip edebiliyorsunuz. Shakespeare’in Onikinci Gece’sindeki gibi ipin ucunu kaçırma noktasına kadar yaklaşmak üzere oluyorsunuz ardından her şey toparlanıveriyor. (Tabi bu kısım biraz benim kavrama kapasitemle ilgili galiba :) )

Sonuç olarak; en yakın zamanda iki adım ötedeki Giresun’a gidip bu oyunu bir daha izlemek istiyorum.


 
Mar
27
    
Posted (serkan) in tiyatro, tv on Mart-27-2007

Bir iki istisna hariç içerisinde tiyatronun geçtiği neredeyse her şeyi sevmişimdir. Amatör tiyatroculuğu denediğim ve son noktasına kadar rezil olduğum pek çok sefer de olmuştur. Sonundan korkmadan, ben de varım, demek kolay ama ayrılmak ise acı verici olmuştur. Ancak bana bunca neşeyi tattıran, yeri geldiğinde kızdıran, hatta kendi kendime kazık atmamı sağlayan yine o olmuştur. O hep benden aldıkları için kendisine teşekkür borçlu olduğum sağ duyumdur.

Bir dönem sırf yine tiyatro için tiyatroya gidemediğimi hatırlarım. Hatta o dönemden itibaren süre gelen afişleri umursamazlığımı bu günlerde sıkça yaşarım.

Hatırladıklarım arasında ilk izlediğim tiyatro oyunu Trabzon Devlet Tiyatrosu’ndan Çocuğum. Genellikle önemserim ama nedense yazarının adını hatırlayamıyorum. Tabi bu, oyunu daha bir ilkokul öğrencisiyken izlemiş olmamdan kaynaklanıyor olmalı.

Sadece Trabzon Devlet Tiyatrosu değil tabi benim sırf tiyatroya gittiğim için nice fırçalar yememe sebep olan. Onun gereksiz bir kutuya sokuşturulmuş hali diye kendimi kandırdığım 7Numara, içi boş bir kuru gürültü makinesine bakmak için bulduğum nadide bir bahane.

7Numara biteli yıllar oldu derken bu sefer ilk bölümlerinde yakalayamamış olsam da hiç ummadığım bir kanalda Anında Görüntü Şov ile Mahşer-i Cümbüş bu sefer hem alışık olmadığım hem de hayretler içinde kaldığım gösterileri ile her salı akşamı bizim evdeki kara kutunun içinde.

Bugün (27 Mart) Dünya Tiyatrolar Günü. Bakın ne kadar ilgiliyim ki az önce o gereksiz makine söylemeseydi ruhum duymazdı. Hatta gündemde o kadar da çok tiyatro ile ilintili haber dolaşırken ben bu üstün ilgimle tek sağ duyuma kulak kabartmamışım günlerdir. Bugün Tiyatrolar Günü diye bir oyun mu seyrettiniz? Nezaketiniz kayda değer… O tiyatronun 364 gününe bana en ön sıradan bilet ayırtmış oldunuz… Ama benim için fark etmez buyrun diğer günler de beraber gidelim.

Yok ben gitmem, kıpırdamam sıcak koltuğumdan diyorsanız. Yani kibarca, sizi ikna edemediğimi ima ediyorsanız, salı akşamları Anında Görüntü Şov’a uğrayın ve biraz neşelenin…


 
Mar
11
    
Posted (serkan) in Trabzon, tiyatro on Mart-11-2007

Bu akşam KÜT‘ün bu yılki ilk sahneye koyduğu oyun olan Töre’yi izleme fırsatımız oldu. Daha önce Devlet Tiyatrosu oyuncularından izlemiş olduğumuz için evdekileri ancak oyunun ismini söylemeden tiyatro salonuna kadar götürmeyi başarabildim. İşin içine bir de AKM’den ve bölümden arkadaşım Elif’in OKM’nin neredeyse en güzel yerinden bize bilet ayırmış olması vardı ki, işin sonunda tiyatrodan hiç hoşlanmayan annemin “keşke bir daha olsa da izlesek” diyeceği bir oyuna kavuşmuş olduk.

Genellikle sahneye koyduğu oyunlarda yazılı metni ciddi oranda değişikliklere uğratıp kendi yorumunu konuşturmayı tercih eden bu topluluğun bu sefer bu denli yazara sadık bir tutum sergilemesi ilgimi çekti. Tabi söz konusu olan oyunun Turgut Özakman tarafından yazıldığını da unutmamak gerek.

Ayrıca KÜT’ün bu sefer neredeyse kusursuzca başardığı asıl şey müzik seçimi olmuş. Daha önceki oyunlarında genellikle (10.Köy’de) birbiri ile alakası olmayan yabancı parçalar ve (Kadınlık Bizde Kalsın’da) oyun metniyle gelen müzikleri ile pek tatmin edemeyen topluluk bu sefer çok zamandır güzel bir melodiye takılamamış kulağımızın pasını sildi.

İlk defa izlediğim bir oyun olmadığı için konudan bahsetmem pek mümkün değil. Zaten konusunu bilmediğiniz bir oyunu izlerken sizi saran merakın son anda tatmini ancak gerçek bir yazı yazdırabiliyor. Bu yüzden bu yazı daha çok bir amatör tiyatro topluluğunun çıkardığı işi eski başarıları ile kıyaslamak gibi oldu.