Eki
24
    
Posted (serkan) in tarih, tiyatro on Ekim-24-2010

Dün Trabzon Devlet Tiyatrosu’nda III. Richard’ı seyrettim. Uzun süredir tiyatroya gitmek için zaman ayırmıyordum. Bir Shakespeare oyunu olan III. Richard bir dönem ortaçağ İngiltere’sinin nasıl bir siyasi ortama sahip olduğunun güzel bir örneği.

III. Richard - Trabzon Devlet Tiyatrosu

Oyunda dikkatimi en çok çeken Margaret karakteri oldu. Sahnede en iyi onun canlandırıldığını söylemeliyim. Bunun yanında oyun sırasında karakterin hayal ettiği sahneleri oyunu hiç bölmeden çok etkili bir şekilde oynadılar.

En sevdiğim ilk on oyun lisesine girdiğini söylesem yanlış olmaz. Kaçırmamanızı tavsiye ederim.


 
Ara
11
    
Posted (serkan) in tiyatro on Aralık-11-2009

Geciktim ama yazmadan edemiyorum. Hatta kendi cümlelerimle de anlatamıyorum. Ceren Facebook üstünde acı olayı öylesine anlatmış ki okurken yaşıyor insan, ne kadar istemse de. Yazdığı yazı Facebook’da kayıp gitmesin diye buraya koymak için izin aldım. Sağ olsun kırmadı beni. İşte sıkıf arkadaşım Ceren Sümer‘in gözünden Trabzon Devlet Tiyatrosu’ndan o hazin an. Başımız sağ olsun.

Biranda düşünce tüm salon çok şaşırmış gibi göründü. Ama düşüşü rol olamayacak kadar sertti. Düştüğünde çıkan o ses… Ayrıca o an oyun gereği konuşması gerekiyordu, düşmesi değil…Kimse birşey söylemiyordu herkes şaşkın olanları izliyordu.. Diğer oyuncu hiç bozmadı durumu “Zabitler zabitler” diye bağırdı. İçerden iki oyuncu geldi yerdeki oyuncuyu taşıdılar. Hala şaşkındı salon kimse birşey söylemiyordu. Tereddüt vardı. Rol mü ? Gerçek mi? bu soruların cevabını sahneye telaşla çıkan başka bir oyuncu cevapladı. “Aranızda doktor var mı?” endişeliydi. İşte orda kesinleşti herşey ilkyardım bilenler sahneye koştu. Ya da bilmeyenler merak edenler. Ambulans çağrıldı. Durumunu sordu ordan bir izleyici. Tiyatronun müdürü olduğunu söyleyen az önce ki haberci “Hala nefes alıyor” diyebildi. Çok korkmuştu oyuncular belliydi. Yine müdür gelip “Özür diledi” sanki bu umrumuzdaymış gibi ne önemi vardı ki oyunun bitmesinin bir insan yaşamı yanında. Ama bunu yapmalıydı belki. Dışarı çıktık. Ambulansa taşındı. Hastanede çıkmış yolculuğuna… Oysa sadece fenalaşmıştı ve bir sonraki oyunda yine Paşa olacaktı. Öyle düşünmüştük, düşünmek istemiştik belkide. Aslında ölmek için güzel bir yol gibi görünüyordu. Sevdiği bir şekilde, oyuncu olarak…


 
Mar
15
    
Posted (serkan) in sanat, tiyatro, Trabzon on Mart-15-2009

Dün akşam Genç Tema topluluğu ile birlikte Trabzon Devlet Tiyatrosu‘nun Rumuz Goncagül adlı oyununa gittik. Daha önce amatör tiyatroculardan izlediğim bir oyundu. Öncekinde çok eğlenmemiştim ama bu seferki sahneleniş gerçekten güzeldi. Arka koltuklardan izlemek zorunda kaldık. Vaktim olursa ön sıradan bir biletin peşinden koşabilirim bu oyun için.

Oyunda KTÜ Tiyatrosu’nda (KÜT) beraber oynama fırsatı bulduğum Nevzat’ı (Nevzat Cengiz) sahnede görmek çok güzeldi. İlk gördüğümde biraz şaşırdım ama buraya kadar bulaşacağına emin olduğum bir arkadaş olduğundan bir yandan da çok sevindim. Oyunda danslar sırasında ve bir kaç başka yerde seyretmeniz mümkün. Umarım tiyatro hayatına ömrü boyunca devam eder. Trabzon’da yetişmiş en değerli tiyatroculardan biri olacağına adım gibi eminim.

Vaktiniz yoksa bile bir şekilde fırsat çıkarıp izleyin bu oyunu. Pişman olmayacaksınız.


 
May
24
    
Posted (serkan) in Etkinlik, tiyatro on Mayıs-24-2008

Tevfik Serdar Anadolu Lisesi’nin 2008 yılında sahnelediği amatör tiyatro oyunu.

Gözde’de oynadığı için izleme fırsatı bulduğum, hatta uğruna sinemaya gitmekten vazgeçtiğim ve beni pişman etmemiş bir oyun. Gözde’nin ifadesiyle tiyatro izleyicisi için değil de daha çok aileler için hazırlanmış gibiydi. Gereğinden fazla kalabalıktı. Benzer bir sürü etkinlikde bulunduğumdan biliyorum, bu gibi durumlarda bir kelimecik de olsa rol almak önemlidir. Hele hele bu sizin için ilkse.

Yanlız her ne olursa olsun yazardan mı kaynaklanır yönetmenin mi seçimidir bilmem ama anlatıcıların sırayla konuşan çiftler şekilde sunulması gözlerimin pinpon topu muamelesi görüp bir o yana bir bu yana sıçramasına sebep oldu.

Ama bunlar oyun güzel olmamış demeye yeter kusurlar değil. Geçen sene ki Şiir’e Gazel’e oyunlarında yaptıkları gibi seyirciye sırtını dönen dakikalarca bekleyen kimse olmadığı gibi sanki oyuncu arkadaşlar bu konuya özellikle çalışılmışlar gibi dikkat gösterdiler.

Keşke Yunus Emre daha iyi oynansaydı. Onu canlandıran arkadaşın geçtiğimiz yıl en beğendiğim ilk üç içinde olması ise ayrı bir şaşkınlık konusu. Tabi ben sahnedekilerden kardeşim hariç hiç birini ismen ya da cismen tanımıyorum. Evde oyun üstüne konuştukça Gözde sayesinde geçen yıl da kimin ne oynadığını hatırlayıp karşılaştırma yapabiliyorum.

Olmasaydı eksik kalırdı!

Aslında oyunda bir yıldız yoktu ama selamlamaya tek başına çıkmasını beklediğim, isminin Zeynep olduğunu öğrendiğim, biri vardı. Şimdiye kadar iki farklı oyunda görebildim, ikisinde de en iyiydi. Umarım sadece amatör sahnelerde seyretmek zorunda kalmayız.

Kültür nedir?

Ana tema kültür. Ama biraz abartılmamış mı? Televizyon ekranının başına kitlenmiş, aptal muamelesi gören ve oyunda eleştiri konusu yapılan kitlenin zihnine bir şeyler sokmak istercesine defalarca tekrarlandı kültür kavramı. Merak etmeyin siz, onlar gene anlamadılar. Eve gelip yine “Aç mısın? Tok musun?” seyretmeye başladılar bile.

Anlamadığım bir şey var?

Selamlamanın en sonunda çıkan ve o sahne için biraz fazlaca yaşlı kalan kimseler kimlerdi? Siz en son kim selamlar bilir misiniz?

Kendi yazdığım yazının sonuna açıklama yazmak ve bu şekilde ifade beceriksizliğimi ört pas etmeye çalışmak adetim değildir ama burada daha bir lise öğrenciyken okuldan, dershaneden arta kalan vakitte gezip eğlenmek yerine sanat üretmeyi tercih etmiş kimselerin emeğini eleştirdiğim sırada yaptıklarını takdir etmediğimi düşünmelerini istemem.

Kimse aklından çıkarmasın. Sahnedeki en kötü olmak için bile önce sahneye çıkmak gerekir. Koltuktan konuşmak ise her zaman kolaydır. Eleştirilmemek için hiç bir şey yapmamak gerekir.