Tem
29
    
Posted (serkan) in sürü psikolojisi on Temmuz-29-2007

National Geographic Türkiye‘nin Temmuz 2007 sayısında Sürünün Gücü başlıklı yazıyı okuyunca aklıma bizdeki sürüler geldi.

Eski yazılarımdan kimisini okumuş olanlar ve yakın çevrem çok iyi bilir ki sürü psikolojisi epeyce kafayı taktığım bir konudur. Ancak tabi her zaman olduğu gibi yanlış anlaşılmalar da peşi sıra gelir.

Pek çoğu benim sırf farklı olmak için herkesin yaptığına uymadığımı ve sırf bunun için aleyhte laf ettiğimi düşünür ve söylemekten geri durmaz. Oysa asıl bu durumda sürü psikolojisine gıcık olanlar sürüsüne katılmış olmuyor muyum?

İşin diğer tarafında bir sürüye dahil olmanın her zaman karlı olduğu var. Hatta pek çok doğal durumda (örneğin karıncalarda ve arılarda) verimliliği arttırması bile söz konusu.

Benim anladığım ve çokça savunduğum; eğer sizin için doğru ise ister koca bir sürü kabul etsin isterse hiç kimse oralı olmasın akıl süzgecinden geçirilmiş her türlü yöne gidebilmeniz. Zaten doğadaki akıllı sürüler de böyle yaşıyor. Sebepsiz yere bir liderin sözünden giden bir sürünün başarılı olması olası değil. Zaten NG’de çıkan yazı da gösteriyor ki karıncalara ya da arılara ne yapmaları gerektiğini söyleyen bir liderleri yok.

Daha önce verdiğim örneğe dönebilirim. Herkes msn kullanıyor diye msn kullanmak saçma ama iletişim kuracağınız kişi msn kullanıyorsa başka bir seçenek aramaya da gerek yok. Bu msn’den nefret etmeniz durumunda bile geçerli.


 
Mar
10
    
Posted (serkan) in GNU/Linux, Türkiye, sürü psikolojisi on Mart-10-2007

Dün (9 Mart 2007) Kredi Kurtlar Kurumu Trabzon Bölge Müdürlüğü’ne işim düştü. Yapmam gereken elimdeki dilekçeyi yetkiliye bırakmak ve eve gitmekten başka birşey değildi. Girişteki görevli ile başlayıp ilgili müdürün yönlendirdiği kapı ile sonlanan odadan odaya gönderilme zincirinin ardından nihayet konu ile ilgili olduğunu düşünen biri ile karşılaşmış olmanın mutluluğu ile teşekkür edip evimin yolunu tuttum.

Eve dönüş yolundayken tüm bu odadan odaya gönderilme zincirinin aslında bana çok şey kattığını hissettim. Çünkü girdiğim dört odanın üçünde insanlar bilgisayar kullanıyor hatta ben başlarına gittiğimde msn üzerinde yazmakta oldukları yazıyı bitirdikten sonra kafalarını kaldırıp gözlerini bana doğru sorgularca bir edayla yöneltiyorlardı. Aslında hiç de anormal değildi; onca saat msn üstünden birilerine dil dökrükten sonra güzel bir cümle ile ne istediğimi sormak, günün yorgunluğu ile yapılacak iş değildi. Aslında orada bulunduğum saat itibariyle (16.25 gibi) pek de affedilir bir yanım yoktu.

Teknolojiyi son demlerine kadar ve en ufak bir israfa fırsat vermeden kullanan devlet memurları benim küçük aklımla umduğum Devlet Dairelerine GNU/Linux savımın ne kadar da boş, ne kadar da akılsızca olduğunu ortaya koymuştu.

İlk kurulduğu anda MSN ağına bağlanma ve onun tüm son teknoloji ürünü özelliklerini kullanma konusunda biraz yetersiz kalan güncel GNU/Linux dağıtımlarının bu gibi emektar görevlilerin masalarını işgal etmesine nasıl göz yumabilirdim. Bu ancak ve ancak vatan hayinliği hatta gericilik olabilirdi.

Doğru yolu bulmuş olmanın sağladığı güvenle eve vardım ve benim ebedi özgürlüğe insanca ulaştıracağımı idda eden bu uğursuz isimli GNU/Linux’tan kurtuldum belki de

Artık ben de devlet memurundan bilim adamına kadar bir sürü kişinin kullandığı bu teknolojiye hayır diyemem.


Koyun