Eki
23
    
Posted (serkan) in NTV, sinir bozucu on Ekim-23-2009

Hatırladığım kadarıyla NTV ilk defa bir sataşmaya cevap veriyor.

Başlığı görünce NTV’ye ne oldu, o da mı ötekilerine benzeyecek, diye düşündüm ama biri beni suikast ile suçlasa sitede herhalde tek bu haberi verirdim herhalde. Dozunu güzel ayarlamışlar.

Taraf gazetesi sıradışı bir saflık gösterisi yapmış ve çok kötü bir ithamda bulunmuş. Tabi bir o kadar da gerçek dışı bir suçlama söz konusu. NTV’yi sabrından ve ölçülü tepkisinden dolayı kutluyorum. Söz konusu habere NTVMSNBC’deki sayfasından ulaşabilirsiniz.


 
Eyl
13
    
Posted (serkan) in Televidyon, sinir bozucu, internet, tv on Eylül-13-2009

Artık televizyondan çok Televidyon seyrediyorum. Tabi ki en beğendiğim program TeknoSohbet.tv yani Televidyon’un ilk göz ağrısı. Şu aralar ikilinin yoğunluğundan dolayı çekimleri aksıyor. İki bölüm arasında iki haftalık ara bile gördük. Anlayışla karşılıyorum, o kadar olur.

Televidyon’da değişen tek şey TeknoSohbet veya diğer kanallardaki üretim yavaşlaması değil. Artık videolar eskisi kadar hızlı yüklenmiyor ne yazık ki? Belki kendi bağlantımdan kaynaklanan bir sorundur diye düşünüp etrafıma sordum ama tanıdıklarda da aynı belirtiler olunca üzüldüm. İlk önce sunuculardaki yoğunluktandır diye düşündüm. Tabi Türkiye’deki özellikle TürkTelekom Data Center’ında tuttukları sunucunun giderlerinden dolayı dışarı taşınmış olabilirler. Bilemiyorum. İncelemedim ya da sormadım. Umarım tekrar hızlanır ama çok da can yakmıyor. Hiç olmamasından daha iyidir. İzleyecek ne kadı zaten.


 
Eyl
10
    
Posted (serkan) in sel, İstanbul, sinir bozucu, siyaset, Türkiye on Eylül-10-2009

Çevre Bakanı doğayı suçlamış! Yapılabilecek hiç bir şey yokmuş! Görülmemiş yağmur yağmış!

Eğer böyle adamları Çevre Bakanı yaparsanız gerçekten yapılabilecek bir şey yoktur.

Vatan Gazetesi suçlunun vatandaş ve doğa olduğuna dair manşet atmış! Peki yıllardır İstanbul’u yönetenler? Benim bildiğim 3-4 dönemdir İstanbul’un yöneticileri aynı kimseler. Başkan değişti hatta eski başkan, başbakan oldu ama bugünkü İstanbul yönetimi sanki yeni başa geçmiş gibi mağdur edebiyatı yapıyor. Devletin elinden gelen bir şey yokmuş! Ama yaraları sarması mümkünmüş.

Felakette hayatını kaybedenlerden hepimiz sorumluyoz. Sadece İstanbul’da yaşayanlar değil. Dünyanın öteki ucunda çocuğunun tabakta israf ettiği yemeğe göz yuman anne de dere yatağına koca koca yapıların kurulmasına müsaade eden belediye meclis üyesi de. Yıllarca resmi şehir planına aykırı olarak bile bile gece kondulara ve apartmanlara müsaade edildi. Yasadışı ruhsatlar evrildi. Verilmemesi gereken ruhsatlar siyasetçi eliyle yasallaştırıldı. Ne karşılığında?

Bugün eğer yıllardır istanbul’u yöneten biri olsaydım yaptığım ayıbın yüzüme vurumlasını beklemeden özür diler istifa ederdim. İstanbul daha da kötü olmasın. Gidin lütfen.

Ama biliyorum hiç kimsenin bir yere gideceği yok. Ne de olsa suçlu belli: doğa!


 
Ağu
19
    
Posted (serkan) in evrim, sansür, sinir bozucu, eğitim, biyoteknoloji on Ağustos-19-2009

Harry Potter seyreden veya okuyanlar bilirler. Öyküdeki bir karakterden özel bir sebepten dolayı asla ismi ile bahsedilemez. Herkes “kim olduğunu bilirsin sen” der söz konusu kişi o olduğunda. Öyle ortalık yerde de bahsedemezler. İşte bizim evrim konusu da buna dönmüş yeni uyanıyorum.

Belgeseller hakkında seri yazılarıma kısa bir ara veriyorum. Bir an irkilip kendime gelmemi sağlayan bir yazı okudum birkaç saat önce. Hep diyordum acaba ben neden hiç şu konudan bahsetmiyorum diye.

Bu yazıyı okumaya devam etmeden önce DoğaTarihi.net’deki şu yazıyı okumanızı tavsiye ederim. Hatta burada yazdığım o yazının altına eklediğim yorumun biraz genişçesi o kadar.

Az önce burada neden daha önce evrimden bahsetmediğimi kendi kendime sordum. Bir kaç kere çok yaklaştığımı ama geri döndüğümü hatırladım.

Baştan belirteyim evrim konusunda belirmiş toplumdaki hiç bir kutuplaşmanın taraftarı değilim. Ne evrim karşıtıyım ne de evrim yandaşıyım. Hatta evrim denen konunun kutuplaşmaya sebep olmasını hayretler içinde seyretmekte olan saf (aptalca) bir bakış açısına sahibim.

Neden yazmadığımın sebebini bulmak zor olmadı. Çok emin olmadığım konularda hiç bir şey yazmıyorum. Yarım yamalak bilgiyle yazmak bir kenara dursun konuşmayı bile sevmem. Evrim hakkında yazmamış olma sebebim de budur.

Dört yıldır lisans düzeydinde biyoloji eğitimi alıyorum. Okulun en devamlı öğrencilerinden biri oldum bu süreç içerisinde evrim hakkında hiç birşey bilmiyorum. Bu biraz saçma değil mi? Hatta sıradan bir öğrencinin yapacaklarına ek olarak bir hayvan sistematiği araştırma laboratuvarında üç buçuk yıl deney yapmış ve pek çok çalışmayı izlemişliğim var. Buna rağmen sistematik biliminin de temeli olan evrim hakkında söz söyleyecek ya da en azından bir fikir sahibi olacak kadar dahi kendime güvenmiyorum. Burada ciddi bir sorun yok mu?

Evet var çok büyük oranda sorumlu kişi benim. Öğrenmeliydim. Hiç kimsenin bana öğretmesini beklememeliydim. Hele hele elimin altında onca kitap ve Evrimi Anlamak Projesi gibi rehberler varken öğrenmeliydim. Bu benim ayıbım. Amaaa bir bakalım sadece benim sorunum mu?

Lisans sırasındaki dersler boyunca evrim denen şeyden eğer sadece iki kere bahsedilmişse burada bir sorun var demektir. İnsanlar inansınlar ya da inanmasınlar filogenetik bu kavram üstüne kuruludur ve okulumdaki araştırmacıların / hocaların yarıdan fazlası sistematikçidirler (filogenetiği kullanırlar). Evrim denen şeyi ne kadar iyi bildikleri çalışma alanlarına bakılırsa su götürmez bir gerçektir. Ancak bize anlatmaya bir türlü sıra gelmez.

Hocalarımın hiç birinden evrime inanmalarını beklemiyorum. Eğer böyle bir inanç gösterisinde bulunursalar dersin ortasında bu fikirle dalga geçecek kadar  korkusuz ve ukala olduğuma emin olabilirsiniz. Bu gibi inançlar dogmadan başka bir şey değildir ve bilimsel düşünceyi baltalar. Burada bir paradoks gözünüze çarpacak belki ama bilim söz konusu olduğunda hiç bir fikri peşinen kabul etmemek asla caymamanız gereken tek kabulünüz olmalıdır. Yoksa yaptığınız şey bilim olmaz. Sadece bilimsel yöntemleri kullanarak savınızı desteklemek için havalı çözümler üretmiş olursunuz o kadar. Sonuç bir buluş yada keşif değildir.

Dönem dönem dogmalara inanmış insan oğlunun nasıl da kendi kuyusunu kazdığına ilerleyen günlerde değinmeyi düşünüyorum. O zaman bugün aklınızdan geçen “ama bu başka” dediğiniz pek çok konuyu nasıl da tekrar gözden geçirmek gerektiğini anlayacaksınız diye umuyorum.

Din konusunda en ufak bir uzmanlığım yok. Aslında bilmem gerekenden az bildiğim pek çok konudan biri de dindir. Bu yüzden hiç bir zaman din konusuna girmeyeceğim. Ama açıktan belirtmeliyim ki evrim konusunda fikir veren birileri ile karşılaştığında o kişiyi baştan dinsiz sayan kimseler beni çok eğlendiriyor. Din saydıkları şeyden ne anladıklarını dinlemek isterim. Eğer onlardan biriyseniz bana ulaşmanın bir yolunu bulun lütfen. Sizi saatlerce dinleyebilirim hatta en ufak bir itirazda bulunmadan. İsterseniz sırf sizi biraz daha heyecanlandırmak için arada kafa sallayıp “hı hı” gibi sesler bile çıkarabilirim. Biraz eğlenmek istiyorum bu aralar.