Tem
14
    
Posted (serkan) in sinema on Temmuz-14-2009

Bu filmde o kadar abartacak ne var? Tersinden yaşanan bir hayattan bahsediyor olması mı? Bence Hollywood yazarları insan hayatı için çok tuhaf olan birşeyin sahnelenmek için tek başına yeterli olduğunu düşünmüş. İşin içine neredeyse her filme konan türden bir aşk serpiştirilmiş ve öylece fırına verilmiş.

Bir sürü kimse bayıldı bu filme. Eminim daha sıradışı şeyler uydurabilirim ama tabi ki üstad Patrick Süskind’i tavsiye ederim. Filmin ilk yarısında Brad Pitt’i fiziken gerçek haliyle görmek de mümkün olmadığından kızların ona olan hayranlığından gelme bir hisle sevdiklerini de düşünemiyorum. Peki bu filmin bu kadar güzel bulunmasını sağlayan ne ki?

Muhtemelen bir süre sonra burada yine hiç sevmediğim bir kitaptan bahsedeceğim ama ben sevmeme rağmen okurlarının neden o kadar hayran oldukları konusunda çok emin iddialarım olacak. Oysa ne yazık ki bu filmin neden bu kadar çok beğenildiği konusunda hiç bir fikrim yok! Sadece medya tarafından çok abartılmış olması olamaz. Sinema zevkleri konusunda önemsediğim kimselerin hoşuna gitmitiş bir eserden bahsediyoruz.

Ya da benim sinema filmleri konusunda algılama ve eğlenme yetilerim geriliyor, tıpkı filmdeki zavallı gibi.


 
May
29
    
Posted (serkan) in bilim kurgu, sinema on Mayıs-29-2009

Star Trek 11 Hepsi bu muydu? Bugün Fatih’le Star Trek 11‘i seyrettik. Film içinde bana anlamlı gelen herhangi bir kısım bulamadım! Bilim kurgu severim aslında. Hatta bu filmin televizyonda yayınlanan çok eski çekimlerini de seyrettim. Ama bu sefer heyecan duyduğum bir kısım bulamadım.

Daha doğrusu filmi anlamadım bile. Öyle kafam başka yerde falan da değildi. Sanırım ben gerçekten yaşlanıyorum.


 
May
23
    
Posted (serkan) in gerilim, sinema on Mayıs-23-2009

Melekler ve Şeytanlar Melekler ve Şeytanlar, İlk yarısını beğenmediğim ama ikinci yarısı çok güzel bir film. Kitabını okumamıştım zaten. İzledikten sonra da pek sebep kalmadı artık. Zaten bu yüzden kitabı önceden okumak istiyordum ama fırsat olmamıştı. Tabi belli olmaz yine de kitabı elden geçirebilirim.

Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük fizik deneyinin yol açtığı bir acayipliği konu alıyor. Fizikten hele hele orada sözü edilen karşıt maddeden hiç anlamam ama romanı ben yazıyor olsaydım patlama durumunda daha fazlasının olacağını söyleyip seyirciyi daha fena tedirgin etmeyi denerdim.

Kadının Galileo’nun el yazmasından bir sayfa kopardığı o anı görünce içim nasıl cız etti tahmin edemezsiniz. Az daha koltuktan fırlayacaktım. :)

Vakit geçirmek için güzel bir film tavsiye ederim.


 
Kas
23
    
Posted (serkan) in Türkiye, sinema on Kasım-23-2008

Osmanlı Cumhuriyeti

İki haftada üç film izledim; Max Payle, James Bond ve Osmanlı Cumhuriyet. Hatta biraz daha öncesinde Testere V’e gittim ama hiç biri hakkında bir şeyler yazasım gelmedi. Hatta James Bond’a niye gittiğime anlam veremedim bile.

Osmanlı Cumhuriyeti beklediğim kadar iyi bir film çıktı. Gülmekten yerlere yattığım bir film değil ama yeterince eğlenceli. Bana zamanında bir tarih dersi sırasında Lale Devri’ni anlatan öğretmenimin “işte size bugün ki Türkiye” deyişi aklıma geldi. Bir arkadaş “olur mu canım” demiş ders boyunca da cevabını almıştı.

Osmanlı Cumhuriyeti ise biraz daha ense yaparsak neler olacağının göstergesi. Yani bir bakıma yarın ki Türkiye.

Bu arada sinemaya birlikte gittiğim arkadaş grupları sayesinde bir türlü Mustafa’yı izleme şansı bulamadım. Artık çıkınca DVD’sini alırım diyebiliyorum sadece.