Burnumun dibinde geçen savaşların hepsini an an takip ediyorum. Biraz uzaktakileri de. Ama neredeyse hiçbiri hakkında yazmıyorum. Çünkü sıcağı sıcağına yazılanların gerçeği yansıtmayacağını düşünüyorum. Tabi bu durumda o anki duyguyu da kaçırmış oluyorum. Belki bundan sonra daha fazla zaman hassasiyeti gösterebilirim bu gibi konularda.
Savaş kötü bir şeydir. Nasıl ve ne için olursa olsun kötü bir şeydir. Kimi zaman kendinizi içinde bulmanız, eğer bir lider değilseniz, pek sizin elinizde değildir. Öldürme izninizin olduğu tek durumdur savaş. Zaten bu bile başlı başına ne kadar kötü olduğunu gösterir. Çünkü siz öldürmezseniz o sizi öldürecektir. Sıkıyorsa merhamet edin.
Gazze’deki savaş da farklı değildir. Hatta zamanında o bölgede ezilen Arapların ihanetine uğramış dahi olsanız farklı değildir. Savaş ölüm getirir. Hem de küçücük çocuklara ölüm getirir. O çocukların yarın bir gün Nobel Barış Ödülü alma şansları, bugünün eli kanlılarından daha olasıdır. Hiç kimsenin “bize ne Filistin’deki savaştan” deme hakkı olduğunu sanmıyorum. Arap milletler zamanında bizim kuyumuzu kazan terör örgütlerini beslemiş olasalar da sonuçta suçlu olan Arap liderlerdir. Bombalanan okullara giden çocuklar değil.
Savaşa hayır demek alkışlanacak bir şey de değildir. Boynumuzun borcudur.
Daha önce de bahsettiğim gibi Erdoğan’ın Davos hareketi oy kaygısına dönük sayıldı. Bizim saf halkımızın bu şekilde uyutulduğu iddia edildi. Doğrudur. Bizim halkımız dış siyasette hoşa giden bir hareket karşısında bu hareketi yapan kimsenin gösterdiği belediye başkanı adayına oy vererek teşekkür etmesini bilir. Bu bir saçmalıktır, ama yapar. Hangimiz hiç saçmalamadan yaşıyoruz?
Erdoğan günahımı istese vermem. Yerel seçimde de oy verdiğim kimsenin hangi partiden olduğu da umurumda değildir. Ama eleştirinin de bir dozu vardır. “Sana mı kaldı Filistin’deki vahşeti çözmek” demek insanlığa sığmaz.
Evet artık ara buluculuk diye bir şey olamaz. Ara bulucu tarafsız olmalı. Türkiye artık taraf olmuştur. Peki bana tek bir tarafsız kimse gösterebilir misiniz? Tarafsız görünen değil. Gerçekten tarafsız olan birileri.
Yabancı basında Türkiye’nin görünüşünün artık kökten dinciliğe kaydığı yönünde yazılar çıkmış. Ben okumadım ama bizim basınımızdan duydum. Peki yabancı basın görünümümüzün Avrupalılıktan yana olduğunu düşündüğünde ne kazandık? Şeker mi verdiler?
