Kas
30
    
Posted (serkan) in reklam, test on Kasım-30-2009

Bu sefer arayı çok fazla açtım. Bir türlü yazamadım. Hatta yazmayı çok istediğim onca şey olmasına rağmen yazamadım. Çok yoğundum ve aslında halen öyleyim.

Gillette Fusion Power Stealth’ımın geldiği iki ay kadar oldu mu? Zamanı tam hatırlayamasamda  geldiği gibi Twitter’da bir şeyler karaladığıma eminim. Hemen burada döktürmeyi çok istiyordum aslında. Neyse bu gecikmenin hatrına bir değişiklik yapıp birkaç yazıda ondan bahsedeceğim.

Henüz yeterince denemedim zaten. Daha doğrusu üstüne ahkam kesecek kadar denemedim desem daha doğru olur. Önceki sürümü olan Gillette Fusion Power Phenom ile karşılaştırmayacağım. Bence ikisinin yeri de ayrı. Ama şu son durumda Stealth’ı kullanmak daha iyi bir fikir bence.

Her ne kadar -benim sıradışı zamansızlığım nedeniyle- bloğumda bir an önce yazmaya sevk edemediyse de çok heyecan verici bir karşılaşmamız olduğu ortada. İsme özel gelen, sesli olarak isminizi söyleyen bir kutu ile karşılaşırsanız şaşırırsınız. Hem kutu içindeki hakkında fikir verici en ufak bir ip ucuna bile sahip değil. Açıp içindekileri görene kadar ne olduğu konusuda da hiç bir fikrim yoktu.

Bence sadece kutusu bile kendinden söz ettirmeye değecek kadar özenilmiş. Kara kaplı konuşan kutunun içindekilerden bir sonrakı yazıda bahsedeceğim. Bu sefer arayı fazla açmayı düşünmüyorum.


 
Tem
28
    
Posted (serkan) in internet, reklam on Temmuz-28-2009

Reklamın konuşturanı iyidir. Yeni nesil reklamlarda markayı söylemeden gerçek olmayan hikayeleri gerçekmiş gibi göstereren yöntemler kullanılmaya başlandı. Bu tip reklamlarda marka pek konuşulmasa da reklam konuşuluyor. Ama genelde tercih edilen reklamın değil markanın konuşulması. Tabi burada başka bir yol seçilmiş. Reklamı konuşsunlar onu izlemeye gelsinler ve gelişmeleri takip etmek için GittiGidiyor’a (markaya) uğrasınlar ki bu süreçte yüzbinlerce dakikalık ücretsiz tanıtım yayınlayalım.

Facebook’ta izlediğim ve YouTube üzerinde de bulabileceğiniz Mert – Fulya aşkının sonunu anlatan harika viral reklam bu güne kadar izlediğim en iyi fiyat / performans değerini sağlamış reklamdır diye tahmin ediyorum. Açıkçası ilk önce GittiGidiyor reklamı olduğunu anlamadım ve ilk fikrim bir reklam şirketinin kendi reklamı olsun diye harika bir viral reklam hazırladığı yönündeydi. Ama tabi bu reklamın değerini düşürmüyor. Hatta ortada reklam olmadığına dair o kadar inandırıcı kanıtlar var ki GittiGidiyor’u hiç kullanmıyor olsanız bile acaba kızın satışa çıkardıkları kaçtan gitmiş diye merak edip bu bilginin peşine düşmeniz bile etkili bir şekilde arkada saklanan marka ile muhattap olmanız anlamına geliyor.

Tüm web 2.0 markalarına böyle harika fikirler ve en azından böylesi reklamlar çekebilecek kadar reklam bütçeleri diliyorum. Ayrıca GittiGidiyor reklamını hazırlayanları da kutluyorum.


 
Mar
07
    
Posted (serkan) in Biyologlar Birliği Derneği, internet, reklam, sinir bozucu on Mart-7-2008

Üç gün önce tüm üyelere olduğu gibi bana da Biyologlar Birliği Derneği‘nin posta listesi aracılığı ile grubun kayıtları arasında da görebileceğiniz yeni bir e-posta ulaştı.

E-posta’dan kısa bir alıntı:

…SİZERDEN ŞU DESTEĞİ RİCA EDİYORUM. SİTEMİZİ SIK SIK ZİYARET EDİN ÇEVRENİZDEKİ ARKADAŞLARINIZA HABER VERİN, ONLARI SİTEYE ÜYE YAPIN. SİTE İÇİNDEKİ GOOGLE REKLAMLARINA TIKLAYIN VE REKLAM VEREN ADRESLERE BİR KEZ TIKLAYIN… (Kaynak – Google Gruplar – Biyologlar Birliği Derneği)

Bu yazıdan ve e-postanın ilerileyen kısımlarından da anlaşılacağı gibi Google AdSense reklam ağına dahil olmuşlar. Bu sıradan bir gelişme tabi sitelerin ayıp olur diye reklam almamalarını saçma buluyorum. Doğru bir karar ama anlaşılan reklam ağına dahil olduklarında imzaladıkları anlaşmayı iyi okumamışlar ki ziyaretçilerine “reklamlarımıza tıklayın” diyebiliyorlar!

Aynı e-postanın devamından başka bir alıntı:

GOOGLE İLE REKLAM ANLAŞMASI YAPTIK. SİTEDEKİ GOOGLE REKLAMLARINA HER TIKLAMA DERNEĞİMİZE 1 CENT KAZANDIRIYOR. (Kaynak – Google Gruplar – Biyologlar Birliği Derneği)

Dahil olunan reklam ağı hakkında yeterli bilgi sahibi olunmadığı açıkça ortada. Çünkü Google hiç bir AdSense yayıncısına tıklama başına net bir değer vermez. Ödenecek bedel reklam veren tarafından belirlenen değişken değerin belirli bir yüzdesidir. Bu bir gün 1 cent olur başka gün 4-5 dolar. Yan yana çıkan reklamlar arasında bile fiyat uçurumu bulunabilir.

“Derneğin kural dışı iş yapmasından bana ne!” diyebilirsiniz. Bana kalırsa öncelikle Google’ın sağladığı reklam ağının çalışma prensibine göz atmalıyız.

  1. Reklam veren, Google AdWords aracılığı ile ürünü / sitesi ile ilgili anahtar kelimelere uygun reklam metni veya görseli ile başvuru yapar.
  2. Google reklam ağına dahil sitelerin içeriğini tarar ve reklamların anahtar kelimeleri ile ilişkilendirip sadece içerikle ilgili reklamın sitede görüntülenmesine fırsat tanır. Böylece kahve çeşitlerinden bahseden bir site yakındaki kahve satıcısının reklamını görüntüler.
  3. Bu arada zaten okumakta olduğu içerikle ilgili bir reklamı gören ziyaretçinin ilgisi artar. Aynı zamanda sadece ilgili ziyaretçiye reklamını gösterme fırsatı bulan reklam verenin reklamına tıklandığında büyük ihtimalle ziyaretçi alışveriş yapmak ya da en azından siteye üye olmak için bir çaba gösterir ki beklenen bu durum reklam için ödenen paranın karşılığının alınmasıdır.

Eğer ziyaretçilerinizden ilgi duymamalarına rağmen destek olmak adına reklamlara tıklamalarını isterseniz reklam veren beklediği verimi alamaz ve bu aynı zamanda Google AdSense ağının veriminin düşmesine sebep olur. Söz konusu kazanç ise düpedüz haksız kazançtır.

Bu tür bir davranışın dernek tarafından kasten yapılmadığına eminim. Kaldı ki kendi meslek grubunun haklarını savunmak için çaba gösteren gönüllülerden asla beklemiyorum. Ama lütfen, eğer biyologlar için birlik olma iddiasındaysanız eylemlerinizin etraftan ne gibi algılandığını ve en önemlisi de gayeye ulaşmak için hangi yolları mubah seçtiğinize dikkat edin. Ziyaretçilerinizden istediğiniz şeyin haksızlık olduğunu fark edecek kadar zeki olmanızı umardım. Açıkçası daha önce de söylediğim gibi biyologlar kimlerin önderliğinde bir araya geliyor diye korkular biriktiriyorum.


 
Ağu
25
    
Posted (serkan) in internet, reklam on Ağustos-25-2007

Çoğumuz kendimizi okurlara adamış şekilde herhangi bir gelir beklentimiz olmadan yazıyoruz. Tabi bu aynı zamanda zarar beklentimiz olduğu anlamına da gelmiyor ki çeşit çeşit reklam şebekelerine hayat veriyoruz.

Google AdSense, ReklamStore derken şimdi de sadece güzel bloglar için reklam şebekesi olmuş Bloglama.com var. Bu yeni bir haber değil. Ancak Bloglama.com’un artık reklam yayınlamaya başlaması yeni ve bir o kadar da sevindirici bir haber.

Bicumle.com bloglardaki fırsatı değerlendirmiş ilk reklam veren. Ben de isimini burada yazımın içerisine koyup kalıcı küçük bir ödül veriyorum. Tabi bu sadece bir ilk olma özelliği taşıdığı için.

Bloglama.com benim gibi pek çok kişinin “ah bir başarılı olsa da yok etsem şu Google AdSense reklamlarını” diyen tatlı hayallerine konuk oldu. Blogcuların kendileri için geliştirdikleri ve her birinin gönülden sahiplenildiği bir ağ bu. Ne kadar çok benimsenirse AdSense ile karşılaştığımız sahtekarlıkları o kadar az yaşamak olası. Böylece yatırımcının da umursadığı bir mekan haline gelirken bizim de en azından yayın masrafımızı ortadan kaldıracak bir etken haline dönüşecek. Bir şeyler yazarken zarar amacı da gütmediğimize inanabileceğiz.