Oca
20
    
Posted (serkan) in Google App Engine, Linux Gezegeni, django on Ocak-20-2009

Google App Engine, şuan halen varsayılan olan 1 numaralı uygulama geliştirme arayüzü (API) ile yayına başladığında içerisinde o zamanın kararlı sürümü Django 0.96 ile geliyordu. O zaman bile eskimiş olan bu Django sürümü üstüne şimdi 1.0 ve onun güvenlik güncellemeleri ile örneğin şuan 1.0.2 çıkmış durumda. Google’ın App Engine için yeni bir API versiyonu çıkarmadan django sürümünü güncellemesi mümkün değil. Yeni bir API sürümünün ne zaman çıkacağı da belli değil. Bunlar bir kenara böyle birşeyi beklemek ise hiç mantıklı değil. Haliyle siz kendi ellerinizle kurabileceğiniz bir sürüm kullanmak isteyebilirsiniz.

App Engine disk alanında binden fazla dosya barındırmamak gibi bir sert limite sahip. Hatta bu donanım kaynaklı bir kısıtlama olduğundan ilerde parasını ödeyip genişletebileceğiniz bir özellik olmayacak. Oysa tek başına Django bile bu dosya sayısından fazlasını içeriyor. O halde ne yapmalı? Python’un geliştiricisi ve App Engine takımının da başı olan Guido’nun tavsiyesine göre Django’yu sıkıştırarak tek bir zip dosyası haline getirmek ve sunucuya yollamak ile tamamen açık olarak yollamak arasında bir fark yok. Zaten sunulmadan önce derleyip gerektiği gibi algılayan sisteme ilgili modülleri zip dosyası içerisinden yükleme emri vermek hem kolay hem de verimli.

Yanlız App Engine’de farklı bir kısıtlama daha var. Hiç bir dosya 1MB’dan daha büyük olamaz. Bu kısıtlamaya tabi ki bizim ziplenmiş Django kütüphaneniz de dahil. Django’nun python dosyalarından oluşan kısmını olduğu gibi sıkıştırıp boyutunu kontrol ettiğinizde 3.5MB’lık bir dosya ile karşılaşıyorsunuz. Ama tabi ki otomatik admin arayüzü gibi zaten Google App Engine üzerinde çalışmayan kısımları ayıklayarak 1MB sınırının epeyce altına inmek mümkün. Ben bir de desteklenmeyen uluslararasılaştırma dosyalarını yok ettim. Hatta yetmedi Django içine yeni eklenmiş Gis frameworke veda ettim.

Bunun için Google Code’daki App Engine sayfasında bir makale yayınlamışlar. Tüm bunları ben de o makaleden öğrendim ama bana kalırsa pek yeterli değil. Ben ona uyduğumda elimde halen 2.5MB boyutunda yani yeterince kırpılmamış bir kütüphane dosyasına sahiptim. O makaleye ek olarak hangi klasörlerin silinmesinin tamamen zararsız olsuğunu gösteren bir ip ucu lazım. Benim keşfettiğim haline bir bakalım.

Öncelikle hatırlatmakta fayda var. DjangoProject’den indirdiğiniz dosya muhtemelen Django-1.0.2-final.tar.gz gibi bir isme sahip ya da sürüm numarası değişik. Bu dosyayı açtığınızda içerisinde bir sürü dizinle karşılaşacaksınız. Bizim ilgilendiğimiz bu dizinler arasından “django” isimli olanı. O dosyayı bir kenara alın ve içerisindeki -aşağıda bahsettiğim- gereksiz kısımları silmeye başlayın:

/django/contrib/admin
/django/contrib/admindocs
/django/contrib/gis
(dev gibi, sadece bunu silseniz bile yeter)
/django/conf/locale/* (bu dizin içinde sadece kendi ilgilendiğiniz dili bırakın gerisini yok edin, hatta hiç birini bırakmasanız bile muhtemelen sorun olmayacak)
/django/bin
/django/test

Ben Google App Engine’deki tüm çalışmalarımda Django kullanyorum ve şimdiye kadarki her denememde büyük kolaylık sağlayan Google App Engine Helper for Django yazılımını kullandım. Google tarafından destekleniyor olması güvenmemin tek sebebi, yoksa bel bağlamak doğru olmazdı. Yanlız dikkatli olmak gerek. Kod deposunun anasayfasında 52.revizyondan kalma indirilebilir bir sürüm var. Eğer 1.0 öncesi haliyle kullanmak istiyorsanız uygun ama Django 1.0 için trunk versiyonunu çekmelisiniz. Şuan yayında olan 64.revizonu indirdikten sonra üstte belirttiğim dizinlerden arındırılmış ve sıkıştırılmış django.zip dosyasını helper uygulamasının ana dizinine koymanız ve yerel sunucunuzu olağan şekilde çalıştırmanız yeterli. Eğer dosyayı doğru yere koymazsanız zaten sunucu başlangıcında Django 1.0′a ihtiyaç olduğunu belirten bir hata mesajı ile karşılaşacaksınız. Yerel sunucuda 3.5MB’lık dev halini kullanmanız sorun çıkarmaz ama sunucuya göndermenin mümkün olmadığını unutmayın.


 
Eki
19
    
Posted (serkan) in GNU/Linux, Linux Gezegeni, alışveriş, donanım, pardus on Ekim-19-2008

Babam acilen bir lazer yazıcıya ihtiyaç duyunca bugün aşırı değerli dolara rağmen Samsung ML-1610 Mono Laser Printer aldık. Hatta o kadar acilen lazımdı ki şehirdeki Bimeks ve iki Teknosa’da bu modelden kutusu açılmamış tek bir ürün bile kalmadığından benim hiç yapmayacağım bir şeyi yapıp teşhir ürününü aldık. Gerçi karlı da çıktık. Normalde kutuyla gelen %60 dolu kartuş da kalmamıştı ve bize %100 dolusundan verdiler. :)

Alışveriş yaparken sordum: “Linux uyumlu mu?” Gelen cevap “Bilmiyorum ama Vista uyumlu.” şeklindeydi. Alışverişten vaz geçirmenin bir yolunu bulabilirdim. Hatta bundan sonra sattıkları cihazı doğru düzgün tanısınlar diye kesin alacak olmamıza rağmen ilk önce “Almıyorum o zaman.” bile dedim. Neyse aldık, eve geldik. Cihazı açtım, kurdum içinden biri XP için, biri Vista için ayrı iki CD çıktı. Babamın bilgisayarına kurulum on dakika falan sürdü. Deneme baskısı her şey tamam. Cihaz iyi bir şeye benziyor.

Bu arada bir de benim Pardus’lu A. a. abaccus‘de deneyeyim edim. Bilgisayarı açarken yazıcının USB kablosunu taktım. Açılınca Tasma’dan kontrol ettim. Yazıcı kullanıma hazır. Hemen yazdırmak için kenarda tutuğum belgelerden birini yazdırdım. Sonuç mükemmel. Herhangi bir pisi paketi kurmaya bile gerek kalmadı. Ah bir de bunu bize ürünü satmak isteyen satıcı bilse ne güzel olacaktı. Mirapark’a yolum ne zaman düşer bilmem ama yakında gider ve aynı adamı bulursam söylerim. Bana sattığı ürün o bilmese de Windows’tan çok Pardus uyumlu. Sürücü kurulumu yapmaya bile gerek yok.


 
Tem
09
    
Posted (serkan) in GNU/Linux, Linux Gezegeni, donanım on Temmuz-9-2008

Halen daha önemsenmemesi şaşırtıcı değil mi?

Diğer ülkelerde durum nedir bilmiyorum ama bizim ülkemizde herhangi bir donanımın GNU/Linux ile sorunsuz çalıştığını belgeleyen herhangi bir test sonucu yayınlanmıyor. Donanımlar buna ilişkin bir sertifika ile dağıtılmıyor. Bu bir kenara gidip soru soracağınız herhangi bir satış sorumlusu da GNU/Linux’dan haberdar değil. Tek çare ürünü almadan önce internette araştırma yapmak ve çıkan sonuçlara güvenmek. Yani vitrinde gördüğünüz bir ürün hakkında uğraşmadan bilgi edinmek olası değil.

Zamanında Windows Vista yeni piyasaya çıktığında ürünlerin üstünde ne kadar uyumlu olduklarına ilişkin logolar bulunurdu. Hatta benim bilgisayarımda (Windows XP ile gelmiş olmasına rağmen) bir tane var. Tamam Microsoft bunu ticari güç ile yapıyor ama GNU/Linux için bu halen bir hayal mi?

Aldığım bilgisayarın ses aç kapa düğmesinden tutun da en gereksiz fonksiyon tuşlarına kadar hepsinin genel geçer dağıtımlarda %100 çalışır olmasını beklemek hakkım. Kaldı ki sadece Ubuntu için bile böyle bir test yapılsa diğer dağıtımlar buna kendini uyduracaktırlar. En azından Türkiye’de satılan donanımlar için “Pardus’a tam olarak uyumludur.” damgası istiyorum.

Bunu test edecek kimse yok demek de pek mümkün değil. Google’da Linux Compatibility Test araması yapmak yeterli.


 
Ara
24
    
Posted (serkan) in Linux Gezegeni, alışveriş, internet, sinir bozucu on Aralık-24-2007

Arda Çetin‘in uyarısı üzerine başlığı değiştirdim. İlk hali “Açık Akademi Gerçekten Açık mı?” şeklindeydi. Şimdi daha usturuplu oldu sanırım.

Fazlamesai gibi güvendiğim bir kanalda Açık Akademi’den Ajax kitabı: Sağlamlığı Kanıtlanmış Tekniklerle Web 2.0 AJAX haberini görünce aylardır sırada beklettiğim birkaç kitapla birlikte bu AJAX kitabını da 14 Aralık günü sipariş verdim. Araya bayramın da girmek üzere olduğu o günlerde hemen kapıma getirsinler diye de beklemiyordum zaten.

Açık Akademi’deki Siparişimin Durumu

Siparişimin alındığına dair otomatik mesajın gelmesinden ve hesaptan paranın yine otomatik olarak çekilmesinden sonra durumda beş günde hiç bir değişiklik olmadığını fark ettim ve destek kısmına bir yazı yazdım. Aşağıda gördüğünüz ekran görüntüsü de o mesajın bulunduğu sayfadan az önce 24 Aralık 2007 – 17.30 gibi çekildi…

Açık Akademi’deki Mesajımın Durumu

Yolladığım mesaj henüz sitedeki herhangi bir yetkili tarafından okunmuş gözükmediğinden her an “kapattık kardeşim” diye bir cevap gelecek diye beklemeye başladım.

Şu anda bir e-posta yollayıp “merak etme şimdi hepsi elimizde değil iki-üç haftaya yollarız kapatıp gitmedik bir yere” deseler kafama takmayacağım. Elbet gelecek diye arkama yaslanıp işimi yapacağım ama böyle giderse biraz daha bekleyip bu hafta içi bankayı aramayı düşünüyorum!