Tem
28
    
Posted (serkan) in internet, reklam on Temmuz-28-2009

Reklamın konuşturanı iyidir. Yeni nesil reklamlarda markayı söylemeden gerçek olmayan hikayeleri gerçekmiş gibi göstereren yöntemler kullanılmaya başlandı. Bu tip reklamlarda marka pek konuşulmasa da reklam konuşuluyor. Ama genelde tercih edilen reklamın değil markanın konuşulması. Tabi burada başka bir yol seçilmiş. Reklamı konuşsunlar onu izlemeye gelsinler ve gelişmeleri takip etmek için GittiGidiyor’a (markaya) uğrasınlar ki bu süreçte yüzbinlerce dakikalık ücretsiz tanıtım yayınlayalım.

Facebook’ta izlediğim ve YouTube üzerinde de bulabileceğiniz Mert – Fulya aşkının sonunu anlatan harika viral reklam bu güne kadar izlediğim en iyi fiyat / performans değerini sağlamış reklamdır diye tahmin ediyorum. Açıkçası ilk önce GittiGidiyor reklamı olduğunu anlamadım ve ilk fikrim bir reklam şirketinin kendi reklamı olsun diye harika bir viral reklam hazırladığı yönündeydi. Ama tabi bu reklamın değerini düşürmüyor. Hatta ortada reklam olmadığına dair o kadar inandırıcı kanıtlar var ki GittiGidiyor’u hiç kullanmıyor olsanız bile acaba kızın satışa çıkardıkları kaçtan gitmiş diye merak edip bu bilginin peşine düşmeniz bile etkili bir şekilde arkada saklanan marka ile muhattap olmanız anlamına geliyor.

Tüm web 2.0 markalarına böyle harika fikirler ve en azından böylesi reklamlar çekebilecek kadar reklam bütçeleri diliyorum. Ayrıca GittiGidiyor reklamını hazırlayanları da kutluyorum.


 
Tem
15
    
Posted (serkan) in Google Chrome OS, internet on Temmuz-15-2009

Webrazzi’de yeni Google heyecanı ile ilgili bir tespit yapılmış. Okumanızı tavsiye ederim. Bu konuda gelecek tahmincilerinin çoğunun yanıldığını şimdiden görebiliyorum. Neden mi?

Apple disket sürücüsünü kaldırdığında herkes saçmaladığını düşünmüştü değil mi? İtiraf edin muhtemelen siz de aynı fikirdeydiniz!

Şimdi Google diyor ki: Mümkün olan herşeyi uzaktaki bir bilgisayarda tutalım. Uzaktaki bir bilgisayarda üretelim ve uzaktan tüketelim. Bence bir disket sürücüsüne artık gerek olmadığını düşünmek kadar basit. Abartmaya gerek yok.


 
Tem
01
    
Posted (serkan) in biyoloji.org, girişim, internet on Temmuz-1-2009

Biyoloji.org projesi artık başka bir adres ve isme sahip olacak.

Biyoloji.org

Daha önce burada biyoloji.org etiketi altında bahsettiğim gibi kendi çapımda bir biyoinformatik çalışması yapıyorum. Hatta işin biyoinformatikle alakalı kısmı pek ayağa kalkmış değildi henüz ama ortalarda görünür birşeyler dolaşmaya başlamıştı.

Genelde burada yaptığım projelerden bahsediyorum. En çok da biyoloji.org’dan bahsettim. Amacım genellikle saçmaladığım kısımları görenlerin beni uyarmasını sağlamak. Alakasız bakış açıları çok işe yarar olabiliyor. Ama ne yazık ki pek beklediğim gibi olmadı. Yaptığım çok basit hataları da yine kendim yakalıyorum. Anlaşılan etraftakiler eleştirmek yerine “bir bildiği vardır” demeyi seçiyor. Olsun…

Biyoloji.org’da uluslararası olmasını umduğum bir çalışma yapıyorum ve yaptığım en büyük hata hiç de kurumsal bir tavır sergilemeden sanki bir hobi çalışması yapıyormuş gibi davanıp ciddi sonuçlar beklemek. Şimdi özeleştiri zamanı. Kendimi bir başkasının yerine koyup değerlendirince bakın neler çıktı:

  • Bitmemiş bir ürünü asla herkese gösterme. BETA falan olacaksa da bunu gerçekten tam anlamıyla çalışıyorken yani beta olmayı hak ediyorken yap. BETA’yı ise sadece küçük bir kitleye sun. Onlar da test etmek isteyen ilgililer olsunlar. Kısacası: Sen Google değilsin. :)
  • Zaman hedeflemesi yapma. Çünkü yetiştirmeyi beceremiyorsun. Eğer planlı düzenli bir inek olsaydın mükemmel olurdu ve bunu başarabilirdin ama değilsin işte ne zorluyorsun.
  • Doğru düzgün bir marka seç. Yazılışı okunuşu bir ve kolay söylenen bir şey olsun. Biyoloji.org uzantılı ve sadece isminden oluşan e-posta adresini verirken bile hatta üstüne bastıra bastıra serkan et biyoloji nokta org demene rağmen niye herkes biology.org yazıyor? Hatta daha da kötüsü var. Adresini yazılı olarak teslim ettiğin biri .com uzantılıymış gibi farz edip sinirini hiç mi bozmadı? Yani öyle bir adresin olmalı ki .com uzantısı sende olmalı ve marka üretirken bunu kullanmalısın.
  • Peki ya odaklanma? Senin işin ne? Biyologların laboratuvar hayatını kolaylaştıracak bir servis sunmak. Uzun saatler alan analizleri kolayca web tarayıcısı yardımı ile yaptırmak. Peki o zaman biyologlara özel bir profesyonel sosyal ağ kurmaya ne diye çalışıyorsun? Elbette böyle bir şeye de sahip olmak güzel olur ama ikisi bambaşka şeyler değil mi? Öyle. O zaman bir an önce vaz geç ve işine odaklan.

Umarım bu maddeleri gerçekten aklımdan çıkarmadan işimi yapabilirim. Yeni adresin ne olacağını belirledim ama henüz tüm alan adlarını kaydetmediğimden burada yayınlamıyorum. Zaman hedeflemesi yapmayacağım için şu tarihte bunu çıkarırım da demiyorum ama şuan tek işimin bu olduğuna ve epeyce yol kat ettiğime bakılırsa fazla sürmeyecek.

Bir de unutmadan, artık Türkçe bir sürüm için özel bir çaba göstermeyeceğim çünkü kullanıcıların %99′u yabancı olacak. Herşeyi ile tam olarak üretilmiş biyoloji sözlüğüne Türkçe konuşan insanların ilgisini unutamıyorum.


 
Haz
12
    
Posted (serkan) in cloud, hosting, internet, server on Haziran-12-2009

GoGrid bir sanal sunucu sağlama servisi. ServePath tarafından kurulmuş. Bir aydan biraz daha uzun bir süre deneme fırsatım oldu. ServePath’in sağladığı standart dedicated sunucularla birbirine gayet güzel geçişip ortak iş çıkarabiliyor. GoGrid’in piyasadaki en temel rakibi Amazon Web Services (AWS). AWS üstünde çok fazla tecrübem olmadığından karşılaştırma yapamayacağım ama GoGrid’de neyi beğendim neyi beğenmedim değinmek istiyorum.

Web sitesinde görebileceğiniz gibi açılışta ödeme yapmadan deneyebilmeniz için 50$ kadar tüketim yapmanıza fırsat tanıyan ücretsiz bir kuponları var. Ancak yine de alışverişten önce müşteri temsilcisine web sayfalarındaki sohbet arabirimi üstünden ulaşıp bir şeyler sorarsanız size 100$ değerinde bir kupon teklif edecektir. Afiyetle tüketebilirsiniz. :) Ben öyle yaptım.

Kullanışlı olduğunu düşündüğüm bir kontrol paneli var. Sitedeki görüntüleri izleyerek fkir sahibi olabilirsiniz yanlız her ne kadar GoGrid yetkilileri kabul etmiyor hatta daha doğrusu anlam veremiyor olsalar da Türkiye’de konrol panelleri yavaş açılıyor. Bana farklı bir tarayıcı kullanmamı ya da modemimi kontrol etmemi söylediler ama bütün tarayıcılarda yavaş ve başka bir bilgisayarda (hatta başka hatlarda) denediğimde bile yavaşlık fark edilir düzeyde. Tabi panelde günlerinizi geçirmiyorsunuz. Sanal sunucunuzu başlatıp çıkıyorsunuz bu öyle dert edilecek birşey değil.

Yönetim paneli üstünden bir sanal sunucu başlatmak 5-15 dakika içinde mümkün oluyor. Bir kaç satır bilgi girip işinize yarayan işletim sistemini seçip biraz bekleyince sunucu tamamiyle hazır oluyor. CentOS, RHEL, Windows 2003 ve Windows 2008 kullanmak mümkün. Veritabanını ayrı bir sanal bilgisayarda tutmak isterseniz o durumda da aynı işletim sistemleri üstüne eklenen MySQL, PostgreSQL ve MS-SQL çözümleri var.

Yük degeleyici servisini tamamen bedavaya veriyor. AWS’de bunun için ayrı bir sanal makine ücreti ödemek gerek bu büyük bir avantaj. Hızlı bir şekilde bir yük dengeleyici onlarca web sunucusu ve bir veritabanı sunucudan oluşan bir küme kurmak çok kolay.

Yanlız bu konuda beni hayal kırıklığına uğrattıkları bir yer var. Tüm bilgisayarlara bağlanıp Linux konsolu ile rahatlıkla ulaşılabilen ilk 10GB’ı bedava olan Cloud Storage isimli bir depolama alanları var. Ben bu alanı web uygulamamın statik dosyalarını sunabilecek bir alan olarak sandım ilk önce. Ama ne yazık ki Apache tarafından erişilemez durumda ve bu alanda bulunan herhangi bir şeyin webe sunulması mümkün değil. Bu alan sadece yedekleme işlemi için. Ayrıca bir kere başlatıldımı kaldırılamıyor. Elbette kaldırılamıyor olması size bir şey kaybettirmiyor ama kontrol panelde kullanmadığım bir şeyi görmek benim sinirimi bozuyor.

Teknik servisteki eleman Cloud Storage biriminin Apache tarafından erişilebilir olması için mühendislerinin çalıştıklarını söyledi. Bu servis hayata geçmeden o alan web uygulamasının sunacağı statik dosyalar için kullanılamayacağından kullanıcılar için saklanan dosyalar için ayrı bir çözüm bulmak gerekecek. Çünkü birden fazla web sunucusunun merkezi bir veritabanı etrafında çalıştığı bir ortamda tüm kullanıcı verilerini web server üzerinde bulunan depolama alanında saklamak saçmalık olur. Oysa AWS kullanıyorsanız S3 servisi bu soruna çözüm oluyor. Elbette ücretli olarak çözüm oluyor ama zaten GoGrid de Cloud Storage alanını her zaman ücretsiz sunmak zorunda değil. Sağladığı alanı kullanamayınca ücretsiz olmasının bir mantığı yok. Tabi yedekleme işi için birebir olması ayrı bir konu.

GoGrid sunucuları kapatılabiliyorlar ama kapatmış olmanız o sunucu için para ödemiyor olmanız anlamına gelmiyor. Sunucuyu silene kadar ayrılmış bellek miktarına göre saatlik ödemenize devam ediyorsunuz. Çok hızlı bir şekilde diskteki her şeyi yedeklemek ardından kapatmak ve gerektiği zaman açıp kullanmaya devam etmek de pek mümkün olmadığından eğer sürekli açık tutmaya yetecek paranız yoksa GoGrid size göre değil.

Sunucular hangi bellek miktarı ile başlatılırsalar o miktarda kalıyorlar. Herhangi bir şekilde arttırılmasını talep etmeniz mümkün değil. Teknik servise bu durumu nasıl çözmem gerektiğini sorunca verdiği cevap hiç yoktan iyiydi. Diskte ne var ne yok yedeği alınır ve zaten bedava olan depolama alanına atılır. Sunucu silinir ve yeniden oluşturulur. Ardından yedeklenmiş kalıp tekrar sunucuya aktarılır. Bu arada kısa bir süre onarım için servis dışı kalınır.

Çalışan bir sunucuda bellek arttırımı yapabilmek için de çalışıyorlarmış. En azından müşterilerini dinliyor olmaları çok güzel. Yani bu hemen bugün olmasa bile ilerde bir gün yolum düşerse çekinmeden alışveriş yapabileceğim bir yer haline getiriyor GoGrid’i.

Sunuculardan e-posta yollamaya izin verme konusunda çok hassaslar. Size ne için e-posta yollamak istediğinizden elinizde bir e-posta adresi arşivi bulunup bulunmadığına kadar bir kaç soru soruyorlar. Verdiğiniz cevaplara göre e-posta yollama izni vermeme haklarını saklı tutuyorlar. Zaten kullanıcıya sağladıkları IP adreslerinden herhangi biri spam kara listelerine girerse direk 100$ gibi bir beden tahsil edeceklerini söylüyorlar. Spam hususunda çok hassaslar.

Hassasiyetlerini ve teknik destek kalitelerini sevdim. Zaten bir sunucu yapılandırma yardımına ihtiyacınız olursa bunu ayrıca ücretli olarak veriyorlar. Sunucuları bize göre uzakta bulunduğundan olsa gerek ben biraz yavaş olduğunu düşünüyorum ama bu konuda benim tespitlerime çok bel bağlamamanızı tavsiye ederim. Ciddi bir ölçüm yapma fırsatım olmadı. Tabi video sitesi falan kurup Türkiye’de hizmet vermek saçmalık olur. Buna eminim. :)