Eki
25
    
Posted (serkan) in Türkiye, bloglama, internet, sansür, sinir bozucu on Ekim-25-2008

Bu konuda hayalperest farz edilmeyi kabul ediyorum ancak sansür denen engellemenin o kadar da masumane olduğunu düşünmüyorum. Bugün Barış Atasoy‘un açtığı facebook grubu ile fark ettim ki Blogger erişime engellenmiş.

Kim engelledi? Tabi ki bizim kanunlarımız ve onları bilinçsizce uygulayan yetkililer. Kim engelletti? Bu durumu harika bir silaha dönüştürmeyi akıl edecek kadar alçak zararlılar. Zamanında belirli konularda uç noktalarda yer edinmiş, bu yüzden internet ortamında hakarete sık maruz kalan kimselerin internet sitelerini kapattırdıkları oldu. Bu bir yere kadar anlaşılabilir bir durum. Her ne kadar hedef aldıkları tek bir blog olmasına rağmen tüm altyapısı sağlayıcısını erişilemez hale getirmelerine rağmen ortada gerçek suçlar vardı.

Bu dönemde site kapatma sebepleri açıklanmıyor. Muhtemel sebepler arasında Mustafa Kemal’e karşı işlenmiş suçlar olabileceği gibi bireysel hakaret de kapatma sebebi olmuş olabilir. Bu sadece mahkemeyi ikna etmek için ortaya konmuş bir sebeptir. Bu gibi sebepler kolaylıkla bulunabilir. Eğer biri Türkiye’de geniş çevrelerin yayın yaptığı bir alanı (WordPress, Blogger vs.) kapatmak isterse rahatlıkla bir arkadaşının adına karalayıcı yazılar yazabilir ve ertesi gün arkadaşının bir dava açıp tüm sistemi engelletmesini sağlayabilir. Hatta daha ucuz bir yol olarak devletin kadrolu savcılarını iş başı yapmaya davet edecek şekilde Mustafa Kemal’i bile pis işlerine bulaştırabilir.

Bu durumda bu işe kalkışan kişinin asıl suçu sadece hakaret midir? Bana kalırsa artık yapılan halkın genel kullanım alanlarını erişilmez hale getirmek ve bu şekilde huzursuzluk yaratmaktan başka bir şey değildir. Bu bir parka bomba koymaktan, halkı sokağa çıkmaya korkar hale getirmekten farksızdır.

Bu topraklarda, telgraf memurlarının sığınaklarda, tavan aralarında korka korka çalıştığı zamanlar yaşandı. O zamanlar da engellenen sadece iletişim değil bir milletin egemenlik mücadelesiydi. Sokakta gazete dağıttığı için çocuklar vuruldu çünkü iletişim kurmamız istenmiyordu! O zaman da o çocuğu vuran kurşunun emri bizzat sadrazam tarafından verilmişti. Bizzat kendi kanımız tarafından. Ama o zaman da şimdi de ortak olan bir şey var. Asıl suçlu piyon olup öldüren ya da kapatan değil. Asıl suçlu bu cehaleti kullanandır.

Asıl Çözüm: Kendi içinde öz denetimi bulunan, içerisinde suç işlemek amacı ile yer edinmeye çalışan hiç kimseye tahammülü olmayan, mümkünse fazla büyümeyen blog toplulukları. Alt yapıyı da zaten WordPress Mu sağlıyor.

Kısa Süreli Çözüm: Sansürzedelere bir el uzatın!


 
Tem
11
    
Posted (serkan) in bloglama, girişim, internet, yatırım on Temmuz-11-2008

7 Numara bitti biteli televizyona küsmüş birinin yeniden düzenli bir takipçiye dönüşme öyküsü.

Beni zaman kovalamak zorunda bırakmayan TeknoSohbet.tv, aradığım içeriğin hemen kıyısından geçerek yeterince etkilemişti. Hatta bir keresinde -bozuk çıksa da halen sevgiyle sakladığım bir- hediye bile göndermişti. (Ekrandan yaptıkları o kadar ısrara rağmen bir fotoğraf bile gönderemedim kusura bakmasınlar artık. Tabi ısrar sadece benim için değil, benim gibi hediyeyi almasına rağmen fotoğraf göndermeyen tüm talihliler içindi.)

Şimdi ise zaten TürkTelekom veri merkezinde barındırıldığından Türkiye içinde hız sorunu bulunmayan sunucularını kendileri gibi profesyonelce kayıt yapabilen kimselere açmışlar. İlk nasiplenen de Webrazzi.com olmuş. Bir süredir beklediğim Webrazzi.tv, yine kendilerinden duyduğum kadarıyla, bugün yayına başlamış. Artık babam kotalı ADSL kullanmama konusundaki ısrarlarımı sürdürmesem bile ilk fırsatta bit TTnet şubesine uğrayacaktır. :)

Aslında benim derdim bunu sağlayan Televidyon.com altyapısının harika bir fikir olduğu falan değil. O kısım umurumda hiç değil. Açılan ikinci kanalın Webrazzi.tv olması ise ilgilendiğim tek nokta. Tabi buna benzer bir sürü teknoloji kanalına gebe olup sonuçta istediğim zaman göz atabileceğim yığınla içerik sağlıyor olacaklar ama bir bakıma artık profesyonel bir iş olarak gördüğüm internet girişimciliğinin en net takipçisini bir de izlenebilir bulmak harika.

Webrazzi MeetUp’da çekilmiş kayıtları birkaç saat önce sabaha karşı izleme fırsatı buldum. Bir anda saatler süren bir yayınla karşılaşmak gerçekten keyif verici. Umarım kesintiye uğramadan hatta mümkünse benim yetişmekte zorlanacağım bir yayın akışına sahip olacak şekilde devam eder.


 
Oca
10
    
Posted (serkan) in bloglama, internet, serkan on Ocak-10-2008

Merve’nin 1.yıl hediyesi.Bugün burada ilk yazımın yayınlanmasını üstünden bir yıl geçmiş.

Açıkçası beklemediğim bir ilgi ile karşılaştığımı söylemem çok doğru olur. Yazdıklarım sayesinde kazandığım çok şey var. Aslında bloglama ile ilgilendiğim için kazandığım desem daha mantıklı olur.

Belki de 2007 içinde gerçekleşmiş en önemli şeylerden biri az da olsa bir şeyler yazmış olmak oldu.

Mesela artık arama motorları beni seviyor. Onlara beni sorduğunuzda size doğruyu söylüyorlar. Ben de onları seviyorum.

Zamanında Altı Üstü Tasarım‘ın yaptığı gibi geçmiş yılla ilgili istatistikleri yayınlamak isterdim ama fazla abartmadan 49 kategori altında 88 yazı yayınlayıp 340 yorum almış bir bloğun yazarı olduğumu söyleyebilirim. Türkiye şartları için iyi bir ortalama.

Gel gelelim daha önemli olanlara, yani serkan.gen.tr’nin bana kazandırdıklarına:

  • Bloğumun sanırım ilk düzenli okurlarından biri Yalçın Can. Buraya okur çekmek için uğradığım Oyyla‘nın katkılarıyla geldik.biz ile karşılaşma fırsatı bulmam yine bloğumun bana kattığı nadide kazanımlardan biri.
  • Zaten daha önceden Pozitif PC – PDF dergisi sayesinde tanıdığım ama bloğum sayesinde iletişim kurma fırsatı bulduğum Barış Atasoy hemen hemen Yalçın ile aynı dönemde serkan.gen.tr’nin hayatıma kattıklarından.
  • Bir de tam olarak serkan.gen.tr sayesinde olmasa bile blogosfer ile ilgilenmem hatta daha çok WordPress kullanmam sayesinde aniden tanışma fırsatı bulduğum, bu sayfadaki 1.Yaş görselini bana hediye eden, Merve Dilek var ki bir bakıma senenin son dakika golü. :)

Bu sene gerekirse daha az okur çekecek yazılar yazmak istiyorum. Artık biraz daha profesyonel ilgi alanımda içerik üretmem gerektiğini düşünüyorum. Bu kadar az biyolog blog yazarının olduğu ülkemde ben yazmazsam kim yazacak diyorum ama ben de pek bir şey yapmıyorum!

Yılın son dakika gollerine daha birkaç saat önce kantinde Samet ve Eray ile sohbet ederken bir tane deha eklendiğini söylemek yanlış olmaz. Meğer sık okuduğum bloglardan biri olan Renkliblog‘un yazarı Erman Haskan‘ın soyadının bizim Eray’ınki ile benzerliği basit bir rastlantı değilmiş. Dünya ne kadar küçük! Haberiniz olmadan en iyi sınıf arkadaşlarından birinin kardeşi en çok okuduklarınız arasında bulunabiliyor. Daha nice örneklerle karşılaşmam dileğiyle.


 
Ara
10
    
Posted (serkan) in bloglama, internet, mim, serkan on Aralık-10-2007

Normalde burada bloglardan ya da bloglama işinden bahsetmeyi tercih etmem. Blog yazarı olmak amacım değil, serkan.gen.tr basit bir araç sadece. Hem bir de Barış Atasoy’un dediği gibi “blog yan sanayisi” gibi işleyen bir bloglar alemindeyiz. Onun için hiç bulaşmaya değmez.

Ama hazır fırsat gelmişken değinelim diyorum. Yalçın’dan mim gelmiş beş soruluk bir röportaj yapmalıyım şimdi kendimle. İşin kötüsü bir de Altan’ı mimlemiş ki o aynı gün yazmış bile.

  1. Blog yazmaya ilk defa nasıl başladım?
    Elbet bir gün yazacağım hadi şimdi yazmaya başlayayım diye başladım sanırım! Yanlış hatırlamıyorsam 2004 yılı Kasım gibiydi. Blogger.com ile (Ağustos’ta Byte dergisi sayesinde) yeni tanışmıştım. Kapatmak zorunda kaldığım için üzgün olduğum bir site anısına bir blog açmıştım toplamda üç ya da dört yazı yazılmıştı hatta yazılardan birini zorla Özkan‘a yazdırdığımı hatırlıyorum. O küçük denemeyi saymazsak yine şuan benim olmayan tiyatro.tv adresinde (WordPress ile) 2005′in ilk aylarına denk gelmiş olması muhtemel şimdi bile internet arşivi sayesinde erişilebilen yazılar gerçek blogculuğu ilk tadışımdır. Şuan o iki blog da benim kontrolümde değil. Hatta biri blog bile değil. Bunların ardından zaten serkan7 ve serkan.gen.tr geldi.
  2. Blog yazılarımın konusu belli bir çizgide olması için çaba gösteriyor muyum? Yoksa içimden geldiği gibi mi yazıyorum?
    Evet. Buradaki yazıların çok önemli bir ortak özelliği var. Hepsi benimle alakalı. Ya benim yaptığım bir şey ya da benim hoşuma giden, sinirime dokunan… Her ne olursa olsun içinde bir ben var basit bir blogdan öte. Kim ne düşünürse düşünsün burası sadece benim bloğum. Google’ın son satın aldığı şirket eğer benimki değilse burada bahsedilmek için Yomra’daki kurbağalardan daha az şansa sahip.
  3. Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor muyum?
    Mutlaka. Eğer buraya zaman ayırmayacaksam burası neden var olsun? Zaman harcanır tabi. Kısacası tembellik saatlerimin bir kısmını serkan.gen.tr çalıyor. Şimdilik göz yumuyorum.
  4. Blog yazmak benim için eğlenceli bir uğraşken şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir hal almaya başladı mı?
    Daha çok yazmak isterim tabi. Hatta kendimi yazmak zorunda bile hissederim. Özellikle şu iki aydır yaşıyorum ama bu duygu hoşuma da gidiyor. Gün gelecek aynı gün iki yazı yazmamak gibi gıcık bir prensip edindiğim için kendime kızacağım, gün gelecek Şubat 2007′de olduğu gibi hiç yazmayacağım. İnsanım ben sonuçta, bir günüm diğerini tutamaz ki! Verimli bir blogcu falan olmak umurumda değil.
  5. Blog yazmayı daha ne kadar sürdüreceğim?
    Teknik bir aksaklık olmazsa ömrümün sonuna kadar yolu var. Ama bir bakarsın yedi yıl yazmamışım birden aşka gelip her gün yedi yazı yazmadan uyuyamaz olmuşum. Hiç belli olmaz. Unutmadan tekrar hatırlatmakta fayda var. Burası benim herhangi bir konuda yazı yazdığım herhangi bir site değil. Doğrudan benden ibaret. Yani Yalçın’ın dediği gibi işi tadında bırakmak, zamanı gelince intihar etmek gibi bir şey olur burası söz konusu olunca. Ama bir bakarsınız aksilik bu ya güzelim adresimi kaybederim başka bir yerde yazarım veya dedim ya yıllarca yazasım gelmez, belli olmaz. Ama hiçbir durumda bu blog durmuş olmaz. Sadece yavaş gidiyordur bizim gibi fanilerin gözleri seçemiyordur.

Sıra geldi bu mimi kimlere yollayacağıma. Giden gitmiş kalan sağlar bizimdir misali ben Altan‘ı zaten mimlemeyecektim diye benim bile inanmadığım bir yalan atmak istiyorum. :) Bu sefer Samed ve Emrah‘ı mimliyorum. Hadi rast gele…