Ara
15
    
Posted (serkan) in Google, Google App Engine on Aralık-15-2010

Bir süredir Google App Engine kullanarak basit web uygulamaları hazırlamayla ilgileniyordum. Herhangi bir platforma ciddi işler için bel bağlamadan önce üstünde ufak tefek şeyler yapmayı severim.

Aslında App Engine ile çıktığı günden beri ilgileniyorum ve takip ediyorum. Kullanmaktan büyük zevk duyduğum Python’un destekledikleri ilk dil olması hep hoşuma gitmiştir.

Linux sistemler üzerine kurulu web programlarını hazırladıktan sonra sıra yayınlamaya geldiğinde karşılaşılan en büyük zorluklardan bir, kaya gibi sağlam bir sunucu (veya sunucu kümesi) kurmak onu güvenli bir şekilde ayakta tutmak ve gerektiği gibi ölçekleyebilmek. Eğer App Engine ile yazılım geliştiriyorsanız bunları kafanıza takmazsınız. Google sizin için yapar. Sadece harcadığınız kaynak kadar para ödersiniz. Hatta bu harcadığın kadar öde modelinin en güzel örneğini sergiler bir de üstüne her ay, hatta her gün sıfırlanıp yeniden kullanıma sunulan bedava kaynaklar sağlar.

Eğer başarısından şüphe duyduğunuz ve başarısız olursa nasıl onun masrafının altından kalkarım diye dert ettiğiniz bir web projeniz olursa mutlaka sunucu olarak App Engine kullanın. Yeterince yük binmeyen yani başarısız olan projeniz hiç masraf çıkarmayacak ve hayatta kalmaya devam edecek. Böylece az sayıda sadık kullanıcınızı da küstürmezsiniz.

Django-nonrel gibi projeleri takip ediyorsanız. Doğası gereği ilişkisel veritabanları için üretilmiş enfes Python frameworkünü bile kullanabilirsiniz. Ya da ben o kadar karmaşık yapılar üstüne projemi inşa etmek istemiyorum diyorsanız App Engine için geliştirilmiş webapp isimli framework ideal. Hatta Django’dan epeyce kopya çekmiş olduğundan kendinizi bir miktar evinizde bile hissedebilirsiniz (Django ile daha önce çalıştıysanız tabi.)

Ama her şey o kadar tospembe değil:

Örneğin Türkiye’de yaşıyorsanız App Engine’in üreticisi Google’ın Türkiye hükümeti ve mahkemeleri ile çok iyi arkadaş olmadığını hatırlatırım. Neredeyse Google’a ceza kesmek için bahane arayan bir yönetime sahip olduğunuzdan Digiturk isimli bir aşağılık markanın mahkeme kararı ile güya yayın haklarını korumak için Google IP adreslerini engelletmesine şahit olabilirsiniz. Hal böyle olunca suçsuz yere sizin uygulamanızı da sunan IP adresleri engellenebilir ve ortada kalabilirsiniz. Hatta benim gibi çok şanslıysanız bu tam da tanıtım yapmayı planladığınız güne falan denk gelebilir. Aman tabi Digiturk’ün yayın hakları mı önemli yoksa benim nedenini bile bilemeden ceza çekmem mi?

Not: Google, www alt alan adına CNAME bağlantısı yapmanın gerekli olduğunu A kaydını (kendine ait nedenlerden dolayı) sevmediğini söylüyor. Her ne kadar tahmini olarak bulacağınız engellenmemiş ama App Engine sunucularına çıkan IP adreslerine A kaydı vererek sitenizi yayına alabileceğiniz gibi bu günün birinde o IP’nin o servisi vermekten vaz geçme ihtimalini peşinen kabul etmenizi anlamına geliyor. Her an açıkta kalabilirsiniz.

Dezavantajlara gelmişken çıplak alan adı kullanımından da bahsetsem iyi olacak. Eğer alan adınızı www olmadan kullanmak isterseniz hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Daha önce bunu destekleyen Google, artık olmaz öyle şey diyor. Çözüm olarak herhangi bir hosting sağlayıcısından çıplak alan adınızın www alt alan adına yönlendrilmesi için destek istemeniz gerekiyor. Yani eğer zaten kullandığınız bir hosting servisi yoksa bir de ona para ödemeniz ya da birinden rica etmeniz gerekecek.

SSL kullanmak .appspot.com alan adı üstünde yayın yapmadan mümkün değildi. Eğer App Engine for Business kullanmıyorsanız halen mümkün değil. Ancak hiç olmazsa böyle bir seçeneğin olması çok şükür dedirtiyor.

Bu arada az önce bahsettiğim Django-nonrel’e de çok fazla güvenmek taraftarı değilim. Daha önce, şuan sürdürülmeyen app-engine-patch projesini geliştirmiş takım tarafından üretiliyor. Geçen gün yaptığım denemeler olağanüstü sonuçlar verdi ancak ne kadar daha geliştirmeye devam edeceklerini kim bilebilir ki? İlişkisel olmayan veritabanı desteği, hatta doğrudan Google App Engine Datastore desteği Django’ya eklenmeden çok ciddi bir işi Django kullanarak App Engine ile yapmayı planlamıyorum. Ancak webapp’ın nazını çekebileceğim bir proje olduğunda kullanmaktan çekinmem. Hatta şuan bir tanesini yayınlamak üzereyim.

Django ile çalışmak için tercih ettiğim ortam is Amazon Web Services.


 
Haz
23
    
Posted (serkan) in Google, sinir bozucu on Haziran-23-2010

İki gündür posta kutuma erişemiyorum. Asıl posta kutum olan biyoloji.org adresim ülkemin hatalı bir engelleme girişimi nedeniyle erişilmez durumda. Google ait IP adresleri YouTube sebebiyle engellenirken yanılmıyorsam yanlış IP adresleri engellemeye alındığından Google Apps servislerine erişilemiyor. (Ortak IP havuzu sorununu Google çözmüştü sanırım!) Bu durumda DNS değişikliği gibi bir yöntem de çözüm olmuyor.

Türkiye’deki müşterilerini bu kadar çok önemsediği için öncelikle Google’a ve bir de bizim eski kafalı yöneticilere teşekkürlerimi en içten dileklerimle sunuyorum.

Bugün posta kutum üstünden benim için hayati öneme sahip bir bağlantı gerçekleştiriyor olabilirdim. O posta kutusunun arşivindeki çok önemli bir belgeye erişmem gerekiyor olabilirdi. Neyse ki böyle bir durum şuan söz konusu değil ama eğer olsaydı ne olacaktı?

Neden hiç kimse işini doğru yapmaz anlamıyorum.


 
Ağu
31
    
Posted (serkan) in Google, Google Chrome, internet, Mozilla Firefox on Ağustos-31-2009

Yeni aldığım Lenovo bozulup bir aydır tenik servisten dönmek bilmeyince evdeki en eski sağlam kalmış bilgisayarı sık sık kullanmaya başladım. Windows yüklü bir makine olduğundan da Google Chrome tarayıcısını deneme fırsatı buldum.

Kullandığım makinanın işlemcisi AMD Sempron 2500+ ve 256MB kadar da belleği var. Günümüz bilgisayarlarına göre hayli eski ve Mozilla Firefox açılma konusunda biraz nazlanıyor. Google Chrome ise açılırken çok hızlı. Kullanırken bariz bir fark hissetmedim. Hani Webkit sayesinde JavaScript ağırlıklı siteler daha hızlı açılıyor diyorlar ama bizzat fark ettiğim bir şey yok.

Sadece iki durumda Mozilla Firefox’u kullanmak zorunda kalıyorum. Biri bloğumda yazı yazmam gerektiğinde çünkü Chrome’da yazıyı kaydettiğimde ya da yayınladığımda paragraf diye bir şey kalmıyor nedense. Bir diğeri de Amazon Web Services’ın S3 hizmetini yönetmek için kullandığım S3Fox eklentisinin benzerinin Chrome’da bulunmuyor oluşu.

Linux kullanırken de Chrome kullanabilmek güzel olur. Google elini çabuk tutsa sevinirim.


 
Ağu
20
    
Posted (serkan) in Google, internet, Microsoft, Yahoo on Ağustos-20-2009

Webrazzi 17 Ağustos’ta yayınladığı yazısında Nielsen‘in Temmuz ayı için hazırladığı arama motoru pazarı raporunu Google kan kaybediyor olarak yorumlanmış.

Bu vesileyle hem bu rapora ilişkin yapılan yorumun hem de aslında arama motorlarının geleceği ile ilgili yapılan öngörülerin nasıl da hayalci kaldığını anlatmaya çalışacağım.

Hiç bir sektörde sektör ortalamasının altında büyümek olumlu bir durum değildir. Hatta ne kadar büyük ölçekte iş yapıyor olursanız olun eğer rakipleriniz ortalamanın üstünde büyüyorsa ve siz ortalamanın altında büyüyorsanız gerçek durum sizin yerinizde saydığınız rakiplerinizin ise size daha da yaklaştığıdır.

Rapora göre Google %3 büyümüş sektör ortalaması ise %5′te. Google dışında kalanlardan ise Yahoo! ve Microsoft’un arama birimlerinin yaptığı büyüme önemli. Yahoo! %11, Microsoft %8 büyümüş. Diğerleri arasında %41 büyüme gören bile var ama pazar payları dikkate alındığında AOL bile Google ile karşılaştırılamayacak kadar küçük.

Eğer geçtiğimiz dönemde Microsoft’un Bing ile Yahoo Search’ü birleştirme atağı ve yeni arama motorunu tanıtma çabası var olmasaydı Webrazzi’nin değerlendirmesini gayet mantıklı bulurdum.

Arama sektörünün bugünkü devi kendi teknolojisini tanıtmak için aktif bir köşe kapmaca oynamanın dışında hiç bir iş yapmadı. Firefox arama çubuğundan kurulu gelen sistemlerin varsayılan arama motoru olmaya çalışmak gibi uğraşlar bu köşe kapmacalar arasında. Bing’in de uzun vadede yapabilecekları arasında da sadece bu tip hareketler var ve sahibi Microsoft bu konuda başarılı olabileceğini gösteren haklı bir üne sahip.

Bu günlerde Bing sadece köşe kapmaca oynamıyor. Daha önce Yahoo!’nun yaptığı gibi aktif bir reklam çalışması yürütüyor. Hatta reklam demekten çok halkla ilişkiler demek daha doğru sanırım. Birden dünya çapında bunca blogda yer tutması ve burada söz konusu olan araştırmaların yayınlanmasını neye bağlamalı? Microsoft’un hiç mi etkisi yok.

Anlaşılacağı gibi bu çaba geçici. Sürdürülemez bu çabayı inadına devam etmesi durumunda Microsoft arama alanında ciddi bir paya sahip olabilir ama en büyük hasarı Google’a değil kendisine verir. O arada Google, Microsoft’un asıl alanında çoktan atı alıp Üsküdarı geçmiş olur. Microsoft böylesi bir hata yapacak kadar aptal değil. Bu büyüme geçicidir.

Söz konusu rapordaki bilgileri Webrazzi’deki gibi yorumlamak için istatistiksel olarak yeterince önemli uzunlukta bir zaman dilimini ele almak gerekecek. Bu süre ne kadardır bilemem ama bir ay olmadığına eminim.

Gelelim bir diğer konuya. Daha önce farklı bir yazı ile bahsetmek istiyordum ancak yeri gelmişken kısaca söz etmeli.

Semantik arama ve biz insan oğlunun arama geleceği ne olacak? Bence bir şey olacağı yok. Yani semantik arama alanından birilerinin çıkıp arama teknolojisini ele geçireceği falan yok. Dil bilim, anlam bilim ve yapay zeka alanında yeterince akamdemik çalışma yapılıncaya kadar anlam arama motorlarnın küçük yerleşim yerlerinde önceden belirlenmiş sonuçlardan fazlasını sunmaları gibi bir durum söz konusu değil.

Eğer 50 yıl vadeli bir yatırım arıyorsanız yapabileceğiniz iki iyi şey var. Birincisi ağaç dikmek ikincisi mümkün olduğunca fazla Hakia hissesi ele geçirmek. Her ikisi de eşit önemde. Biri sağlığınıza iyi gelir (o yaşta tek derdiniz nefes almak olabilir ve bunun olasılığı gelişen dünyada iyice artmaktadır) diğeri ise cebinize milyonlar doldurur. Ama dikkat bunların hepsi en erken 50 yıl sonra olur.