Haz
10
    
Posted (serkan) in alışveriş, donanım, GNU/Linux, pardus, serkan, ubuntu on Haziran-10-2009

Daha önce de yazdığım gibi bilgisayarım bozulmuştu. Eski bilgisayarımın anakartı yanınca yeni bir bilgisayar almak benim için çok zamansız ve mecburi bir alışveriş oldu.

Bu sefer internetten değil Trabzon’daki bir satıcıdan -Eprom’dan- aldığım taşınabilir bilgisayar; Lenovo 3000 n500. Ürün sormak için girdiğim yerde adama “taşınabilir bilgisayar” diyince birkaç saniye afallamış bir şekilde bakıp “Laptop mı?” diye sordu. Bu başlangıca rağmen oradan alışveriş yapmış olmama hala şaşırmaktayım.

Alışveriş tam olarak 3 Haziran 2009 günü gerçekleşti. Lenovo 3000 N 500 beni Windows satın almak zorunda bırakmadı. Kullanmayacağım bir şeye para ödememiş olmak sanırım 60$ civarı bir tasarruf sağladı. Eve geldiğim gibi Pardus 2008.2 Canis aureus ile denedim ve çok şükür tanınmayan en ufak bir donanım parçacığı ile karşılaşmadım. Yanlız sadece birkaç saat Pardus ile kaldı ve yeni bilgisayarıma Ubuntu 9.04 Jaunty Jackalope kurdum. Bir haftadır bu şekilde kullanıyorum. Epeyce bir süre de böyle kullanmayı umuyorum. Önceki bilgisayarımı da ilk Ubuntu ile kullanmaya başlamış ama bazı donanım sorunları sebebiyle Pardus’a geçmiştim. Gerçi Pardus’ta da klavyeden ses ayarı yapamama sorununu artık iyice kanıksamışım ki yeni bilgisayarda kısayol kullanmayı hatırlamak için halen çaba gösteriyorum. :)

Bir an önce internete girmek ve rutin çalışmalarıma devam etmek dışında bir sebepten dolayı bilgisayara ihtiyaç duymadığımdan bu arada da bunun dışında bilgisayarın sağladığı hiç bir özelliği merak etme fırsatım olmadığından cihazın tam olarak özelliklerinin ne olduğunu bile hatırlamakta zorlanıyorum. Şimdi tekrar katalogdan baktığıma göre Intel Core 2 Duo T5800 işlemcisi 250GB HDD’si olan bir bilgisayarmış. Bluetooth falan da mevcut. Hoşuma gitti bu özellik ama muhtemelen eskiyinceye kadar en fazla bir iki kere kullanırım. Bir de şu sinir olduğum kamerası var. Tabi kamerayı kötü falan bulduğumdan değil, bilgisayarda kamera bulunmasından hoşlanmadığımdan sinir olduğum bir kamera o. Sadece çalışıp çalışmadığını kontrol ettim ve umarım bir daha kullamak zorunda kalmam. İşin ilginç tarafı tanıtmak için falan da uğraşmadım. Faydalı birşey olsa süründürürdü. Linux’ta tanıtılamıyor diye yalan da uyduramayacağım. :(

Eski bilgisayarım zamandında aldığım ama kullanmaya pek fırsat bulamadığım Hi-Level 1GB DDR2 667Mhz bir bellek birimim vardı. Cihazı satın aldığım gibi onu da eklettim ve normalde 1 GB olan bellek kapasitesi iki katına çıkmış oldu.

Yeni bilgisayarım 2.7kg ağırlığında. Yani bu sefer de ağır bir taşınabilir bilgisayar almak zorunda kaldım. Önceki bilgisayarım 2.8kg’dı. Sırf hafif olsun diye 13″ almak istiyordum ama ne yazık ki mümkün olmadı. Artık darısı sonraki bilgisayarımın başına.

Önceki bilgisayarlarım gibi bu bilgisayarımın da özel bir adı var. Ancak bu sefer marka temelli bir isim koymayı seçtim. İlk defa böyle bir isimlendirme yapıyorum. Bu muhtemelen daha önce Lenovo almayı kafama koymuş olmamdan kaynaklandı. Gerçi ben X300 veya X301 gibi bir modeli ilerleyen zamanda almayı düşünüyordum ama 3000 N 500′de fena fikir değilmiş. Yeni cihazımın ismi Abaccus abaccus lenovvus oldu. (Dikkat w değil iki tane v harfi içeriyor ve italik yazılıyor.) Neden böyle isimler seçtiğimi merak edene ufacık bir biyoloji sistematiği dersi vererek anlatabilirim. Önceki bilgisayarlarımın isimlerini hatırlamak gerekirse (geriye doğru): Abaccus abaccus abaccus ve Abaccus abaccus yediagustosus :)


 
Eki
19
    
Posted (serkan) in alışveriş, donanım, GNU/Linux, Linux Gezegeni, pardus on Ekim-19-2008

Babam acilen bir lazer yazıcıya ihtiyaç duyunca bugün aşırı değerli dolara rağmen Samsung ML-1610 Mono Laser Printer aldık. Hatta o kadar acilen lazımdı ki şehirdeki Bimeks ve iki Teknosa’da bu modelden kutusu açılmamış tek bir ürün bile kalmadığından benim hiç yapmayacağım bir şeyi yapıp teşhir ürününü aldık. Gerçi karlı da çıktık. Normalde kutuyla gelen %60 dolu kartuş da kalmamıştı ve bize %100 dolusundan verdiler. :)

Alışveriş yaparken sordum: “Linux uyumlu mu?” Gelen cevap “Bilmiyorum ama Vista uyumlu.” şeklindeydi. Alışverişten vaz geçirmenin bir yolunu bulabilirdim. Hatta bundan sonra sattıkları cihazı doğru düzgün tanısınlar diye kesin alacak olmamıza rağmen ilk önce “Almıyorum o zaman.” bile dedim. Neyse aldık, eve geldik. Cihazı açtım, kurdum içinden biri XP için, biri Vista için ayrı iki CD çıktı. Babamın bilgisayarına kurulum on dakika falan sürdü. Deneme baskısı her şey tamam. Cihaz iyi bir şeye benziyor.

Bu arada bir de benim Pardus’lu A. a. abaccus‘de deneyeyim edim. Bilgisayarı açarken yazıcının USB kablosunu taktım. Açılınca Tasma’dan kontrol ettim. Yazıcı kullanıma hazır. Hemen yazdırmak için kenarda tutuğum belgelerden birini yazdırdım. Sonuç mükemmel. Herhangi bir pisi paketi kurmaya bile gerek kalmadı. Ah bir de bunu bize ürünü satmak isteyen satıcı bilse ne güzel olacaktı. Mirapark’a yolum ne zaman düşer bilmem ama yakında gider ve aynı adamı bulursam söylerim. Bana sattığı ürün o bilmese de Windows’tan çok Pardus uyumlu. Sürücü kurulumu yapmaya bile gerek yok.


 
Haz
27
    
Posted (serkan) in GNU/Linux, pardus, pozitif linux, ubuntu on Haziran-27-2007

Pozitif Linux daha önce de bahsetitğim gibi Ubuntu tabanlı Türkçe konuşan, Pozitif PC ekibi tarafından oluşturulmuş bir GNU/Linux dağıtımı. Çıkışından beş gün sonra geliştiricisi Barış Atasoy sayesinde haberim oldu. Sağ olsun hem CD hem de DVD sürümünü bana kargo ile de yolladı. Ben de ADSL ile indirme limitlerimi kat kat aşmak zorunda kalmadım.

Peki bu CD ve DVD neyin nesi? CD şeklinde olan ve buradan ücretsiz olarak indirebileceğimiz asıl sürüm. DVD ise piyasaya çıkmamış ve öncelikle geliştiri amaçlı olarak kullanılmış, indirilmesi mümkün olmayan ve olmayacak sürüm. Çünkü kimi sahipli yazılımlarla ilgili henüz aşılamamış bazı linans sorunları bulunuyor. Bu nedenle ve ülkemizdeki bağlantı dar boğazı düşünülerek sadece DVD versiyonunun hafifletilmesi ile elde edilen CD, erişilebilir vaziyette. Daha önce de belirttiğim gibi Trabzon/Merkez’de hem DVD hem de CD sürümü benden ücretsiz olarak edinebilirsiniz.

Her iki CD’de Ubuntu’dan aşina olduğumuz gibi hem Çalışan (Live) hem de Kurulan halini beraberinde getiriyor. Siz bilgisayarınızı CD (veya DVD) ile başlatıyor ve herşeyiyle çalışan bir bilgisayar ile grafik kullanıcı arayüzü üstünden kurulumunuzu yapıyorsunuz. Hatta o sırada, intenetiniz varsa, e-posta kontrolü yapmanızı veya anında mesajlaşma ile vakit geçirmenizi kimse engelleyemez. Ben buna Ubuntu devrimi diyorum, ama bilmiyorum belki ilk başkası çıkarmştır.

Şu sıralarda dağıtımın en çok konuşulan özelliği çok hızlı kurulması. Bu hız Pardus ile karşılaştırıldığında ortaya çıkıyor. Çünkü Pardus’ta paketleme sistemi içerisinde kullanılan sıkıştırma tejnolojisi ne yazık ki sistemin (özellikle eski bilgisayarlarda) aşırı yavaş kurulmasına sebep oluyor. Oysa Pozitif Linux tıpkı temel aldığı Ubuntu gibi .deb paketlemenin avantajından sonuna kadar faydalanmış. Çok iyi bir masaüstü donanımına sahip olan bir arkadaş sanırım 5 dakikadan biraz uzun bir sürede kurulumu tamamlayabildi. Ancak herkes bu tip uçuk sistemlere sahip değil. Benimki 15 dakikadan az süren bir kurulumdu.

Elime geçmesinden günler sonra tam bir denemeden geçirme fırsatı bulduğum bu dağıtım aslında bir Debian temeline sahip olmakla işe zaten çok şeyi halletmiş olarak başlıyor. Ama pek çok kullanıcı dağıtımın bu özelliğini hiç önemsemiyor. Test edenler genellikle, kısa sürede çalışır hale gelebilen üç boyutlı masaüstü desteği ve sahipli sistemlerde çalışmaya programlanmış .exe dosyalarını yürütmeye imkan tanıyan uygulamalara bakıyor. Öncelikle bu iki desteğin de yeterli düzeyde bulunduğunu ve pek çok dağıtımda uğraşarak veya deposundan edinerek elde ettiğiniz bu çeşit yeteneklerin CD sürümde hazır vaziyete kurulu olduğunu söylemek istiyorum. Hiç kullanmadığım kısımlar olduğundan yorum yapamayacağım ama büyük bir kısım okuyucunun sadece bunları merak ettiğini de biliyorum.

Çalışan CD ile açılışı yaptığınızda ya da kurulumun hemen ardından ilk etapta hata mesajı hissi uyandıran bir soru ile karşılaşıyorsunuz. OpenOffice.org’un (tüm sistemlerde yaşanan) ufak bir kusurunu kapatmak üzere sorulan soru eğer yeterli sistem kaynağınız varsa ofis araçlarınızın hızlı açılması için bellekte 30MB kadar bir dosyanın sürekli olarak kutulmasını tavsiye ediyor. Açılışta hemen bir tercih yapmak zorundasınız ama isterseniz sağ alt köşeden ofis paketine özel simgeyle bu tercihinizi değiştirebilirsiniz. Hata mesajını andıran hali hiç hoşuma gitmedi. Gözde, çalışan CD’yi yüklediği gibi okumadan hemen “abii bu ne çabuk hata verdi” dedi!

Pozitif Linux KDE ile geliyor ama Barış Atasoy’dan öğrendiğim kadarı ile kurulu olan Kubuntu ile gelen KDE değil. Kullandığım tek KDE Pardus KDE’si olduğu için bu konuda da fazla yorum yapamam. Zaten ilk defa bir Ubuntu sisteminde KDE kullanıyorum. Zamanında zor alıştım bu masaüstü ortamına, o da sırf Pardus için.

F12 ile çalışırabileceğim Yakuake’nin kululu olduğunu gördüğüm ikinci dağıtım Pozitif Linux. Tebrik ediyorum. Çünkü bu programın sağladığı kolaylık kimi zaman kullanıcısının bile tahmin edemediği boyutlara varabiliyor.

VLC Media Player’a dikkat. Çok sayıda formatı destekliyor (en azından benim elimdekilerin hepsini çaldı) ve Democracy Player ile Windows Media Player kullanıcıları kurulu tema sayesinde çok fazla yadırgamayacaklar. (Cihan testinde Kaffeine ile ilgili görüntüleme sorunundan bahsetmiş. Umarım sorunlu formatların örneğini de verir, çünkü benim elimdekilerin hepsi çalıştı: avi, flv, wmv)

Müzik dinleme konusunda sorunsuz ogg çaldığını söylemeye bile gerek yok ama mp3′de denedim o da çalışıyor. Benim bilgisayarımın hiç bir Linux ile anlaşamayan ses yönetimi kısa yolları yine doğru çalışmadı. Halbuki en iyi Ubuntu 6.06′da işliyordu. Ama hiç sorun değil genelde bilgisayarı sesi kapalı kullanan biriyim. Lazım olduğunda halen ezberleyemediğim kısa yolu aramak yerine direk uygulamanın ses ile ilgili ayarına yöneliyorum.

Cihan birden çok anında mesajlaşma uygulaması ile gelmesine çok sevinmişti. Ama ben çok da gerekli bulmuyorum. Biri yetmiyor mu? Bu anında mesajcıları anlayamıyorum bir türlü. Ben kullanmayı beceremiyorum da ondan mı böyle düşünüyorum acaba?

Zemberek (Türkçe imla denetimi) nerede? Duydum ki fırsat olunca o da eklenecek ama şimdilik yok. Sanırım bu dağıtımla ilgili kesinlikle eksik kalmış diyebileceğim tek şey. Ayrıca sadece OpenOffice.org içinde değil tüm yazı yazılan alanlarda çalışıyor olmalı.

Dağıtımın CD sürümü ile birlikte Scribus, Blender gibi yazılımlar bile gelmiş. Genelde metin editörü, konsol, web tarayıcısı ve biraz da müzik çalıcı dışında bir şey kullanmayan biri için çok fazla bir anlam ifade etmiyor ancak birilerine tavsiye ederken ihtiyaç duyulabileceklerin çok büyük bir kısmının sağlandığını söylemek hoşunuza gidiyorsa artık daha emin konuşabileceksiniz. Nasıl sığmış, merak ettim doğrusu.

Ethernet üstünden internet hattı kısa sürede fark edilebiliyor. Hatta kabloyu takıtığınız gibi. Bu Pardus’ta olmuyordu. Beklemek ya da elle etkinleştirmek gerkiyordu. Bu Pardus’ta çok da sorun teşkil etmiyordu ancak söz konusu fark Gözde’nin Pozitif’de sevdiği az sayıda özelliklerden biri. Neredeyse tüm Ubuntularda hissettiğim web sayfalarına geç erişim sorunu Pozitif Linux’ta halledilmiş vaziyette. Sanırım hiç kurcalamaya vakit bulamadığım IPv6 ayarları ile ilgili bir sorundu ve Türkiye’ye özgüydü.

Henüz makinayı ses veya video kodlaması için bırakmam veya saatlerce açık kalma denemelerimden bahsetmem için çok erken ancak iki günlük gözlemimden ibaret bütün bu bahsettiklerim.

Başka çalışmalardan dolayı kesinleştiremediysem de yaz sonuna kadar Pozitif Linux için sıradan birkaç çalışma (belge/wiki sayfası) yapabilirim. O zaman burada da yayınlarım.

Şimdilik bu kadarı yeterli gibi duruyor. Arkadaşlar hep Wine’ı soruyor ben de hep geçiştiriyorum. Bu fırsatla onunla ilgili bir şeyler yaparsam yeni testler yolda demektir. Ancak önce vakit bulmam gerek. Muhtemelen beryl ile ilgili bir çalışma yapmayacağım.


 
May
22
    
Posted (serkan) in biyoteknoloji, Etkinlik, pardus on Mayıs-22-2007

24 Mayıs’ta 2.Moleküler Biyoteknoloji Bahar Okulu başlıyor. Arkadaşlarımın aylar süren hazırlıkları eninde sonunda tamamlanacağı noktaya varıyor. Bu sene kimi dışarıdan bakanlar tam aksini düşünseler de kendime daha fazla vakit ayırabilmek için mümkün olduğunca düzenlemelerden bihaber yaşamayı ve sadece çok gerektikçe yardımcı olmayı seçtim. Bu sefer daha az çalışmamdan olacaktır işin bana düşen kısımlarından ciddi oranda zevk aldım. En azından üç yıldır ilk defa parazit kişiliklerden uzak bir dönem geçirdim. Daha önce sadece benim yaptığım tüm işi bölüşerek üstlenen Cihan, Sefer ve Erdal’a ayrı ayrı teşekkürler. Yan gelip yatmamda ve yine de kıpkırmızı yaka kartımı takmamda emeği geçen Sevcan’a ise ayrıca teşekkürler…

Bu tür organizasyonlar elbette katılımcılar için 1.gün başlar. Oysa pek çok düzenleyici artık programlandığı birkaç şey dışında sadece zamanın geçmesini bekler. Zamanın geçişine olan farkındalık öncesinde harcanan emeğe göre çok geniş bir çeşitlilik gösterir. İstisnaları unutmamakla birlikte aslında katılımcının görmesi gereken saygın kişilikler genellikle gücü tükenene kadar çaba gösteren değil de ona kendini paralama hakkı veren zat-ı muhteremlerdir. Daha açıklayıcı bilgi için bkz.Sevcan :)

Aslında zor olan başka şeyler de vardır. Yetkiyi doğru kullanmak ve adil olmak gibi. Bu sene bunun sağlanıp sağlanmadığına dair yorum yapmak bana düşmez ama katıldığım türlü türlü organizasyondan biliyorum ki kimseyi General Garcia’ya mektup götürmeyi öğretme bahanesi ile ayrıcalıklı bir arkadaşına hizmet ettirmek zorunda bırakmamak ya da çalışma grubunu cemaatimden olanlar ve olmayanlar diye ayırmamak gerekir. Kişisel gıcıklıkların alet edildiği bir etkinlik gün gelir birilerinin diline “işte benim pek çalışkan öğrencim” diye düşmenizi sağlar. Aman dikkat buradaki çalışma nota yansımayan cinsten olur ve sadece y*alık yapmaya zemin hazırlayıcı unsur niteliğinde kalır…

Eskiler bir kenara en önemli işi geçen seneki gibi bu sene de birinci sınıflar yapmış. İkinci dönem aramıza katılan Seçil, bizim katılımcılara Pardus mu dağıtsak acaba diye yaptığımız şaka üstüne Bilim Teknik dergisini arayıp 150 tane Nisan 2007 sayısı yollamalarını sağlamış, hatta epeyce de uğraşmış, böylece Pardus 2007.1 Felis chaus‘u dağıtmamıza imkan tanımış. Boşuna dememişler 1.sınıf…