Kas
25
    
Posted (serkan) in Türkiye, finans, girişim, internet on Kasım-25-2008

Zamanında Webrazzi’de yazılmıştı. Geçenlerde posta kutumda da gördüm. Hatta şimdi yeni bir yazı var Webrazzi’de. PayPal Türkiye’ye geldi. Yerleşmesi biraz zaman alacak ama geldi işte.

Bu güne kadar internet üzerinden iş yapmaya çalışan ve bu arada da sanal ödeme sistemleri ile para transferine ihtiyaç duyan pek çok kimse oldu. Pek çok kişi aylarını bankaları ikna etmek için verdi. Pek çoğu başarılı olamadı. İlle de şirket olmak gerekti vs…

Şimdi ne olacak. Bir sanal POS sahibi olmanın artık Türkiye bankalarında bile çok kolay olacağı kesin. Ama anlamadığım tek şey ödeme sistemleri konusunda bu kadar ileri olan bir ülkenin neden kendi vatandaşına bu kadar çok işkence verdiği. Şimdi isterse vermesin. PayPal var, -şuan Türkiye’deki faaliyeti ne bilmiyorum ama- Google Checkout var.

Zamanında yalvarsak bile vermeyenler bu sefer benden al diye yalvaracaklar. Ama büyük fırsat kaçmıştır. Sanal ödeme alacak olsam Türkiye bankalarının yüzüne bakmam.


 
Eyl
19
    
Posted (serkan) in alışveriş, finans on Eylül-19-2008

Türkiye İş Bankası, benim onu kullandığım dönemde, ilk defa tüm müşterilerinin aynı olmadığını hesaba katan bir hareket gerçekleştirdi. Geç de olsa hizmete soktuğu sanal kart uygulamasını benim gibi daha çok internet alışverişi yapan kimselere otomatik olarak açtı. Diğer kullanıcıların ise başvuru yapması gerekiyor.

Alışverişlerinizde kullandığınız kredi kartınızı sağlayan bankanız aslında sizin hakkınızda tahmininizden daha fazla bilgiye sahiptir. Hangi tip ürünler satın aldığınız ellerindeki dev CRM veritabanlarında saklanır ve ücreti mukabilinde büyük işletmelere satılır. Böylece benzin istasyonundan büyük alışveriş merkezlerine kadar pek çok kuruluş kendilerine uğrayan ama geçip giden müşterilerin yaş, cinsiyet gibi bilgilerinden tutun da neleri almaktan hoşlandıklarına kadar pek çok bilgisine sahip olurlar.

Bankalar bu bilgileri satarak kazanç sağlarlar ama ne yazık ki benim şimdiye kadar kullandığım bankalardan hiç biri bu bilgiyi kendisi kullanmaya kalkmayı akıl edememiştir. Oysa her müşterinin farklı olduğunu, en azından onları gruplayarak, hissettirmeye kalksa bile daha çok kazanacaklarına eminim. Mesela şuan kullandığım bankayı değiştirmemek için hiç bir sebebim yok. Oysa bankamla aramda bana özel bir ilişki olsaydı banka değiştirmek hayli zor olurdu. Bankalar üç kuruşluk puanları hala önemsiyorlar. Oysa kazandığım puan ne kadar olursa olsun sıradan bir mağazada kalan son puanlarımı harcayıp en kısa sürede diğer bir kartı kullanmaya başlayabilirim. Müşteri bu kadar ucuz mu ki kaybetmeyi göze alıyorlar?


 
Eyl
11
    
Posted (serkan) in Trabzon, Türkiye, finans, yatırım on Eylül-11-2008

Cihan sahil yolundaki sadece yabancıya satılık binadan bahseden ibret verici bir hikaye eklemiş. Üstüne bir şeyler söylemeden edemedim.

Ülkemizdeki yabancı kayırmacılığını çok iyi anlatıyor ve kesinlikle bir an önce okumanızı tavsiye ederim. Olay etkileyici ama anlaşılan mağdur olan amcamız bu durumu sıradan bir engel hale getiren basit bir anahtarı kullanmayı unutmuş. Aslında rüşvet gibi ahlak dışı ikinci bir anahtar daha var ama onu işin içine katmıyorum.

Forum alışveriş merkezinde de olduğu gibi ortada ki yabancı biraz bıyıklı. Daha önce duydunuz mu bilmiyorum ama eğer biraz olsun ekonomi bülteni seyrederseniz özellikle ülke içindeki fazladan sıcak paranın konuşulduğu günlerde hep gündemdedir bıyıklı yabancılar. Söz konusu komik bıyık ise bizzat Türkleri temsil eder. Yani küçük veya büyük bir yabancı ortak bulur ve işleri onun halletmesini sağlayarak Türkiye’de yatırım yapar böylece ülkemizdeki yabancı hayranlığından karlı bile çıkmış olursunuz. Sadece yabancılar mı bizi kullanacak, biraz da biz onları kullanalım değil mi? Ayrıca riskin bir kısmını da başkalarına yıkmak gibi bir imkan daha doğuyor. Eğer off-shore bir yabancı ile çalışmıyorsanız devlet kurularının size güvenmemesi için bir sebep yok. Onlar yabancıya daha çok güveniyorlar sizin bir hata yapma ihtimalinize karşı.

Unutmadan, bıyıklı yabancı terimi yabancı ortak olmasa bile kendisi farklı bir ülkede şiket kurarak yabancı gibi Türkiye’deki kaynaklara yatırım yapan kimseler için de geçerli ve ilk akla gelen anlamı da bu aslında.


 
Ağu
06
    
Posted (serkan) in finans, yatırım, çevre on Ağustos-6-2008

Türkiye İş Bankası yatırım ürünleri arasına bir yenisini eklemiş: Çevreye Yatırım Fonu.

Fonların çeşitlerine göre belirli sınırlarda hareket alanları oluyor ki değişken fonlar bu sınırları en az barındıranlardan. İddiasını sorgulamak istediğim fon İşte Yatırım’daki sayfasından öğrendiğimize göre dünkü verilerle %19 hisse senedi, %18 repo ve %63 ise B tipi değişken fon tüzüğüne uygun olarak yatırım yapılabilen diğer araçlardan oluşuyor. Tabi fonun hangi hisse senedini elinde tuttuğunu ya da diğer yatırımların neler olduğunu doğal olarak bilemiyoruz.

Genel olarak, çevreci olduğunu düşündükleri şirketlere borsa aracılığı ile kaynak aktararak destek sağlamak diye özetleyebileceğimiz amaçları içinde özellikle bu şirketleri nasıl belirlediklerini açıklayan kısmı çok ilginç. Bankamız diyor ki:

Çevre odaklı yatırım stratejisi kapsamında

Yakın zamanda çevre kirliliği nedeni ile para cezası almış,
Silah, tütün mamulleri veya çimento üreten,
Altın arama faaliyetinde bulunan

firmalara yatırım yapmaktan kaçınmak,

O zaman şöyle düşünelim. Eğer ben genel anlamda çevre denetimi dışında kalan ülkelerde (örneğin Çin’de) ucuza ve çevre için yüksek riskli üretilmiş ürünlerin ihracatçısı olursam ve IMKB yoluyla hakla açık bir şirketsem Türkiye’de herhangi bir ceza almış olamam. Hatta dünya da da çevre cezası almış olamam. Silah ya da uyuşturucu üretmiyorum, ayrıca altın aramak kim ben kimim? Sadece alibaba.com üstünden bulduğum bir ortak ve birkaç yüz bin dolar sermaye. Çok kazandırıyor olmak da olası. Zira ülkemdeki bir milyoncular sağ olsun işler harika. O zaman Çevreye Yatırım Fonu bana yatırım yapabilir mi? Daha da önemlisi bu yatırım bir çevreye yatırım mıdır? Cevap konusunda kimsenin tereddütü olduğunu sanmıyorum.

Farz edelim fon yönetimi işi sıkı tuttu ve gerçekten de enerjisini kendi kurduğu rüzgar santralleri üstünden falan sağlayan kimselerin hisselerini alıyor. Ama o zaman da fon tipi neden B Değişken? Hani Allah’tan B Likit değil. Temel özelliği şirketleri yatırım yoluyla desteklemek olan (ya da en azından bu şekilde duyurulan) bir fonun A tipi bir hisse senedi ağırlıklı fon olması beklenmez mi?

Bu da muhtemelen fon yönetiminin ticari kaygıları sonucunda B Değişken olarak tutuldu. Türkiye piyasası genel olarak aşırı dalgalı ve A tipi fonlar hele hele hisse senedi oranı arttıkça yüksek riskli gruba dahil oluyorlar. Bu da çoğu riski sevmeyen dengeli yatırımcı kitlesini kaçırıyor. Böyle olunca da yaklaşık olarak %80′i tamamiyle repo vs. farklı kaynaklara akan, kalan %20′si de çevreciliği ölçülemeyen şirketlere yatırılan paranızın elbette bir kısmı gerçekten çevreci şirketlerin kasasına yatırım olarak giriyor. Ama bana kalıra herhangi bir A tipi yatırım fonu bile bu fondan daha fazla çevreci olabilir.