Tem
10
    
Posted (serkan) in biyoloji kongresi, biyoteknoloji, Etkinlik on Temmuz-10-2008

Çünkü at gözlükleri çok şık duruyor.

Gerçi kimse bu kongreye ev sahibi olmaya niyetlendiğinde katılımcılardan gelecek paradan fazlasını düşünmüyor. Tabi kahraman olmaya da gerek olmayınca ne diye değiştirsinler gelenekleri. Bugüne kadar Biyoloji Kongresi hep yeni yetme akademisyenlerin puan kapma yarışına alet olmuştur ve bu şekilde işini çok iyi görmektedir. Değişmesine de işte sadece bu yüzden gerek yoktur.

Bu tip işlerde en çok paradan söz edilir. Edilmesinde de sakınca yoktur zaten, ta ki onu kazanmayı bilenler bu işi yapıyorsa. Ama kalkıp da hayatını biyolojiye vermiş adama kongre düzenle dersen çuvallatırsın tabi.

19. kongrede salonların en altındaki alanda sponsorlara özel bir bölüm vardı ve beş altı firma stantlarını açıp tanıtım yaptı. İşte sorun da burada zaten. Sponsorların amacı sadece laboratuvar sahibi hocalara ellerindeki cihazları duyurmak, fazlası değildi. Elbette burası satış yeri değil ama bu kadarı yeter mi?

Gelin geçenlerde gerçekleşmiş tamamen farklı bir toplantı ile Biyoloji Kongresi’ni karşılaştıralım. Söz konusu edeceğim toplantı TechCrunch & Webrazzi MeetUp.

Genel bir bilgi vermek gerekirse yerli bir blogger (internet yazarı, yani benim gibi biri) ve onun dünya markası olmuş öncülü olan başka bir bloggerın bir günlük sponsor destekli ve 400 katılımcıya açık toplantısı. Ayrıntılı bilgiye kaynağından ulaşabilirsiniz.

MeetUp hiç de akademik bir temele oturmuş değil. Belki de bu açıdan karşılaştırmanın saçma olduğunu düşünebilirsiniz ancak zaten eleştirdiğim şey de Biyoloji Kongresi’nin sadece akademik temele oturması ve dünyanın geri kalanını umursamaması. Sanki tüm biyologlar akademisyen!

Katılamadığım ama olanı biteni internette yayınladığı için içeriğinden haberdar olabildiğim MeetUp’da temel konu tahmin edebileceğiniz gibi “para”. Tabi buradaki para dünyayla rekabet etmeye çalışan zehir gibi bilgisayar şirketlerince üretilen ekonominin parası. Yani ülkenin cari açığından bahseden sonuçsuz ekonomi analizleri değil.

Birileri sponsor olmuş. İlk etapta sanki boşuna para yatırmışlar gibi duruyor. Ortada tanıtmak üzere getirdikleri ürünler bile yok, ne kadar ilginç değil mi? Ama anlaşılan medikal şirketlerinden farklı bir yaklaşımla gitmişler oraya. Acaba ne beklemişler? Benim akıma gelenler:

  1. “Ben de bu sektörde önemli bir değerim.” diye sesini rakiplere duyurmak.
  2. “Bu sektörde öylesine nitelikliyim ki en çok benimle çalıştığınızda mutlu olursunuz.” diye potansiyel çalışanlara (!) sesini duyurmak. Yani en kaliteli beyinleri kapmaya çalışmak.
  3. Toplantıya gelecek olası iş ortaklarına gücü temsil eden bir duruş sergilemek.

Şimdi bir bir inceleyelim sizce bunları bizim kongremizde uygulamak mümkün mü?

  1. Rekabet her yerde var. Bunun üstünde durmaya gerek duymuyorum. Elbette piyasa tüccarları benden iyi biliyordur.
  2. Beyin avlamak! Buna gerek var mı? Eğer en iyi çalışanları kaparsanız en iyi olursunuz. Bu her durumda doğru olmasa da başarının %80′idir diye tahmine diyorum. Ama tabi ihaleye adam sokmak için akıllı birine değil de arkası kalın birilerine ihtiyacınız olduğu doğru. Anlaşılan bizim medikalcilerin bu çeşit bayağı elemanı var ki etraftan akıllıları toplamak için çaba gösterdiğini gördüğüm tek şirket Ati Teknoloji. (Tabi bana “seni kim ne yapsın ava çıkmış onca şirket var sen görmüyorsun, duymuyorsun” diyen varsa sorun yok.) Ortada biyologların okul bitince girmeye can atacağı Ati Teknoloji dışında şirket göremiyorum. Aslında bu konuda hakkını yememek gereken bir tane daha var; o da şirketlerin en büyüğü olan DEVLET yani KPSS. :)
  3. Bizde şirketler hava atmayı sevmiyor. Bizim internet şirketlerimiz el değiştirirken bile satış rakamları konuşulmaz. Evet ticaret başkasının merakını tatmin etme sanatı değildir. Pek çoğu da halka açık olmadığından satış rakamlarını gizli tutar. Oysa bu alımı yapana da şirketi elden çıkarana da büyük prestij kaynağıdır. İnternet sektörü bir kenara, konu biyoloji sektörü olduğunda bırakın fiyat konuşmayı, birinin diğerine satıldığını bile duymazsınız. Muhtemelen satılacak bir şey yoktur. (Türkiye’de biyolojiye sektör yakıştırması yapmak gerçekten komik değil mi?)

Aslında burada kendi kazdığım kuyuya düşüyorum gibi. Yani hem Türkiye’de biyoloji sektörü diye bir şey yok diyorum, hem de para odaklı etkinlikler düzenleyelim diyorum. Haklısınız. Hemen bir adımda dönüştürmek istersek çuvallarız. Zaten bu konuda ilk adım atması gerekenler etkinlikleri bu amaçla kullanmak isteyecek şirketler olmalı. Ya da böyle gelmiş böyle gider diye ufacık bir pastadan eş dost ahbap ilişkisi ile aldıkları çalışanlarla pay almaya devam edecekler.

Benden söylemesi; Google biyolojiye göz kırpmaya şimdiden başladı. Daha önce fark edemediyseniz bari “e google burnunu soktuğuna göre bu işte galiba gerçekten para var” diye düşünmeye başlayın. Halen bir lokma bir hırka ile devam etmeyi düşünüyorsanız siz bilirsiniz. Ben söyleyeceğimi söyledim. Son gülen iyi gülecektir.


 
Tem
03
    

Aslında en başta yazmam gereken ama bir e-posta beklediğim için ertelediğim bu yazı iyice gecikti. Tatilde bile bilgisayarımla vakit geçiremeyeceğimi söyleselerdi inanmazdım. :)

Kongre’ye katılmakta asıl amaç tabi ki poster ve sözlü sunumlar oluyor. Bu arada epece de ilişki kurma şansı yakalıyor insan. Sunumlar konusunda başarılı bir kongre eğer eziyet vermiyorsa başarılı sayılabilir.

Katıldığım ilk Biyoloji Kongresi olduğundan karşılaştırma yapmam mümkün değil ama ortada bir gerçek var ki sistematikçiler bu kongreyi çok seviyor.

Sunumları düşününce çok şaşırtıcı birbirinden çok farklı iki şeyle karşılaştım. Biri gurur verici ve heveslendirici, sıkılmadan iki kere izleme fırsatı buluğum Ahmet Yıldız‘ın Motor Proteinleri sunumu diğeri de hayret verici kongre yüzsüzlüğü tartışmaları. Bir kongrenin kapanış oturumunun yarısını işgal edecek kadar abartılmış olmasını aklım almıyor.

Yani ülkemde öyle bilimciler (!) var ki yaptığı araştırma ile kongreye başvuruyor. Gönderdiği özet kabul edildiği için kitapta basılıyor ama bey efendi en ufak bir özür iletme zahmetinde bulunmadan teşrif etme sorumluluğunu yok sayıyor. Hatta kongre kitabı da erkenden basıldığı için bu yüzsüzlüğü hiç olmamış gibi göstererek söz konusu zat-ı muhteremin akademik kariyerine katkı yapıyor. Pes yani.. Ne kadar kolaymış akademik puan toplamak!

Çözüm çok mu zor? Elektronik kongre kitabı hazırlamak çok mu zor? Daha doğrusu kitap hazırlandığında zaten bir pdf dosyasından ibaret değil mi? Kongre süresince o özetleri okuyan zaten yok. Daha sonradan elde kaynak bulunsun diye ve akademik değeri olsun diye basılıyor bu özetler. Kongre bitiminde geleni gelmeyeni değerlendirir, kitaba son şeklini verir ve internet üzerinden katılımcılara ulaştırırsanız gerçek bir sorunu olmadığı halde sunum yapmayan hiç kimse kalmaz. Hatta e-kitabı üstüne bir de katılımcının adını yazarak kişiye özel bastırabilirsiniz. Açılışta kitabı vermek zorunda olmayacağınızdan yaklaşık 30YTL gibi bir parayı da katılımcıdan almak zorunda kalmazsınız. “Katılım ücreti fazla” dendiğinde Ali Osman hoca sadece kitabın 30YTL’ye mal olduğunu söylemişti. İşte size indirim yapma fırsatı. Baskı istemeyen kişi de 500 sayfa kadar çöp üretmemiş olur ki bir biyoloğa bunun ne kadar önemli olduğunu anlatmak hakaret sayılır.

Bir de bitmemiş çalışmaları sunmuş kimseler vardı. Benim merak ettiğim danışmanları o özetleri sanki bitmiş bir çalışmaymış gibi nasıl imzaladılar?

Her şey bir kenara pek çok kişinin de katıldığı bir gerçek var ki bazı poster sunumlar poster olarak boşa harcanmış ve keşke sözlü sunum olsaymışlar. Bunlara tam olarak dinleme fırsatı bulduğum ve merak ettiğimi daha önce burada da yazdığım Biyologlar Birliği Derneği’nden araştırmacıların posterleri* de dahil.

Bir lisans öğrencisi olmama rağmen posterlerde ve sözlü sunumlarda aradığım en önemli özellik mümkün olduğunca az genel bilgi içermesidir. Eğer anlayacak altyapım yoksa o sunum sırasındaki genel bilgi zaten işime yaramaz. Anlayacak kadar şey zaten biliyorsam genel bilginin uzaması canımı sıkar. Tartışmaya geçse diye bekler dururum. Bu konuda çok fazla şey söyleme fırsatı bulamadım ama Ali Adem hoca’nın sunumlarından birini eleştirdiğimi hatırlıyorum.

Sunumlardaki bakış açıları ilginçti. Bir ziraat mühendisi bir canlıya zararlı diye hitap ederken bir biyolog ona kelebek diyebiliyor. Elbette ikisi de doğru.

Yardımcı Doçentler ve daha kıdemli hocaları sunum yaparken görememek üzücü ve bir o kadar da şaşırtıcı. Hatta bunu özellikle kendi bölümümden görmek daha şaşırtıcı. Eminim sırf akademik puana daha çok ihtiyaç duyan öğrencilerinin önlerini kesmemek için bu yolu seçmişlerdir yoksa başka neden olsun, değil mi? Bir dönem hoca başına düşen makale sayısında Türkiye rekoruna sahip bu bölümde muhtemelen yayın yapmak için kongrelere pek tenezzül edilmiyor. Uluslararası yayınlar birici tercihleri.

* Biyologlar Birliği Derneği bünyesindeki araştırmacıların kendi imkanları ile yaptıkları poster sunumlarını gerçekleştirdikleri ve bana ayrıntılı şekilde anlattıkları posterlerin başlıkları şöyle: (Amatörce sorularıma katlandıkları için teşekkürler.)

1. Poster :
RNA EKSTRAKSİYON YÖNTEMLERİNDEN FENOL KLOROFORM YÖNTEMİ İLE SİLİKA MEMBRAN KOLON YÖNTEMİNİN KARŞILAŞTIRILMASI

2. Poster :
INFLUENZA ALT TİPLERİNDE MULTIPLEX PCR YÖNTEMİ

3. Poster :
PRENATAL TANIDA,BİYOKİMYASAL TARAMA TEST SONUÇLARI VE USG BULGULARININ AMNİYOSENTEZ SİTOGENETİK ANALİZ SONUÇLARI İLE KARŞILASTIRILMASI

4. Poster :
ERKEK İNFERTİLİTESİ ÖN TANISI OLAN HASTALARDA, SİTOGENETİK VE Y KROMOZOM MİKRODELESYON ANALİZ SONUÇLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ


 
Haz
29
    
Posted (serkan) in biyoloji kongresi, Etkinlik, internet, KTÜ on Haziran-29-2008

KTÜ’de düzenlenen ve daha öncekiler için de geçerli olan en büyük sorunlardan biri eş zamanlı sunumların çakışması oluyor. Haliyle kongre süresi 5 gün ile sınırlı olunca aynı saate birden fazla oturum denk geliyor. Çözümün çok zor olduğunu sanmıyorum.

Bırakın yandaki salondaki oturumları kaçırmayı, ben dünyanın öteki ucundaki konferansları internet üzerinden rahatlıkla takip edebiliyorum. Hatta istediğim zaman istediğim konforda seyredebildiğim gibi tekrar tekrar bile izleyebiliyorum. Bunca video sitesi boşuna mı var? Yeter ki birileri oturumları kayda alsın ve internetten yayınlasın.

Kongre bütçesinden çekim için harcanacak paradan çok daha az bir kısmını videoları yayınlamak için harcamak yeterli. İlle de kendi sunucumuzda olsun derseniz DreamHost gibi bir servis sağlayıcıdan alacağınız yaklaşık yıllık 120 dolarlık bir paket ile veya bilindik video sitelerinde bedavaya sunabilirsiniz. Tek büyük masraf kamera ve kameraman. (20. kongre 2 yıl sonra düzenleneceğinden VDSL2 ile sunucuya yükleme yapma konusunda sorunumuz olmaz gibi geliyor bana.)

Bunu 20. kongreye ev sahipliği yapacak üniversiteden ilgili hocaya söylediğimde bana verdiği cevap; bir anket düzenleyecekleri ve fikrimi oraya yollamam oldu. Hadi hayırlısı.


 
Haz
28
    
Posted (serkan) in biyoloji kongresi, biyoteknoloji, eğitim, Etkinlik, KTÜ, Trabzon on Haziran-28-2008

Çok uzun yazmamak adına birkaç parçaya bölüp yayınlamaya karar verdim. Bu ve bundan sonraki birkaç yazım KTÜ’de düzenlenmiş Ulusal Biyoloji Kongresi ile ilgili olacak.

Ulusal Biyoloji Kongresi bu sefer de önceki senelerden daha kalabalık ve nitelikli olarak gerçekleşti. Artık herkes giderek özelleşmesi gerektiğini ve Botanik, Zooloji gibi alt dallarda ayrı kongrelere bölünmesi gerektiğini anladı diyebilirim. Ama tahminimce en az iki Biyoloji Kongresi daha bu şekilde devam edecektir. Bir değişikliğin olmasından umutluyum. Yoksa birbirine çakışan oturumlar ve endüstrinin umursamadığı bir etkinlik sadece yeni yetme akademisyenlerin puan kapma yarışına alet olmaktan öteye gidemeyecek.

Çakışmalar yüzünden izleyemediğim bir sürü sunumu unutmadan söylemem gerekir ki kongreye kesinlikle damga vurup yeterli ilgiyi toplamış iki sunum var. Bunlardan birinin bir hematolog diğerinin de biyofizikçi tarafından sunulmuş olması düşündürücü. Evet artık çok şükür melez alanlar ciddi miktarda yer işgal ediyor ama açılışta tek bir biyoloji kökenli kimse bile konuşma fırsatı nasıl bulamaz? Tabi burada kızdığım programın böyle hazırlanması değil. Dal milliyetçiliği yapmadan meslektaşlarımı iğnelemek istiyorum. Sunacak kimse vardır da onlar mı sundurmadı sanki?

Katılımcıların tamamına yakınının akademik kökenli olduğunu ya da akademik yaşantıya başlamak üzere olan lisans öğrencilerinden oluştuğunu gördüm. Kamuda çalışan birkaç biyolog ve öğretmenle karşılaşmak güzel ancak sadece üç-beş kişiden mi ibaret kalmalı? Şehrimdeki biyoloji öğretmenlerimi aradım. Okuttukları kitapların yazarlarını ayaklarına kadar gelmişken görmeden geçmeleri ne kadar üzücü! Acaba okul bitti hasbelkader bir yerlere de atandılar diye ayaklarına kadar gelmiş bilimsel yeniliklere sırt çevirme hakları var mı? Ya da böylesi bir davranıştaki kimselerin neden biyoloji öğretmenleri atanmıyorlar, neden az maaş alıyorlar diye ağlamaya hakları var mı? En azından Trabzon’un hiç yoksa kendi mezun olduğum anadolu lisemin öğretmenlerini bekledim. Oysa şimdi kongreden haberdar oldukları konusunda şüphelerim var.

Kongre bitti ama yazacaklarım tabi ki bitmedi. Gördüğüm, not aldığım, kimi zaman üzüldüğüm bir sürü şeyi buraya taşıyacağım ama söylemeden geçemem; bir aksilik çıkmazsa 20. Ulusal Biyoloji Kongresi’nde Denizli’de yani Pamukkale Üniversitesi’nde görüşmek dileğiyle.