Ağu
15
    
Posted (serkan) in donanım, sinir bozucu on Ağustos-15-2009

Yeni aldığım lenovo 3000 n 500 (A. abaccus lenovvus) geçtiğimiz hafta bozuldu. Hemen yazamadım çünkü başka bilgisayarlarda pek rahat etmeyince yazasım da gelmiyor.

Ayrıca kendisi erken bozulma konusudna da rekor kırdı. Alındığının üstünen iki ay geçince hard disk dolaylarından fazla olmayan sıradışı bir ses çıkartarak çalışmama konusundaki kararlılığını kourudu yaklaşın 10 gün kadar önce. Dün teknik servise sordum İstanbul’daki merkezde süreç devam ediyormuş.

Bazen düşünüyorum da belki de sorun bende olabilir. Ama A. a. abaccus iki buçuk sene tık demeden işledi taa ki anakartı sıcağa yenik düşene kadar. Neyse yapılsın gelsin fazlasını istemem. Tabi olayın sinir bozucu olması yanında eğer döndüğünde sorunsuz bir şekilde çalışırsa ya da daha fazla bekletmeden bana ulaştırırsalar Lenovo konususnda çok kötü bir fikre sürüklenmeyeceğim.


 
Haz
10
    
Posted (serkan) in alışveriş, donanım, GNU/Linux, pardus, serkan, ubuntu on Haziran-10-2009

Daha önce de yazdığım gibi bilgisayarım bozulmuştu. Eski bilgisayarımın anakartı yanınca yeni bir bilgisayar almak benim için çok zamansız ve mecburi bir alışveriş oldu.

Bu sefer internetten değil Trabzon’daki bir satıcıdan -Eprom’dan- aldığım taşınabilir bilgisayar; Lenovo 3000 n500. Ürün sormak için girdiğim yerde adama “taşınabilir bilgisayar” diyince birkaç saniye afallamış bir şekilde bakıp “Laptop mı?” diye sordu. Bu başlangıca rağmen oradan alışveriş yapmış olmama hala şaşırmaktayım.

Alışveriş tam olarak 3 Haziran 2009 günü gerçekleşti. Lenovo 3000 N 500 beni Windows satın almak zorunda bırakmadı. Kullanmayacağım bir şeye para ödememiş olmak sanırım 60$ civarı bir tasarruf sağladı. Eve geldiğim gibi Pardus 2008.2 Canis aureus ile denedim ve çok şükür tanınmayan en ufak bir donanım parçacığı ile karşılaşmadım. Yanlız sadece birkaç saat Pardus ile kaldı ve yeni bilgisayarıma Ubuntu 9.04 Jaunty Jackalope kurdum. Bir haftadır bu şekilde kullanıyorum. Epeyce bir süre de böyle kullanmayı umuyorum. Önceki bilgisayarımı da ilk Ubuntu ile kullanmaya başlamış ama bazı donanım sorunları sebebiyle Pardus’a geçmiştim. Gerçi Pardus’ta da klavyeden ses ayarı yapamama sorununu artık iyice kanıksamışım ki yeni bilgisayarda kısayol kullanmayı hatırlamak için halen çaba gösteriyorum. :)

Bir an önce internete girmek ve rutin çalışmalarıma devam etmek dışında bir sebepten dolayı bilgisayara ihtiyaç duymadığımdan bu arada da bunun dışında bilgisayarın sağladığı hiç bir özelliği merak etme fırsatım olmadığından cihazın tam olarak özelliklerinin ne olduğunu bile hatırlamakta zorlanıyorum. Şimdi tekrar katalogdan baktığıma göre Intel Core 2 Duo T5800 işlemcisi 250GB HDD’si olan bir bilgisayarmış. Bluetooth falan da mevcut. Hoşuma gitti bu özellik ama muhtemelen eskiyinceye kadar en fazla bir iki kere kullanırım. Bir de şu sinir olduğum kamerası var. Tabi kamerayı kötü falan bulduğumdan değil, bilgisayarda kamera bulunmasından hoşlanmadığımdan sinir olduğum bir kamera o. Sadece çalışıp çalışmadığını kontrol ettim ve umarım bir daha kullamak zorunda kalmam. İşin ilginç tarafı tanıtmak için falan da uğraşmadım. Faydalı birşey olsa süründürürdü. Linux’ta tanıtılamıyor diye yalan da uyduramayacağım. :(

Eski bilgisayarım zamandında aldığım ama kullanmaya pek fırsat bulamadığım Hi-Level 1GB DDR2 667Mhz bir bellek birimim vardı. Cihazı satın aldığım gibi onu da eklettim ve normalde 1 GB olan bellek kapasitesi iki katına çıkmış oldu.

Yeni bilgisayarım 2.7kg ağırlığında. Yani bu sefer de ağır bir taşınabilir bilgisayar almak zorunda kaldım. Önceki bilgisayarım 2.8kg’dı. Sırf hafif olsun diye 13″ almak istiyordum ama ne yazık ki mümkün olmadı. Artık darısı sonraki bilgisayarımın başına.

Önceki bilgisayarlarım gibi bu bilgisayarımın da özel bir adı var. Ancak bu sefer marka temelli bir isim koymayı seçtim. İlk defa böyle bir isimlendirme yapıyorum. Bu muhtemelen daha önce Lenovo almayı kafama koymuş olmamdan kaynaklandı. Gerçi ben X300 veya X301 gibi bir modeli ilerleyen zamanda almayı düşünüyordum ama 3000 N 500′de fena fikir değilmiş. Yeni cihazımın ismi Abaccus abaccus lenovvus oldu. (Dikkat w değil iki tane v harfi içeriyor ve italik yazılıyor.) Neden böyle isimler seçtiğimi merak edene ufacık bir biyoloji sistematiği dersi vererek anlatabilirim. Önceki bilgisayarlarımın isimlerini hatırlamak gerekirse (geriye doğru): Abaccus abaccus abaccus ve Abaccus abaccus yediagustosus :)


 
Mar
08
    
Posted (serkan) in alışveriş, çevre, donanım, test on Mart-8-2009

2 Ocak’tan beri Philips Xenium X800 kullanıyorum. Telefonu görmek üzere gittiğim Forum Trabzon’daki Teknosa’daki adama gıcık olunca cimri.com‘un tavsiyesiyle gedikgross.com‘dan aldım. İki ay beklememin sebebi cihazı ilk elime aldığım gibi daha neyin ne olduğunu anlamadan yazmak istememem.

Bence en mükemmel özelliği şarj aletini kaybettirecek kadar az kullandırması. Bir haftadan erken şarj ettiğimi hatırlamıyorum. Hatta buna telefonu en çok kurcaladığım ilk hafta da dahil. Daha seyrek şarj etmek zorunda olunca telefonu şarjda unutup boşu boşuna harcadığımız elektrikten kurtulmamızı sağlıyor ve bu açıdan değerlendirilidiğinde ciddi anlamda çevreci bir ürün.

Enerji konusunda ne kadar tutumlu olduğunu ısrarla gösterircesine içerdiği en güzel özelliği telefonun uzun süre dokunmayıp ekranı kararınca dokunma hareketlerini algılayan sensörün de elektrik harcamamak için kapanması. Bu nedenle uyandırmak için telefonun bir kaç tuşundan birine basmak zorunda kalıyorsunuz. Eğer diğer dokunmatik cihazlardan birine alışkınsanız bu durum size çok saçma gelebilir ama fazladan elektrik harcayan bir parçanın sarfiyatından kurtardığından başarılı bulduğum bir tercih.

Satın almadan önce birkaç gün forumlarda dolaşıp kim ne demiş diye baktım. Bir kaç ciddi gözüken incelemeyi okudum ve hatta bir seferinde az daha telefonu almaktan vaz geçecektim. Bir tanesinde telefonun ses kalitesinin kendi kulaklığı ile çok düşük olduğunu ancak bluetooth kulaklık kullanılırsa yüksek olduğundan bahsediliyordu. Hatta buna öylesine inanmışım ki kutudan çıkan kulaklığı cihazı aldıktan bir hafta sonra denedim. Denemenin ardından da internet yorumlarına eğer gerçekten emin olduğum bir kaynaktan gelmiyorsa kulak asmamaya karar verdim. Oysa dört beş farklı yerde aynı ses sorunundan bahsedildiğinden iyice inanmıştım. Belki yalan değildir. Güçlü kulağa sahibi biri böyle demiştir geri kalan bir sürü kişi de sırf o dedi diye kendini kalitesiz duymaya şartlamıştır. Belki yeni bestelediğiniz senfoniyi dinlemek için yeterli bir cihaz olmayabilir ama bestenizi bana yollarsanoz dinlemek için kutudan çıkan kulaklığı kullansam hiç bir şey kaybetmiş olmam çünkü daha kaliteli sesi zaten duyamam. Müzisyen değilim.

Yeni bir telefon almayı düşünüyorsanız benim de cihazla tanışmamı sağlayan TeknoSohbet bölümünü izlemenizi tavsiye ederim. İlk izlediğimde halen Türkiye’de 3G’yi yakın zamanda kullanabileceğime dair saçma bir iyimserliğim olduğundan satın almayı düşünmemiştim ama Televidyon arşivde gezinirken tekrar karşılaşınca 6 yıldır kullanmama rağmen eskitemediğim Nokia 6600′ı Gözde’ye vermek üzere satın aldım. Bir sürü arkadaşımdan “e bozuluur” yorumları duydum. Ön yargıyı sevmem. Bir deneme yaparız beğenmezsek bir daha uğramayız.

Şu ana kadar hoşuma gitmeyen en önemli özelliği güneş altında ekranı okumanın ciddi anlamda güçleşmesi. Bunun dışında çok mesaj yazan biri olsaydım telefondan kesinlikle nefret ederdim. Bir de birkaç saniye deneyen Cihan‘ın söylediğine bakarsak araba kullanırken telefon etmek imkansız.

Telefonun fotoğraf çekim kalitesini merak ediyorsanız Flickr’a eklediğim* ve ekleyeceğim** birkaç fotoğrafa göz atabilirsiniz.
* [1]
** [2]


 
Eki
19
    
Posted (serkan) in alışveriş, donanım, GNU/Linux, Linux Gezegeni, pardus on Ekim-19-2008

Babam acilen bir lazer yazıcıya ihtiyaç duyunca bugün aşırı değerli dolara rağmen Samsung ML-1610 Mono Laser Printer aldık. Hatta o kadar acilen lazımdı ki şehirdeki Bimeks ve iki Teknosa’da bu modelden kutusu açılmamış tek bir ürün bile kalmadığından benim hiç yapmayacağım bir şeyi yapıp teşhir ürününü aldık. Gerçi karlı da çıktık. Normalde kutuyla gelen %60 dolu kartuş da kalmamıştı ve bize %100 dolusundan verdiler. :)

Alışveriş yaparken sordum: “Linux uyumlu mu?” Gelen cevap “Bilmiyorum ama Vista uyumlu.” şeklindeydi. Alışverişten vaz geçirmenin bir yolunu bulabilirdim. Hatta bundan sonra sattıkları cihazı doğru düzgün tanısınlar diye kesin alacak olmamıza rağmen ilk önce “Almıyorum o zaman.” bile dedim. Neyse aldık, eve geldik. Cihazı açtım, kurdum içinden biri XP için, biri Vista için ayrı iki CD çıktı. Babamın bilgisayarına kurulum on dakika falan sürdü. Deneme baskısı her şey tamam. Cihaz iyi bir şeye benziyor.

Bu arada bir de benim Pardus’lu A. a. abaccus‘de deneyeyim edim. Bilgisayarı açarken yazıcının USB kablosunu taktım. Açılınca Tasma’dan kontrol ettim. Yazıcı kullanıma hazır. Hemen yazdırmak için kenarda tutuğum belgelerden birini yazdırdım. Sonuç mükemmel. Herhangi bir pisi paketi kurmaya bile gerek kalmadı. Ah bir de bunu bize ürünü satmak isteyen satıcı bilse ne güzel olacaktı. Mirapark’a yolum ne zaman düşer bilmem ama yakında gider ve aynı adamı bulursam söylerim. Bana sattığı ürün o bilmese de Windows’tan çok Pardus uyumlu. Sürücü kurulumu yapmaya bile gerek yok.