Nis
14
    
Posted (serkan) in django, Google App Engine, hosting, internet, python on Nisan-14-2008

Google bu sefer gerçekten bahsedilmeyi hak ediyor. Ne OpenSocial‘ı duyunca ne de Android‘e sıra gelince buraya taşıma gereği duymadım ama App Engine biraz farklı.

Aslında (benim için) biraz farklı dememin tek sebebi halihazırda yapmakta olduğum bir çalışmaya denk gelmesinden yoksa Google babamın oğlu olduğundan falan değil.

Django ile çalışıp kullandığı paylaşımlı sunucunun kaynak tüketim politikasını zorlayan uygulamalar yüzünden ağırdan almak zorunda kalan biri olarak Google bana “buyur burada misafir edelim” deyince teklife göz atmamak olmaz.

Servisi daha bugün fark ettiğimden ve sadece belgeleri okuyup kendi bilgisayarımda denemeler yapma fırsatı bulduğumdan üstüne konuşmak için biraz daha zamana ihtiyacım var ama şimdilik iyi ki akıl etmişler demeden geçemiyorum.

Aslında herkesin rahatlıkla aklına gelebilecek Google’ı bir hosting sağlayıcıymış gibi gösterecek bir hizmet ama durum bununla sınırlı değil. Google kendi kurallarını koyduğu bir framework geliştirmiş. Django’dan bayağı esinlenmiş. Bunun yanında Django ve benzeri diğer Python kütüphanelerini de işin içine dahil edilebilir hale getirmiş. Hatta ilk versiyonun sadece Python ile yayınlanmasına bakmayın herkesin Python programcısı olmadığını biliyorlar. Benim ikinci dil tahminim Ruby.

İşin güzel tarafı Google tarafından sağlanan ölçeklenebilir veri merkezinin uygulama geliştiricilerinin hizmetine açılması. Yani elimizdeki uygulama çok fazla sistem kaynağı tüketiyor diye düşünmeyeceğiz. Düşünsek bile bunu Google’dan ücreti karşılığında satın alabileceğiz. Hobi projemiz büyüdü diye sunucu satın almak onu bakımını yapmak zorunda kalmayacağız.

Henüz deneyemediğim ama videolardan izleyerek öğrendiğim admin panelleri ise beni mest etti diyebilirim. Şuan üstünde çalıştığım web uygulamalarında karşılaştığım en büyük sorun birileri onları kullanırken nasıl yenileyebileceğimdir. Çalışan ve bir de üstünde kritik veriler tutan bir web uygulaması geliştiriyorsanız ve bir de siz tam bir şeyler değiştirmeye kalkacakken birilerinin onu kullanıyor olma ihtimali varsa nasıl güncelleme yaparsınız? Elbette yolu var ama ben pek zevk almıyorum bu işi yaparken. Hatta bu durum bende öyle önüne geçilmez bir korku oluşturdu ki çalışmalarımı iyice kararlı hale getirmeden yayına çıkaramıyorum. Bu aşırı mükemmeliyetçilik de çoğu zaman hiç bir şey çıkarmamak demek oluyor. İşte Google App Engine‘de buna çok basit bir çözüm var. Eğer yanlış anladığım bir kısım yoksa, App Engine’de yeni uygulamanızı yükleyin test edin ve eğer sorunsuz olduğunu görürseniz son kullanıcının yeni sürümü kullanmasını sağlayın. Bu arda ziyaretçiniz halen eski sürümle sanki hiç bir şey olmamış gibi hayatına devam edebilir. Daha ne isterim… (Bir an önce denemeyi tabi ki! Daha denemeden üstüne bu kadar konuşabildiğime göre herhalde en çok istediğim şey buymuş!)

Bir yandan da Sun Microsystems’ın network.com servisine rakip olduğunu düşünmüyor değilim. Basit moleküler deneyleri sıradan bir Genetikçi bile burada yazacağı web uygulamaları ile halledebilir. Sonuçta ihtiyaç duyulan işlemci gücünü Google ücreti mukabilinde sağlayacak ve Türk müşterilere tenezzül bile etmeyen Sun’da kedi ulaşamadığı ciğere mundar der misali “biz zaten yüksek güç tüketecek müşterilere bakıyoruz” diyecek. (Sun’ın hazır uygulama sağladığını ama Google App Engine’de uygulamanın sıfırdan geliştirilmesi gerektiğini de unutmamalı tabi.)

Belgeleri inceleyince özellikle Google hesaplarının web uygulamalarına entegre edilmesinin çok kolaylaştığını fark ettim. Hatta acaba ben de burada sunacağım bir uygulamada herkese yeni bir kullanıcı adı ve şifre vermek yerine zaten sahip oldukları Google hesaplarını kullanmalarına izin mi versem diye düşündüm? (Muhtemelen en az bir kere denerim de.) Ama bunun yanılmıyorsam taa 2001 yılında Microsoft tarafından Passport projesi ile hayal edildiği ve başarısız bir girişime çoktan dönüştüğünü unutmamalı. O zamanlar MS Passport ne kadar kullanışlı ve kolay geliştirilebilir bir üründü bilmiyorum ama bu sefer ki Google servisi (hele bir de bu kadar çok Google hayranı olduğu düşünülürse) kolaylıkla popüler olacak gibi duruyor.

Google App Engine’i denemeyi hemen hemen tüm Django kullanıcılarına tavsiye ederim. Django’nun çalışma prensibine benzer bir yapısı var zaten. Fazla kafa yormadan 5-6 saate neyin ne olduğunu kapmak mümkün ama tabi üstünde ciddi şekilde uygulama geliştirmeden çok şey söylemek zor. Hem bu bir PREVIEW RELEASE ve helen ilk sürümünde…


 
Şub
10
    
Posted (serkan) in django, hosting, internet, python on Şubat-10-2008

Daha önce yaparım dediğim bir şeyi ilk defa bu kadar erken başarıyorum. İşte WebFaction’da Django’yu en verimli şekilde kurma klavuzu.

WebFaction, Django için en uygun servis sağlayıcılardan biri. Panelden otomatik olarak uygulamanızı oluşturup hemen kullanmaya başlayabiliyorsunuz. Ancak bu durumda proje ismi myproject oluyor ki bu çok gıcık bir durum. Hele hele elinizde daha önceden yazılmış ve doğal olarak ismi myproject olmayan bir kod varsa bir şekilde var sayılan proje ismini değiştirmek zorundasınız. Elinizdeki kodu değiştirmek çok zaman alıcı olacaktır.

Benim adımlarımı teker teker takip etmeden önce panelin nasıl kullanıldığına ilişkin WebFaction Screencast‘ını izlemek çok iyi bir fikir.

Aslında anlatacağımın bir benzerini WebFaction forumunda İngilizce olarak bulmak mümkün. Ben de burada Türkçe anlatmayı seçtim. Onun tıpkısının aynısı değil ama ben de oradan öğrendim.

Önce projemizi oluşturalım.

Domain / websites > Applications sayfasında arborea isminde bir uygulama oluşturalım. İsim olarak başka bir şey seçerseniz her adımda arborea sözcüğü yerine seçtiğiniz ismi kullanmayı unutmayın. App type olarak ben Django (0.96) with Python (2.5) seçtim.

Domain / websites > Domains kısmına girip kendimize yeni bir alan adı veya alt alan adı ekliyoruz. Benim yaptığım, eklenmiş alan adlarımdan birine alt alan adı ön eki eklemekten ibaret oldu.

Domain / websites > Websites sayfasında ise alan adımızı ve uygulamamızı birbirine bağlayacağız. Alan adları arasından gereken(ler)i seçip hemen alttaki App açılır menüsünden arborea uygulamasını seçili hale getiriyoruz. Eğer seçtiğimiz alan ad(lar)ının herhangi bir alt dizinine bağlamak istemiyorsak URL path kısmına sadece / koyuyoruz. Eğer bir alt dizine koyacaksak /altdizinismi gibi yazmak gerekecek.

Tercih ettiğiniz FTP istemcinizi açın ve /home/kullanıcıadınız/webapps/arborea dizinine bilgisayarınızda daha önce geliştirdiğiniz arborea ismindeki projenizi gönderin. Sonuç olarak sunucuda üç farklı dizin (apache2, myproject, arborea) bulunmalı. Eğer halihazırda üretilmiş bir projeniz yoksa şimdi üretin ve yollayın. myproject isimli dizini değiştirmeyin. Yoksa içindeki dosyalarda da değişiklik yapmanız gerekir. Tercih sizin.

Daha sonra GNU/Linux konsolu ile veya Windows’ta Putty gibi bir uygulama ile ssh üstünden sunucuya bağlanmanız gerekiyor.

ssh kullaniciadiniz@web24.webfaction.com (Burada web24 yerine sizin sunucunuzun ön eki gelmeli.)

cd webapps/arborea
ls

…komutları ile apache2, myproject ve arborea diye üç dizinle karşılaşacaksınız. Yani FTP ile yükleme yaptığımız yere ulaştık.

Şimdi istediğimiz bir metin editörü ile httpd.conf üzerinde değişiklik yapmamız gerek. Ben emacs‘i tercih ediyorum siz nano vs. de kullanabilirsiniz.

emacs apache2/conf/httpd.conf

…komutu ile açıp

SetEnv DJANGO_SETTINGS_MODULE myproject.settings

satırını

SetEnv DJANGO_SETTINGS_MODULE arborea.settings

şeklinde düzeltmemiz gerekiyor.

Emacs kullandığımıza göre Ctrl+X Ctrl+S tuşlarına sırayla basarak kaydediyoruz ve ardından Ctrl+X Ctrl+C ile çıkıyoruz. (Çıkış sırasında kaydetmek isteyip istemediğimi sormasını hiç sevmem. :p )

Sunucumuzu yeniden başlatmamız gerek. Bulunduğumuz dizini değiştirmeden

./apache2/bin/restart

…komutunu kullanmamız yeterli.

Teorik olarak yapılması gereken başka işlem kalmadı ancak bu durum hiç bir statik dosya sunmayacaksanız geçerli. İçerisinde en azından bir tane resim dosyası bulunmayan web uygulaması olmayacağını düşünürsek işimizin bittiğini söyleyemeyiz.

WebFaction artık herhangi bir uygulama sayısı sınırı koymadığından Domain / websites > Applications sayfasında üreteceğiniz bir symbolic link uygulaması ile istediğiniz bir dizini webe açın. Bu dizinde de .gif, .css gibi tüm statik dosyalarınzı saklayın. İster bir alt alan adınıza ister bir alt dizininize Domain / websites > Websites sayfası aracılılığı ile bağlayın. Django projenizin settings.py dosyasında da MEDIA_ROOT ve MEDIA_URL değişikliklerini yaptıktan sonra statik dosyaları sunamamanız için herhangi bir sebep kalmayacak.

Unutmayın admin paneliniz de benzer şekilde dosyalar sunmaya ihtiyaç duyar. contrib/admin/media dizininizi buraya taşıyıp settings.py’deki ADMIN_MEDIA_PREFIX ayarı ile oynamayı unutmayın. Tabi isterseniz admin sayfasının statik öğelerini hiç taşımadan ona özel bir sembolik link uygulaması dahi oluşturabilirsiniz. Seçim tamamıyla size kalmış.


 
Eki
19
    
Posted (serkan) in alışveriş, django, hosting, internet, python on Ekim-19-2007

Yoğun olarak başka işlerle uğraştığım bir sırada WebFaction üstünde Django ile çalışma fırsatı buldum. Bu sebeple fazla ayrıntılı bir inceleme değil bu.

Daha önce uygunsuz bir sunucuda kurulum için bile uğraşmış biri olarak Django‘ya özel hizmet sağlayan WebFaction çok rahat geldi.

Yanlız bu servis sağlayıcıdan hesap almak isteyecek olanların önceden bilmek isteyecekleri bir konuya değinmeli. Benim kullanma fırsatı bulduğum Shared 1 paketinin özellik listesinde satın aldığınız hizmetle neler yapabileceğinizi gösteren bir bölüm var ve üç tane küçük Django, RoR vs uygulaması çalıştırılabileceğinden bahsedilmiş. Aslında bu bilgi de bir yanlışlık yok ancak hazırladığınız projeyi -doğal olarak- web sayfası olarak sunacaksanız statik dosyalarınızın bir şekilde http yoluyla erişilebilir bir url adresine koymanız gerekiyor. Elinizdeki hesapta bunu yapmanın yolu da kontrol paneldeki Symbolic Link uygulamasını kullanmak. Dikkat Symbolic Link bir uygulama ama aslında bizim Unix’in klasik ln komutu. Sonuç:

  1. Uygulama: asıl Django projeniz.
  2. Uygulama: admin için gereken statik dosyalara symbolic link uygulaması.
  3. Uygulama: diğer statik dosyalarınız için symbolic link uygulaması.

Sonuçta üç hakkınızı da doldurmuş oluyorsunuz ve eğer başka projeleriniz varsa paketinizi yükseltmek zorundasınız. Benim yaptığım listedeki 2. ve 3. uygulama gayet tabi birleştirilip tek bir uygulama şeklinde kullanılabilir ve böylece bir de ayrık bir bloğa yer açılabilir gibi duruyor.

WebFaction kaliteli ve sorunsuz diyebileceğim bir sunucu düşük önemde işaretlediğim sorularımı bile uzun sayılmayacak sürelerde cevapladılar. Forumlarına fazla işim düşmediyse de çoğu kimsenin sorununu çözdüğü ortada. Bu yazdığım durumu da müşterisi olmayanlardan bile saklamadıklarını göreceksiniz.

En beğendiğim özellikleri de bugün karşıma çıktı. Vakit sıkıntısı sebebiyle üzerinde çalıştığım projeyi askıya almak zorunda kalınca herhangi bir mazeret bildirme ihtiyacı hissetmeden hesabımı kapatmak istediğimi ve paramı geri ödemelerini söyledim. Bu sefer destek talebime verdikleri cevaplama hızından daha kısa sürede paramı geri ödediklerini gördüm (anlaşılan çok bıktırmışım :) ).


 
Ağu
05
    
Posted (serkan) in ben yaptım, django, python on Ağustos-5-2007

Bir süredir uğraştığım Django ile ilk işe yarar uygulamam hazır. Kitaplığındaki kitapları tehşir etmeyi ya da grupça web kütüphanesi oluşturmayı düşünenler için ideal. Google Code’da bulunan proje sayfasında özgürce kullanılmaya açık vaziyette. Fırsat buldukça proje wikisine yeni bilgiler eklemeyi de planlıyorum. Şuan yeterince açıklayıcı olmamış gibi gözüküyor. Orada yazdıklarımı tekrarlamak istemiyorum ama çok önemli olduğu için buraya da eklemeli. DreamHost üzerinde geliştirildi ve ayarlarla oynamadığınız sürece başka yerde çalışmaz. Sunucudan bağımsız çalışabilmesi için gerekli belgeleri ve kodları ekleyeceğimi tahmin ediyorum.

Ön yüzünün neye benzediğini görmek için http://kitaplar.serkan.gen.tr/ adresine bakabilirsiniz. Daha anlaşılabilir olması için hiçbir kısmında değişiklik yapmadan sadece bir kaç kitap ekledim. Tabi daha sonra bu adres benim kişisel kitaplığıma dönüşecektir ancak uzunca bir süre fırsat olmayacak.

Büyük yıl dönümüne iki gün kala gecikmiş bir uygulama olduğu kanısındayım.