Tem
05
    
Posted (serkan) in çevre on Temmuz-5-2009

Yahoyt‘dan duyduğum habere göre 2012′de Avrupa Birliği pazarında satış yapmak isteyen telefon üreticileri telefonu şarj edecek girişin mikro-USB olması konusunda anlaşmışlar. Hatta NTV’nin verdiği ayrıntıya göre anlaşmak zorunda kalmışlar. Hatta işin içine Apple gibi sıradışılıkta sınır tanımayan bir firma da girdiğine göre şeriatın kesmesi muhtemel parmak bir an önce saklanıverilebiliyormuş.

NTV haberini düzenleyen muhabir bunun sırf biz şarj aletimizi evde unutunca üzülemyelim diye yapıldığını zannetmiş ama işin aslı öyle değil. Standart dışı şarj aletleri her telefonla yeniden verildiklerinde (veya buzulmaları, kaybolmaları gibi sebepler üstüne yeniden satın alındıklarında) her seferinde yeniden üretilmek zorunda kalıyorlar. Elinizde olan bir başka şarj aletini kullanamıyorsunuz ve daha kötüsü her yeni telefonla eski şarj aletini çöpe atıyorsunuz. Bu da dijital çöplüğün dağ gibi büyümesini perçinliyor. O zaman hiç olmazsa AB tüketicileri eski şarj aletlerini kullanabilsin istemiş çevresini düşünen bürokratlar.

Akıllıca olmuş. Tebrik ediyorum. Keşke 2012′ye kadar beklemesek diyorum. Hatta pek fazla bekleyeceğimizi de sanmıyorum. Pek çok Çin malı ürün zaten bu standardı kullanarak şarj oluyor. Hatta benim kullandığım Philips de dahil buna.


 
May
09
    
Posted (serkan) in Denizli, TEMA, çevre on Mayıs-9-2009

30 Nisan – 4 Mayıs arasında Genç TEMA Eğitim toplantısı için Denizli’de Pamukkale Üniversitesi Genç TEMA Kulübü’nün harika ağırlaması ile mükemmel dört gün geçirdik. Hatta Trabzon’da arkadaşlarımın düzenlediği 4. Moleküler Biyoteknoloji Bahar Okulu’nu kaçırmama sebep olduysa da iyi ki gitmişim diyebilirim.

Doğrusu, insanın ilk ve son kez gittiğini bilmesi üzücü. Ama bir yıl daha etkin bir şekilde Genç TEMA’da faaliyet göstereceğim düşünülürse yurdum gençliğinin neyin peşinde olduğunu gözlemek için iyi bir fırsattı. Tanıştığım kimseler arasında ne yazık ki sadece bir tane biyolog vardı ve çoğu çevre mühendisliği ve ziraat gibi çevre duyarlılığına yakın dallardan ama hiç de alakalı akademik yaşantılardan gelmiş kimseleri görmek de çok güzel.

Eğitimlerde özellikle Lütfü hoca’nın sunumunu etkileyici buldum. Gerçi beyin – ceviz benzetmesini epeyce ciddiye almış olması beni şaşırttı ama o ve Erozyon dedeyi iyi ki izleyebilmişim. Tabi bir yandan da halen Hayrettin Karaca ile fotoğraf çektirememiş olmanın üzüntüsünü yaşıyorum. :)

İstersek elimizden her şeyin gelebileceği bilinci ile girdiğimiz ikici gün bana kalırsa küçük bir hüsrandı. Bunu nasıl anlatabilirim tam olarak bilemiyorum ama sunumunun başında insan psikolojisi üzerine çok güzel şeyler söyleyen ve motive edicilik konusunda eline pek fazla kimsenin su dökemeyeceği Saadet Şen ile karşılatık. Ne yazık ki beklediğimiz oldu ve kendisi asıl uzmanlık alanı olan kadim bilgeliklerden bahsetmeye başladı. Bilimsel düşünceyi hayatının her aşamasına taşımayı amaç edinmiş bizim gibi Genç TEMA gönüllüleri için bu bir haksızlıktı.

Elbette TEMA çizgisine çok uygun bir içeriği vardı ama kuantum ve gen teknolojilerinin albenili söylemlerini yalan yanlış şekilde arkasına alan ve bize kaleme odaklanarak hayali pi noktasını bulabileceğimizi söyleyen bir bilgeliğe hiç gerek yoktu. Anladığım kadarıyla TEMA çatısı altında çok sefer sunum yapmış ve bu sefer de bizimle aynı bilgileri paylaşmak için sahne almıştı. TEMA’ya yakıştıramadım!

Her sene bu etkinliğin kat kat daha nitelikli hale geleceğine eminim. Gelecek senelerde gerçekleşecek etkinliklerin de katılımcıları tarafından yetersiz bulunması ve hep daha fazlasının peşinden koşulması dileğiyle.

Tükettiği kaynaklar açısından en ufak bir müsrifliğe tahammül edemeyen ama ürettiği bilgiyi hiç yeterli bulmayan bir Genç TEMA umarım hep var olur.


 
Nis
03
    
Posted (serkan) in TEMA, çevre on Nisan-3-2009

Genç TEMA’nın faaliyetleri arasında en çok yaptıklarımız eğitim vermek. Bugün de KTÜ’nün Sağlık Yüksek Okulu’nda Küresel Isınma ve Küresel İklim Değişikliği’nden bahsettik. Daha önce arkadaşlar aynı yerde Toprak ve Toprak Erozyonu’na değinmişlerdi.

Aslında bakarsanız hemşire adaylarımızdan bu kadar ilgi beklemiyordum. Hatta sunuma karışıp soru sorduklarını, katkı yaptıklarını da düşünürsek aslında benim zannettiğimden çok daha ilgili bir hemşire nesli yetiştiği ortada.

Sunum sırasında onlara özel bir ek yaptım. Ne yapın edin hastalarınıza ilaçlarını tam olarak bitirmeyi tembihleyin dedim. Çünkü bu davranış onların daha iyi bileceği gibi hastalıkla mücadelede çok önemli bir basamak olmanın yanında okyanus yaşamını koruma adına da çok önemli. İsraf edilen ve çöplere atılan ilaçlar denizler ve okyanuslar gibi ortamlardaki karbon-oksijen çevriminin üçte birini üstlenen canlıları yok ediyorlar. Küresel ısınma ile hiç alakalı gözükmeyen basit bir alışkanlık değişimi beklenmedik bir fayda sağlayabiliyor. Umarım hiç olmazsa birkaç hemşire arkadaş unutmaz bu tavsiyeyi.


 
Mar
29
    
Posted (serkan) in TEMA, çevre on Mart-29-2009

Bugün (aslında dün) dernekte su ticaretini tartıştık. Ticarileştirilebilir mi? Ticarileştirilmemeli mi? Genç Tema’dan birilerinin çıkıp da kesinlikle ticarileştirilmelidir demesi beklenemezdi ama birkaç arkadaş, bir münazaralık, karşı tarafı oynadılar. Asıl amaç bu konuda elimizde ne var ne yok ortaya dökmekti ve gerçekten öyle de oldu.

  • Suyu sadece içmek için kullanmıyoruz. Su her yerde gerekli.
  • Suyu sadece biz kullanmıyoruz. O tüm canlılara gerekli.
  • Diğer canlılar suyu kimi zaman bir yuva kimi zaman üreme ortamı olarak kullanıyorlar. Onun üstünde yaptığımız her türlü faaliyet aslında bu açıdan onları etkiliyor.
  • Suyu korumanın yolu sadece su üstüne düşünmek değildir. Örneğin eczaneden aldığınız ilacı hastalığınız bitti diye yarıda bırakırsanız farkında olmadan okyanuslardaki yaşamı tehdit edersiniz.

Suyu korumak için güncel birkaç alışkanlığımızı değiştirmemiz yeterlidir. Sadece biraz dikkat yeterlidir. Lütfen evinizin akarlarını dikkatle inceleyin.