Tem
18
    
Posted (serkan) in biyoteknoloji, entomopatojen, mikrobiyal mücadele, Türkiye on Temmuz-18-2010

11-15 Temmuz’da Uluslararası İnvertebrat Patoloji (Society for Invertebrate Patology) kongresi için dünyanın dört bir yanından misafirleri Trabzon’da ağırladık. Kongrenin ilk günü Eric Lyons’un Biyoinformatik Workshop‘u olduğu için kongrede gönüllü olarak çalışmam istendiğinde memnuniyetle kabul ettim. Zaten kongrenin kayıt sistemini hazırladığım için gidişattan ve ne gibi bir kongre olacağından çoktan beri haberim vardı.

Bu seferki kongre sayesinde tanıştığım kimseler sayesinde çok sıkı muhabbet etme fırsatı bulduğum ve yaşadıkları şehirlere yolum düşerse mutlaka uğramak isteyeceğim ve muhtemelen elektronik olarak iletişim kurmayı sürdüreceğim Brezilya’lı, Polonla’yı, Alman, Iran’lı ve İtalyan her yaştan tandıklarım oldu.

Özellikle Brezilya’lı çift Marlinda ve Marco muhtemelen yıllar sonra bile unutmayacağım kimseler. Bunun yanında ben asla adını söyleyemesem de soyadını ilk ismiymiş gibi kullanarak hitap ettiğim Stephan benim adımı tam olarak söyleyebilen tek yabancı oldu. Sanırım bir Alman olmasından ve belki de Almanca’nın seslerinin bizimkilere benziyor olmasından kaynaklanıyordur.

Bir intervebrat patolog olmadığımdan ve sadece bir görevli olarak katıldığımdan kongrenin bilimsel içeriğinden ne yazık ki bahsedemiyorum. Ancak buna rağmen çok şey kazandığımı ve katılmış olmaktan dolayı mutlu olduğumu belirtmeden geçemiyorum.


 
Haz
25
    
Posted (serkan) in biyoinformatik, biyoteknoloji, entomopatojen, Etkinlik, KTÜ, mikrobiyal mücadele on Haziran-25-2007

21-24 Haziran 2007 tarihlerinde Türkiye’nin ilk Entomopatojenler ve Mikrobiyal Mücadele Sempozyumu bizim (Biyoloji Kulübü’nün) de sponsorluğumuzda gerçekleşti. Bu alandaki dünyanın neredeyse tüm ileri gelenlerinin katıldığı etkinlikte, yayınladığı makale sayısı ile beni hayretler içinde bırakan Society of Invertebrate Pathology’ın başkanı Just Vlak’dan biyoinformatik çalışma yapıp ilgi odağım olmayı başarmış Moleküler Virolog Basil M. Arif’e kadar pek çok kişiyi dinleme fırsatımız oldu. Tabi birkaç da fotoğraf çektirmeyi ihmal etmedik.

Benim alanıma girmeyen bir konuya sahip olsa bile böyle bir organizasyonda görev almış olmak öncelikle bilimsel arenada çalışırken ve yayın yaparken en çok nelere dikkat etmem gerektiği konusunda çok şey öğrenmeme fırsat tanıdı. Bunların en unutulmaması gerekeni de bir konuda üstat olmadan, otoritelere danışmadan metodolojiye yönelik farklı yaklaşımlarda bulunmamak gerekti ve buluşçusunun ismi ile anılan deneyleri Türkçeleştirmemenin önemi.

Sabır sınırlarımızı zorlayan Bacillus thuringiensis seansları bir organizmanın nelere kadir olabileceğini zihnimize çivilerken, ekosistemdeki işlevi üstüne hiç kafa yormadığım nematodlar, neredeyse tüm akademik planlarımı değiştirmemi ve onlarla ilgilenmemi bekliyordu. Tabi böyle bir şey olmayacak ama Selçuk Hazır ve Harry K. Kaya’nın sunumları unutulması en zor olanlardan. Her şeyin yanında işi Türkiye ve dünya üstatlarından dinlemek bir başka tabi…

Bacillus thuringiensis ile ilgili oturumun çok sıkıcı geçtiğini düşünsem de yine aynı organizmayla igili Meriç Kumbaşlı’nın sunumunun ufak bir istisna olduğunu söylememek haksızlık olur. Bitki koruyuculuğu konusunda herkes altı bacaklıların zararından bahsederken o, iki bacaklı istilasını hatırlattığı için tebrik etmek isterdim ama fırsat olmadı.

Genel olarak sunumların ardından soru sorma ortalamamızın çok düşük olduğunu fark etmek aslında benim için ciddi bir hayal kırıklığına sebep oldu. Ancak bizi bir kenara bırakarak baktığımızda yabancı (hepsi Profesor) konuklarımız anlaşılan çok az şey biliyorlar ki neredeyse tüm İngilizce (hatta bazen Türkçe) sunumlarda anlatıcıyı köşeye sıkıştıracak kadar ısrarcı oldular bir şeyler sorma konusunda. Belli ki bizimkiler her şeyi yabancı üstatlardan çok daha iyi biliyorlar.

Ayrıca farklı bir nokta var ki kafama takılanlar arasında en hoş olmayanlarından. KTÜ dışından gelen Türk katılımcılar sunumlarını İngilizce yapma hakları olduğunu önceden bilmediklerini ve eğer fırsat olsaydı hiç olmazsa slaytlarını İngilizce hazırlama yolunu seçeneklerini söylediler. Bu kadar mı acizmiş Türk bilim adamları anlayamadım. Eğer yaptığınız çalışmanın konunun uzmanı tarafından yorumlanmasını istiyorsan bir dergide yayınlarsın olur biter. Elbette o kişiler senin yazını okuyacaktırlar. Yok eğer arada kaynama korkun varsa bir çıktı alıp eline tutuşturmak ya da dünyanın öteki ucunda bile olsa elektronik yolla fikrini almak çok mu zor?

Mesela benim yaptığımı yapabilirler, giderler hocanın yanına sorarlar fikri ne diye. İlginç anlarınız da olur hem o zaman. Siz dersiniz “hocam biyoinformatik ile ilgili ne konuda çalışmayı tavsiye ederdiniz bir lisans öğrencisine”. O da direk “tavsiye ederim, biyoinformatik en güzelidir ben de onunla çalışıyorum” der. Sonra siz “iyi de hocam biyoinformatik ile bir konu üstüne eğilmek gerek o açıdan sordum” diye üstelersiniz en kesin cevabı alırsınız. Moleküler Mikrobiyoloji’den fazlasına ihtiyacınız yoktur meğersem. İyi ki o heyecanla “İyi ama ben zoolog olacaktım dememişim. :)”

Ayrıca aynı konuda çalışan yerli ve yabancı araştırıcılar arasında ilgilendikleri metot çeşitliliği açısından da bir karşılaştırma yapmak isterdim ama bu daldaki bilgimin darlığını göz önünde bulundurarak çok fazla bir şey söyleyemeyeceğim. Tabi ki böyle durumlarda kesinlikle araştırıcıları suçlar bir tavır sergileyemem. Her şey elde edilen imkanlar sayesinde oluyor. Ama bazen üzülüyor işte insan…

Muhtemelen bugüne kadar biyoloji için yaptığım gönüllü etkinliklerin sonuna gelmiş bulunuyorum. İlk iki yılda üç çok büyük organizasyonda kimi zaman yüksek kimi zaman düşük etkinlik göstererek işin başarı ile sonuçlanmasına katkıda bulundum. Artık bundan sadece basit bir katılımcı olmak istiyorum. İnşallah gerçekleşirse 3. Moleküler Biyoteknoloji Bahar Okulu’nda ya da Trabzon’da düzenlenecek olan Ulusal Biyoloji Kongresi’nde tüm araştırıcı biyologlarla görüşmek dileğiyle.

Unutmadan eklemeliyim ilki KTÜ’de gerçekleşen Entomopatojenler ve Mikrobiyal Mücadele Sempozyumu’nun ikincisi 2009′da Adnan Menderes Üniversitesi’nde Doç.Dr. Selçuk Hazır hocamızın düzenleyiciliğinde gerçekleştirilecek. Muhtemelen akademik ilgi alanıma girmeyeceği için orada olmayacağım ama bu konuda çalışmaları olan araştırmacıların dört yıl sonra Aydın’da çok iyi ağırlanacağına eminim.