Tem
03
    

Aslında en başta yazmam gereken ama bir e-posta beklediğim için ertelediğim bu yazı iyice gecikti. Tatilde bile bilgisayarımla vakit geçiremeyeceğimi söyleselerdi inanmazdım. :)

Kongre’ye katılmakta asıl amaç tabi ki poster ve sözlü sunumlar oluyor. Bu arada epece de ilişki kurma şansı yakalıyor insan. Sunumlar konusunda başarılı bir kongre eğer eziyet vermiyorsa başarılı sayılabilir.

Katıldığım ilk Biyoloji Kongresi olduğundan karşılaştırma yapmam mümkün değil ama ortada bir gerçek var ki sistematikçiler bu kongreyi çok seviyor.

Sunumları düşününce çok şaşırtıcı birbirinden çok farklı iki şeyle karşılaştım. Biri gurur verici ve heveslendirici, sıkılmadan iki kere izleme fırsatı buluğum Ahmet Yıldız‘ın Motor Proteinleri sunumu diğeri de hayret verici kongre yüzsüzlüğü tartışmaları. Bir kongrenin kapanış oturumunun yarısını işgal edecek kadar abartılmış olmasını aklım almıyor.

Yani ülkemde öyle bilimciler (!) var ki yaptığı araştırma ile kongreye başvuruyor. Gönderdiği özet kabul edildiği için kitapta basılıyor ama bey efendi en ufak bir özür iletme zahmetinde bulunmadan teşrif etme sorumluluğunu yok sayıyor. Hatta kongre kitabı da erkenden basıldığı için bu yüzsüzlüğü hiç olmamış gibi göstererek söz konusu zat-ı muhteremin akademik kariyerine katkı yapıyor. Pes yani.. Ne kadar kolaymış akademik puan toplamak!

Çözüm çok mu zor? Elektronik kongre kitabı hazırlamak çok mu zor? Daha doğrusu kitap hazırlandığında zaten bir pdf dosyasından ibaret değil mi? Kongre süresince o özetleri okuyan zaten yok. Daha sonradan elde kaynak bulunsun diye ve akademik değeri olsun diye basılıyor bu özetler. Kongre bitiminde geleni gelmeyeni değerlendirir, kitaba son şeklini verir ve internet üzerinden katılımcılara ulaştırırsanız gerçek bir sorunu olmadığı halde sunum yapmayan hiç kimse kalmaz. Hatta e-kitabı üstüne bir de katılımcının adını yazarak kişiye özel bastırabilirsiniz. Açılışta kitabı vermek zorunda olmayacağınızdan yaklaşık 30YTL gibi bir parayı da katılımcıdan almak zorunda kalmazsınız. “Katılım ücreti fazla” dendiğinde Ali Osman hoca sadece kitabın 30YTL’ye mal olduğunu söylemişti. İşte size indirim yapma fırsatı. Baskı istemeyen kişi de 500 sayfa kadar çöp üretmemiş olur ki bir biyoloğa bunun ne kadar önemli olduğunu anlatmak hakaret sayılır.

Bir de bitmemiş çalışmaları sunmuş kimseler vardı. Benim merak ettiğim danışmanları o özetleri sanki bitmiş bir çalışmaymış gibi nasıl imzaladılar?

Her şey bir kenara pek çok kişinin de katıldığı bir gerçek var ki bazı poster sunumlar poster olarak boşa harcanmış ve keşke sözlü sunum olsaymışlar. Bunlara tam olarak dinleme fırsatı bulduğum ve merak ettiğimi daha önce burada da yazdığım Biyologlar Birliği Derneği’nden araştırmacıların posterleri* de dahil.

Bir lisans öğrencisi olmama rağmen posterlerde ve sözlü sunumlarda aradığım en önemli özellik mümkün olduğunca az genel bilgi içermesidir. Eğer anlayacak altyapım yoksa o sunum sırasındaki genel bilgi zaten işime yaramaz. Anlayacak kadar şey zaten biliyorsam genel bilginin uzaması canımı sıkar. Tartışmaya geçse diye bekler dururum. Bu konuda çok fazla şey söyleme fırsatı bulamadım ama Ali Adem hoca’nın sunumlarından birini eleştirdiğimi hatırlıyorum.

Sunumlardaki bakış açıları ilginçti. Bir ziraat mühendisi bir canlıya zararlı diye hitap ederken bir biyolog ona kelebek diyebiliyor. Elbette ikisi de doğru.

Yardımcı Doçentler ve daha kıdemli hocaları sunum yaparken görememek üzücü ve bir o kadar da şaşırtıcı. Hatta bunu özellikle kendi bölümümden görmek daha şaşırtıcı. Eminim sırf akademik puana daha çok ihtiyaç duyan öğrencilerinin önlerini kesmemek için bu yolu seçmişlerdir yoksa başka neden olsun, değil mi? Bir dönem hoca başına düşen makale sayısında Türkiye rekoruna sahip bu bölümde muhtemelen yayın yapmak için kongrelere pek tenezzül edilmiyor. Uluslararası yayınlar birici tercihleri.

* Biyologlar Birliği Derneği bünyesindeki araştırmacıların kendi imkanları ile yaptıkları poster sunumlarını gerçekleştirdikleri ve bana ayrıntılı şekilde anlattıkları posterlerin başlıkları şöyle: (Amatörce sorularıma katlandıkları için teşekkürler.)

1. Poster :
RNA EKSTRAKSİYON YÖNTEMLERİNDEN FENOL KLOROFORM YÖNTEMİ İLE SİLİKA MEMBRAN KOLON YÖNTEMİNİN KARŞILAŞTIRILMASI

2. Poster :
INFLUENZA ALT TİPLERİNDE MULTIPLEX PCR YÖNTEMİ

3. Poster :
PRENATAL TANIDA,BİYOKİMYASAL TARAMA TEST SONUÇLARI VE USG BULGULARININ AMNİYOSENTEZ SİTOGENETİK ANALİZ SONUÇLARI İLE KARŞILASTIRILMASI

4. Poster :
ERKEK İNFERTİLİTESİ ÖN TANISI OLAN HASTALARDA, SİTOGENETİK VE Y KROMOZOM MİKRODELESYON ANALİZ SONUÇLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ


 
Mar
07
    
Posted (serkan) in Biyologlar Birliği Derneği, internet, reklam, sinir bozucu on Mart-7-2008

Üç gün önce tüm üyelere olduğu gibi bana da Biyologlar Birliği Derneği‘nin posta listesi aracılığı ile grubun kayıtları arasında da görebileceğiniz yeni bir e-posta ulaştı.

E-posta’dan kısa bir alıntı:

…SİZERDEN ŞU DESTEĞİ RİCA EDİYORUM. SİTEMİZİ SIK SIK ZİYARET EDİN ÇEVRENİZDEKİ ARKADAŞLARINIZA HABER VERİN, ONLARI SİTEYE ÜYE YAPIN. SİTE İÇİNDEKİ GOOGLE REKLAMLARINA TIKLAYIN VE REKLAM VEREN ADRESLERE BİR KEZ TIKLAYIN… (Kaynak – Google Gruplar – Biyologlar Birliği Derneği)

Bu yazıdan ve e-postanın ilerileyen kısımlarından da anlaşılacağı gibi Google AdSense reklam ağına dahil olmuşlar. Bu sıradan bir gelişme tabi sitelerin ayıp olur diye reklam almamalarını saçma buluyorum. Doğru bir karar ama anlaşılan reklam ağına dahil olduklarında imzaladıkları anlaşmayı iyi okumamışlar ki ziyaretçilerine “reklamlarımıza tıklayın” diyebiliyorlar!

Aynı e-postanın devamından başka bir alıntı:

GOOGLE İLE REKLAM ANLAŞMASI YAPTIK. SİTEDEKİ GOOGLE REKLAMLARINA HER TIKLAMA DERNEĞİMİZE 1 CENT KAZANDIRIYOR. (Kaynak – Google Gruplar – Biyologlar Birliği Derneği)

Dahil olunan reklam ağı hakkında yeterli bilgi sahibi olunmadığı açıkça ortada. Çünkü Google hiç bir AdSense yayıncısına tıklama başına net bir değer vermez. Ödenecek bedel reklam veren tarafından belirlenen değişken değerin belirli bir yüzdesidir. Bu bir gün 1 cent olur başka gün 4-5 dolar. Yan yana çıkan reklamlar arasında bile fiyat uçurumu bulunabilir.

“Derneğin kural dışı iş yapmasından bana ne!” diyebilirsiniz. Bana kalırsa öncelikle Google’ın sağladığı reklam ağının çalışma prensibine göz atmalıyız.

  1. Reklam veren, Google AdWords aracılığı ile ürünü / sitesi ile ilgili anahtar kelimelere uygun reklam metni veya görseli ile başvuru yapar.
  2. Google reklam ağına dahil sitelerin içeriğini tarar ve reklamların anahtar kelimeleri ile ilişkilendirip sadece içerikle ilgili reklamın sitede görüntülenmesine fırsat tanır. Böylece kahve çeşitlerinden bahseden bir site yakındaki kahve satıcısının reklamını görüntüler.
  3. Bu arada zaten okumakta olduğu içerikle ilgili bir reklamı gören ziyaretçinin ilgisi artar. Aynı zamanda sadece ilgili ziyaretçiye reklamını gösterme fırsatı bulan reklam verenin reklamına tıklandığında büyük ihtimalle ziyaretçi alışveriş yapmak ya da en azından siteye üye olmak için bir çaba gösterir ki beklenen bu durum reklam için ödenen paranın karşılığının alınmasıdır.

Eğer ziyaretçilerinizden ilgi duymamalarına rağmen destek olmak adına reklamlara tıklamalarını isterseniz reklam veren beklediği verimi alamaz ve bu aynı zamanda Google AdSense ağının veriminin düşmesine sebep olur. Söz konusu kazanç ise düpedüz haksız kazançtır.

Bu tür bir davranışın dernek tarafından kasten yapılmadığına eminim. Kaldı ki kendi meslek grubunun haklarını savunmak için çaba gösteren gönüllülerden asla beklemiyorum. Ama lütfen, eğer biyologlar için birlik olma iddiasındaysanız eylemlerinizin etraftan ne gibi algılandığını ve en önemlisi de gayeye ulaşmak için hangi yolları mubah seçtiğinize dikkat edin. Ziyaretçilerinizden istediğiniz şeyin haksızlık olduğunu fark edecek kadar zeki olmanızı umardım. Açıkçası daha önce de söylediğim gibi biyologlar kimlerin önderliğinde bir araya geliyor diye korkular biriktiriyorum.


 
Şub
15
    
Posted (serkan) in Biyologlar Birliği Derneği, sinir bozucu on Şubat-15-2008

Epeyce kızan çıkacak ama yazmadan edemem.

Daha önce Biyologlar Birliği Derneği’nden bahsetmiştim. Hatta Cihan övdüğümü bile zannetmişti ama daha tanımadığım bir derneği ne diye öveyim ki?

Zaman geçti ve nihayet bir internet sitesine sahip oldular. Yeterince etkin bir e-posta grupları vardı ki artık internet sitesinin gerekli olduğunu düşünmekte haklılar.

Daha yeni kurulmuş hatta muhtemelen zaman darlığında yapılandırılmakta olan bir proje ile ilgili olarak içerik eksikliğini en ufak bir eleştiri konusu yapacak değilim. Bir yıldan önce de bu konuya girmeyi düşünmüyorum ama sitenin duyuruluş şekli biraz kafama takıldı.

Ön bilgi: Hosting sözcüğü internet sitelerini barındırmak için servis sağlayıcılardan alınan hizmeti ifade eder. (Bir biyoloğun bunu biliyor olmasını da bekleyemezsiniz.)

Geçen gün posta kutuma ilişmiş bir mektupta şöyle yazıyor:

SAYIN BİYOLOG ARKADAŞLAR. ARTIK SİZİN BİR İNERNET SİTENİZ DAHA VAR. LÜTFEN İNTERNET SİTESİNE ÜYE OLALIM. SİTE ÜYE SAYIMIZ 1000 OLURSA ÜCRETSİZ HOSTİNG ALMA ŞANSIMIZ OLACAK. BU KONUDA GERÇEKTEN DESTEĞİNİZE İHTİYACIMIZ VAR. GRUP ÜYESİ OLAN E-POSTA SAYISI ŞU ANDA BENİM KAYITLARIMA GÖRE 452, OYSA İNTERNET SİTE ÜYESİ ARKADAŞLARIMIZIN SAYISI 285. BU SAYININ SİZLERİN DESTEĞİYLE ARTACAĞINA EMİNİM.
Kaynak: Google Groups – BioBirDer

Şimdi düşünelim. Öyle bir dernek ki sadece var olmakla bile çok fazla iş yapmış sayılabilir. Yok olmak üzere olan bir diğer deneğe tepki olarak doğmuş. Bu haliyle biyologlar tarafından verilecek iyi bir şansı hak ediyor ancak bana öyle geliyor ki “sakın bize bir şans vermeyin” haykırışları içindeler. Peki neden?

Eğer bir meslek örgütü olmak istiyorsanız. Haklarını savunduğunuz insanların toplumdaki yerini yüceltmek için çalışmalısınız ve bunu her hareketinizde göstermelisiniz. Bunu yapmak istediğinizden şüphem yok ancak insanların algısına yanlış hükmediyorsunuz. Örgütünüze özgü bir kalite anlayışını benimsemek zorundasınız yoksa en fazla “ne iş olsa yaparım abi” tayfasının alkışını alırsınız. Biyologlar sandığınız kadar çaresiz değil. Ya da en azından ben öyle düşünüyorum.

1000 üyeye ulaştığınızda sponsor desteğine kavuşacak olduğunuz anlaşılıyor. Elbette güzel bir durum ama bunu söylemenin yolu asla yukarıdaki e-postada yaptığınız gibi olmamalıdır. Biraz dışarıdan bakın ve düşünün. Öyle bir meslek örgütü ki en fazla 100 lirayı bulabilecek bir internet altyapısını karşılamak ağır geliyor. Bunca biyologdan maddi destek bulmaktan yoksun mu? Gerektiğinde adliye koridorlarında benim için kaç kuruş harcayabilir? Kaldı ki, bildiğim kadarıyla, derneğin internet altyapısı için şuan ki haliyle bile hosting için tek kuruş harcamasına gerek yok, ne diye bu tür bir e-posta atılır ki?

Umursayan olursa bir tavsiye vermek istiyorum. İnternet sitenizde üye görmek istiyorsanız yapmanız gereken tek şey biyologların girip bakması için bir şeyler koymanız. O vakit siz gelmeyin deseniz bile gelecektirler. Üyelik zorunlu olmasa bile kendilerini göstermek isteyecektirler.


 
Kas
02
    
Posted (serkan) in Biyologlar Birliği Derneği, Etkinlik, biyoteknoloji on Kasım-2-2007

Geçrek bir birlikten bahsetmenin ütopya olduğu bir evrende hele hele biyologların birliğinden bahsetmek masal olsa gerek!

Ne yazık ki gerçek böyle. Aynı laboratuvarda çalışan iki kişiden birinin diğerine santrifüj tüplerini yerleştirecek sporu bile vermek istemediği durumlarla karşılaşmak zor değil. (Allah’tan şimdilik çok şanslıyım bu konuda ama gün gelecek bu yılan beni de sokacak…)

Seda sayesinde BİYOLOGLAR BİRLİĞİ DERNEĞİ e-posta grubu ile karşılaştım. Başlangıçta isim ilginç geldi “birlik”, “dernek” hepsi aynı isimde… Ama haklılık payı var ismin. Biyoloji ile ilgili posta listelerine bakarsanız Biyologlar Derneği merkezi ile ilgili söylenenler kimi zaman mide bulandırıcı!

Biyoloji, endüstriyel yönü önemsenmediğinden şimdilerde çoğunlukla araştırma laboratuvarlarına gömülü bir çalışma alanı halinde. Bu da demek oluyor ki araştırma üstüne çalışmayacaksanız yapacak iş pek (hatta hiç) yok. Sanırım umut azalınca insanların birlikte iş yapma azmi de ortadan kalkıyor. Biraz olsun kendine güven olsa keşke… Ama bazılarında varmış işte.

İki dönem önceki şuan ismini hatırlamadığım Biyologlar Derneği başkanının ben daha 1.sınıftayken sarf ettiği sözleri hayal meyal hatırlıyorum. Biz hiç endüstriyi düşünmüyormuşuz. Elin adamı mantar işinden para kazanıyormuş ama biz mantarın bilimi ile uğraşıp kenara çekiliyormuşuz. Muhtemelen söyledikleri doğru ve bu biyologlarında el atması gereken bir dal ama ben o konuşmadan biraz da keskin zekaları bilime değil daha paralı işlere çekme tavsiyesi sezdim. Yanlış anlamış olabilirim.

Posta kutuma düşenlere bakıyorum da birliğin Genel Sekreteri Gökhan KAVUNCUOĞLU‘dan gelmiş bir e-postadan anladığım kadarı ile bu seneki Biyoloji Kongresini de derneğin bilimsel yönünü göstermek adına değerlendirecekler.