Ara
27
    
Posted (serkan) in sinema on Aralık-27-2010

Fragramını görünce ben buna gitmem dediğim bir filmin güzel çıktığı pek olmamıştı. Düne kadar. Av Mevsimi çok etkileyici. En sevdiğim filmler sıralamasında mutlaka yer tutar. Fragmanına aldanmayın. Hatta eğer çok genç değilseler (7+) çocuklarla bile izlenebilecek bir film. Paranın herşeye yeten bir güç olmadığını acı çekmeden öğrenmeleri için veya sahip oldukları bedenin ne kadar değerli olduğunu fark etmeleri için iyi bir fırsat olabilir.

Av Mevsimi

Cem Yılmaz’ı komedi dışında izlemem diyorsanız yazık edersiniz. Şener Şen ile de zaten öyle sık karşılaşma fırsatımız olmuyor. Sinema’da kaçırırsanız DVD’sini satın almaya değecek bir yapım.


 
Ara
24
    
Posted (serkan) in Apple on Aralık-24-2010

iPad ilk çıktığında bir kehanette bulunmuştum. İlk versiyon Türkiye’ye gelmez yani en erken 2011 Eylül’ü bekleyeceğiz demiştim. Ancak ikinci nesil iPad’in Türkiye’ye gelebileceğini düşünüyordum. Allah’tan fazla kimseye söylememişim çünkü yanıldığım ortaya çıktı. iPad yarın dükkanlarda.

Gerçi yeterince akıllıysanız yeni nesil iPad’in çıkmasına 3 aydan az kalmışken, yıl başı için kendine veya birine hediye alan tiplerden değilseniz iPad sizin için hala Türkiye’ye gelmemiştir.

Apple’ın uyuz olduğum Türkiye’yi adam yerine koymama özelliği olmasa bugünden itibaren alacağım bütün bilgisayar ve telefon gibi cihazların Apple markalı olacağına söz bile verebilirim. Neredeyse ikinci nesil çıkacakken bizim erişimimize layik görmek açıkça elde kalanları bize kakmakdan başka bir şey değil. Terbiyesizce bir hareket.

İkinci nesilin Eylül-Ekim 2011 gibi Türkiye’ye gireceğini düşünüyorum. Buna rağmen ilk versiyonu şimdiden almanın saçmalık olduğu fikrindeyim. Bekleyin ikinci nesil çıksın ve Nisan gibi ABD’den getirtin. Satın aldığınız ürünü uzaklardan size gönderen bir sürü servis türedi. %25 vergiyi de ek olarak ödemek zorunda olduğunuzu unutmayın.


 
Ara
15
    
Posted (serkan) in Google, Google App Engine on Aralık-15-2010

Bir süredir Google App Engine kullanarak basit web uygulamaları hazırlamayla ilgileniyordum. Herhangi bir platforma ciddi işler için bel bağlamadan önce üstünde ufak tefek şeyler yapmayı severim.

Aslında App Engine ile çıktığı günden beri ilgileniyorum ve takip ediyorum. Kullanmaktan büyük zevk duyduğum Python’un destekledikleri ilk dil olması hep hoşuma gitmiştir.

Linux sistemler üzerine kurulu web programlarını hazırladıktan sonra sıra yayınlamaya geldiğinde karşılaşılan en büyük zorluklardan bir, kaya gibi sağlam bir sunucu (veya sunucu kümesi) kurmak onu güvenli bir şekilde ayakta tutmak ve gerektiği gibi ölçekleyebilmek. Eğer App Engine ile yazılım geliştiriyorsanız bunları kafanıza takmazsınız. Google sizin için yapar. Sadece harcadığınız kaynak kadar para ödersiniz. Hatta bu harcadığın kadar öde modelinin en güzel örneğini sergiler bir de üstüne her ay, hatta her gün sıfırlanıp yeniden kullanıma sunulan bedava kaynaklar sağlar.

Eğer başarısından şüphe duyduğunuz ve başarısız olursa nasıl onun masrafının altından kalkarım diye dert ettiğiniz bir web projeniz olursa mutlaka sunucu olarak App Engine kullanın. Yeterince yük binmeyen yani başarısız olan projeniz hiç masraf çıkarmayacak ve hayatta kalmaya devam edecek. Böylece az sayıda sadık kullanıcınızı da küstürmezsiniz.

Django-nonrel gibi projeleri takip ediyorsanız. Doğası gereği ilişkisel veritabanları için üretilmiş enfes Python frameworkünü bile kullanabilirsiniz. Ya da ben o kadar karmaşık yapılar üstüne projemi inşa etmek istemiyorum diyorsanız App Engine için geliştirilmiş webapp isimli framework ideal. Hatta Django’dan epeyce kopya çekmiş olduğundan kendinizi bir miktar evinizde bile hissedebilirsiniz (Django ile daha önce çalıştıysanız tabi.)

Ama her şey o kadar tospembe değil:

Örneğin Türkiye’de yaşıyorsanız App Engine’in üreticisi Google’ın Türkiye hükümeti ve mahkemeleri ile çok iyi arkadaş olmadığını hatırlatırım. Neredeyse Google’a ceza kesmek için bahane arayan bir yönetime sahip olduğunuzdan Digiturk isimli bir aşağılık markanın mahkeme kararı ile güya yayın haklarını korumak için Google IP adreslerini engelletmesine şahit olabilirsiniz. Hal böyle olunca suçsuz yere sizin uygulamanızı da sunan IP adresleri engellenebilir ve ortada kalabilirsiniz. Hatta benim gibi çok şanslıysanız bu tam da tanıtım yapmayı planladığınız güne falan denk gelebilir. Aman tabi Digiturk’ün yayın hakları mı önemli yoksa benim nedenini bile bilemeden ceza çekmem mi?

Not: Google, www alt alan adına CNAME bağlantısı yapmanın gerekli olduğunu A kaydını (kendine ait nedenlerden dolayı) sevmediğini söylüyor. Her ne kadar tahmini olarak bulacağınız engellenmemiş ama App Engine sunucularına çıkan IP adreslerine A kaydı vererek sitenizi yayına alabileceğiniz gibi bu günün birinde o IP’nin o servisi vermekten vaz geçme ihtimalini peşinen kabul etmenizi anlamına geliyor. Her an açıkta kalabilirsiniz.

Dezavantajlara gelmişken çıplak alan adı kullanımından da bahsetsem iyi olacak. Eğer alan adınızı www olmadan kullanmak isterseniz hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Daha önce bunu destekleyen Google, artık olmaz öyle şey diyor. Çözüm olarak herhangi bir hosting sağlayıcısından çıplak alan adınızın www alt alan adına yönlendrilmesi için destek istemeniz gerekiyor. Yani eğer zaten kullandığınız bir hosting servisi yoksa bir de ona para ödemeniz ya da birinden rica etmeniz gerekecek.

SSL kullanmak .appspot.com alan adı üstünde yayın yapmadan mümkün değildi. Eğer App Engine for Business kullanmıyorsanız halen mümkün değil. Ancak hiç olmazsa böyle bir seçeneğin olması çok şükür dedirtiyor.

Bu arada az önce bahsettiğim Django-nonrel’e de çok fazla güvenmek taraftarı değilim. Daha önce, şuan sürdürülmeyen app-engine-patch projesini geliştirmiş takım tarafından üretiliyor. Geçen gün yaptığım denemeler olağanüstü sonuçlar verdi ancak ne kadar daha geliştirmeye devam edeceklerini kim bilebilir ki? İlişkisel olmayan veritabanı desteği, hatta doğrudan Google App Engine Datastore desteği Django’ya eklenmeden çok ciddi bir işi Django kullanarak App Engine ile yapmayı planlamıyorum. Ancak webapp’ın nazını çekebileceğim bir proje olduğunda kullanmaktan çekinmem. Hatta şuan bir tanesini yayınlamak üzereyim.

Django ile çalışmak için tercih ettiğim ortam is Amazon Web Services.