Geciktim ama yazmadan edemiyorum. Hatta kendi cümlelerimle de anlatamıyorum. Ceren Facebook üstünde acı olayı öylesine anlatmış ki okurken yaşıyor insan, ne kadar istemse de. Yazdığı yazı Facebook’da kayıp gitmesin diye buraya koymak için izin aldım. Sağ olsun kırmadı beni. İşte sıkıf arkadaşım Ceren Sümer‘in gözünden Trabzon Devlet Tiyatrosu’ndan o hazin an. Başımız sağ olsun.
Biranda düşünce tüm salon çok şaşırmış gibi göründü. Ama düşüşü rol olamayacak kadar sertti. Düştüğünde çıkan o ses… Ayrıca o an oyun gereği konuşması gerekiyordu, düşmesi değil…Kimse birşey söylemiyordu herkes şaşkın olanları izliyordu.. Diğer oyuncu hiç bozmadı durumu “Zabitler zabitler” diye bağırdı. İçerden iki oyuncu geldi yerdeki oyuncuyu taşıdılar. Hala şaşkındı salon kimse birşey söylemiyordu. Tereddüt vardı. Rol mü ? Gerçek mi? bu soruların cevabını sahneye telaşla çıkan başka bir oyuncu cevapladı. “Aranızda doktor var mı?” endişeliydi. İşte orda kesinleşti herşey ilkyardım bilenler sahneye koştu. Ya da bilmeyenler merak edenler. Ambulans çağrıldı. Durumunu sordu ordan bir izleyici. Tiyatronun müdürü olduğunu söyleyen az önce ki haberci “Hala nefes alıyor” diyebildi. Çok korkmuştu oyuncular belliydi. Yine müdür gelip “Özür diledi” sanki bu umrumuzdaymış gibi ne önemi vardı ki oyunun bitmesinin bir insan yaşamı yanında. Ama bunu yapmalıydı belki. Dışarı çıktık. Ambulansa taşındı. Hastanede çıkmış yolculuğuna… Oysa sadece fenalaşmıştı ve bir sonraki oyunda yine Paşa olacaktı. Öyle düşünmüştük, düşünmek istemiştik belkide. Aslında ölmek için güzel bir yol gibi görünüyordu. Sevdiği bir şekilde, oyuncu olarak…
