Tem
28
    
Posted (serkan) in internet, reklam on Temmuz-28-2009

Reklamın konuşturanı iyidir. Yeni nesil reklamlarda markayı söylemeden gerçek olmayan hikayeleri gerçekmiş gibi göstereren yöntemler kullanılmaya başlandı. Bu tip reklamlarda marka pek konuşulmasa da reklam konuşuluyor. Ama genelde tercih edilen reklamın değil markanın konuşulması. Tabi burada başka bir yol seçilmiş. Reklamı konuşsunlar onu izlemeye gelsinler ve gelişmeleri takip etmek için GittiGidiyor’a (markaya) uğrasınlar ki bu süreçte yüzbinlerce dakikalık ücretsiz tanıtım yayınlayalım.

Facebook’ta izlediğim ve YouTube üzerinde de bulabileceğiniz Mert – Fulya aşkının sonunu anlatan harika viral reklam bu güne kadar izlediğim en iyi fiyat / performans değerini sağlamış reklamdır diye tahmin ediyorum. Açıkçası ilk önce GittiGidiyor reklamı olduğunu anlamadım ve ilk fikrim bir reklam şirketinin kendi reklamı olsun diye harika bir viral reklam hazırladığı yönündeydi. Ama tabi bu reklamın değerini düşürmüyor. Hatta ortada reklam olmadığına dair o kadar inandırıcı kanıtlar var ki GittiGidiyor’u hiç kullanmıyor olsanız bile acaba kızın satışa çıkardıkları kaçtan gitmiş diye merak edip bu bilginin peşine düşmeniz bile etkili bir şekilde arkada saklanan marka ile muhattap olmanız anlamına geliyor.

Tüm web 2.0 markalarına böyle harika fikirler ve en azından böylesi reklamlar çekebilecek kadar reklam bütçeleri diliyorum. Ayrıca GittiGidiyor reklamını hazırlayanları da kutluyorum.


 
Tem
18
    
Posted (serkan) in sağlık, Türkiye on Temmuz-18-2009

Televizyonu açıp sigara ile ilgili yeni düzenleme üstüne yorum yapan esnafı dinlerken kendimi çok değersiz hissettim. Meğer ben kafede oturup arkadaşlarla eğlenceli vakit geçirme veya tek başıma dinlenme ve bu arada bir de gazete dergi okumak tarzı medeniyet belirtisi niteliklere sahip değilmişim. Hayır bunu bir başkasından duyunca şaşırıyor insan ama görüyorum ki hiç de öyle değilim.

Mesela kahvehane denen genelde yaşı kemale ermiş kimselerin vakit geçirdiği yerlerde vakit geçirmiyorum. Tabi benim yaşımda olup oralarda bulunmaktan neşe duyan kimseler de mevcut ve kayda değer bir topluluğu oluştutuyorlar. Bir keresinde sekiz-dokuz yaşlarımdayken anahtarım olmadığından apartmanın altındaki kahvehaneye ıslanmamak ve usluca babamı beklemek için girdiğimi hatırlıyorum. Yaşımın o kadar küçük olmasından dolayı olacak, evimin yanında bu kadar ürkütücü bir yerin bulunması sinirimi bozmuştu. Meğer onun bin katı varmış sonradan öğrendim.

Bana ürkütücü gelen gürültü ve sigaraydı. Gürültü dediğim de birbirine bağıran insanlar ve taş sesleri işte. Eğer oyun oyamak istiyorsanız bu gürültüye zaten adapte oluyorsunuz, isterseniz bilardo oynayın isterseniz futbol, ama sigara öyle değil. Arkadaşlarınız yanınızdayken birşey diyemiyorsunuz. Hatta nezaketen sorulunca da “dert etme alıştım ben” diye cevap verdiğim oluyor. Gördüğüm tek istisna Selçuk. Bu konuda onun kadar dürüt olmak isterdim. Bundan sonra olurum da!

Yeni çıkan yasayı hiç tahmin edemeyeceğiniz kadar destekliyorum. Sanırım yıllardır hükümet eden partinin gelmiş geçmiş nadir akıllı eylemlerinden biri. Çünkü havaya üflenen dumanın önüne geçmenin tek yolu zor kullanarak engellemek. Başka konularda böyle olmuyor. Örneğin vergi kaçağını zor kullanarak engelleyemezsiniz ama bu gibi çocukça bağımlılıkları engellemek bu şekilde oluyor.

Gelelim en başta bahsettiğim konuya. Ben de kafede barda vakit geçirmesini becerebilen biriyim ve bu güne kadar toplamda sadece iki kere bara gitmiş olmamın en temel sebebi sigara meretidir. Belki bu gibi mekanlarda bulunmak eskiden gelen bir alışkanlığım olmadığından ziyaret sıklığımda çok fazla bir değişiklik olmayacak ama kafede oturduğumda bir an önce kalkmak için sigara gibi bir sebebim olmayacak.

Neden çok sık uğrama gibi bir alışkanlığım olmadığını esnafı galeyana getiren sigara üreticilerine sorabilirsiniz.


 
Tem
15
    
Posted (serkan) in Google Chrome OS, internet on Temmuz-15-2009

Webrazzi’de yeni Google heyecanı ile ilgili bir tespit yapılmış. Okumanızı tavsiye ederim. Bu konuda gelecek tahmincilerinin çoğunun yanıldığını şimdiden görebiliyorum. Neden mi?

Apple disket sürücüsünü kaldırdığında herkes saçmaladığını düşünmüştü değil mi? İtiraf edin muhtemelen siz de aynı fikirdeydiniz!

Şimdi Google diyor ki: Mümkün olan herşeyi uzaktaki bir bilgisayarda tutalım. Uzaktaki bir bilgisayarda üretelim ve uzaktan tüketelim. Bence bir disket sürücüsüne artık gerek olmadığını düşünmek kadar basit. Abartmaya gerek yok.


 
Tem
14
    
Posted (serkan) in sinema on Temmuz-14-2009

Bu filmde o kadar abartacak ne var? Tersinden yaşanan bir hayattan bahsediyor olması mı? Bence Hollywood yazarları insan hayatı için çok tuhaf olan birşeyin sahnelenmek için tek başına yeterli olduğunu düşünmüş. İşin içine neredeyse her filme konan türden bir aşk serpiştirilmiş ve öylece fırına verilmiş.

Bir sürü kimse bayıldı bu filme. Eminim daha sıradışı şeyler uydurabilirim ama tabi ki üstad Patrick Süskind’i tavsiye ederim. Filmin ilk yarısında Brad Pitt’i fiziken gerçek haliyle görmek de mümkün olmadığından kızların ona olan hayranlığından gelme bir hisle sevdiklerini de düşünemiyorum. Peki bu filmin bu kadar güzel bulunmasını sağlayan ne ki?

Muhtemelen bir süre sonra burada yine hiç sevmediğim bir kitaptan bahsedeceğim ama ben sevmeme rağmen okurlarının neden o kadar hayran oldukları konusunda çok emin iddialarım olacak. Oysa ne yazık ki bu filmin neden bu kadar çok beğenildiği konusunda hiç bir fikrim yok! Sadece medya tarafından çok abartılmış olması olamaz. Sinema zevkleri konusunda önemsediğim kimselerin hoşuna gitmitiş bir eserden bahsediyoruz.

Ya da benim sinema filmleri konusunda algılama ve eğlenme yetilerim geriliyor, tıpkı filmdeki zavallı gibi.