Eyl
19
    
Posted (serkan) in finans, alışveriş on Eylül-19-2008

Türkiye İş Bankası, benim onu kullandığım dönemde, ilk defa tüm müşterilerinin aynı olmadığını hesaba katan bir hareket gerçekleştirdi. Geç de olsa hizmete soktuğu sanal kart uygulamasını benim gibi daha çok internet alışverişi yapan kimselere otomatik olarak açtı. Diğer kullanıcıların ise başvuru yapması gerekiyor.

Alışverişlerinizde kullandığınız kredi kartınızı sağlayan bankanız aslında sizin hakkınızda tahmininizden daha fazla bilgiye sahiptir. Hangi tip ürünler satın aldığınız ellerindeki dev CRM veritabanlarında saklanır ve ücreti mukabilinde büyük işletmelere satılır. Böylece benzin istasyonundan büyük alışveriş merkezlerine kadar pek çok kuruluş kendilerine uğrayan ama geçip giden müşterilerin yaş, cinsiyet gibi bilgilerinden tutun da neleri almaktan hoşlandıklarına kadar pek çok bilgisine sahip olurlar.

Bankalar bu bilgileri satarak kazanç sağlarlar ama ne yazık ki benim şimdiye kadar kullandığım bankalardan hiç biri bu bilgiyi kendisi kullanmaya kalkmayı akıl edememiştir. Oysa her müşterinin farklı olduğunu, en azından onları gruplayarak, hissettirmeye kalksa bile daha çok kazanacaklarına eminim. Mesela şuan kullandığım bankayı değiştirmemek için hiç bir sebebim yok. Oysa bankamla aramda bana özel bir ilişki olsaydı banka değiştirmek hayli zor olurdu. Bankalar üç kuruşluk puanları hala önemsiyorlar. Oysa kazandığım puan ne kadar olursa olsun sıradan bir mağazada kalan son puanlarımı harcayıp en kısa sürede diğer bir kartı kullanmaya başlayabilirim. Müşteri bu kadar ucuz mu ki kaybetmeyi göze alıyorlar?


 
Eyl
17
    
Posted (serkan) in sinir bozucu, çevre, Türkiye on Eylül-17-2008

Az önce posta kutuma Greenpeace’in Kömürü Terk Et eylemi üstüne eylemcilere verilen 6000 YTL ceza hakkında yolladığı “Suçlusunuz!” diyen e-postası ulaştı.

Suçluyuz tabi. Greenpeace bir kenara çoğumuz gerçekten suçluyuz.

İçimizde yaşayıp amacı iklim değişikliğini engellemek olan bu örgüte dolandırıcı damgası vurmaya çalışandan, çevreci geçinip teknolojiyi son noktadan takip etmek bahanesiyle ihtiyaç duymadığı ya da hiç duymayacağı cihazlara para ödeyene kadar herkes suçlu. Daha da kötüleri var aslında ama hiç biri bahane değil.

Çin’deki çevre katliamını bahane edip en çok onlar kirletiyor demek palavra. Bizim başkasından gelen enerjiye ihtiyaç duyduğumuz da palavra.

Bana kalırsa her ne kadar etkili olsa bile artık Greenpeace ve benzeri çevre örgütlerinin faaliyetleri yetersiz kalmaktadır. Sorunun da tek bir çözümü vardır. Bizzat kendimizi ve birinci derece yakınlarımızı kontrol etmek.

Boşa giden enerjiye göz yummamak için mümkünse artık kendimden yaşça büyük ve çoğu israf denen kelimeyi sadece faturaya olan yansıması ile tanıyan kimseleri acımasızca uyarmanın hatta üstelerlerse açıkça ihtar etmenin zamanı gelmiştir. Bunu ya uygularız ya da ekmek bırakmayı beceremeyeceğimiz çocuklarımızı aynı zamanda havasız susuz koyarız.

Bir israfı açıkça belli etmek kişisel hakarete girer mi bilemem ama gerekirse bloğumun erişime engellenmesi pahasına gördüğüm her örneği buraya taşıyacağıma emin olabilirsiniz. Bu davranışı internette yazan diğer tüm arkadaşlarıma da tavsiye ediyorum.Yaptığımız işe bir kat daha anlam katalım.


 
Eyl
11
    
Posted (serkan) in yatırım, finans, Trabzon, Türkiye on Eylül-11-2008

Cihan sahil yolundaki sadece yabancıya satılık binadan bahseden ibret verici bir hikaye eklemiş. Üstüne bir şeyler söylemeden edemedim.

Ülkemizdeki yabancı kayırmacılığını çok iyi anlatıyor ve kesinlikle bir an önce okumanızı tavsiye ederim. Olay etkileyici ama anlaşılan mağdur olan amcamız bu durumu sıradan bir engel hale getiren basit bir anahtarı kullanmayı unutmuş. Aslında rüşvet gibi ahlak dışı ikinci bir anahtar daha var ama onu işin içine katmıyorum.

Forum alışveriş merkezinde de olduğu gibi ortada ki yabancı biraz bıyıklı. Daha önce duydunuz mu bilmiyorum ama eğer biraz olsun ekonomi bülteni seyrederseniz özellikle ülke içindeki fazladan sıcak paranın konuşulduğu günlerde hep gündemdedir bıyıklı yabancılar. Söz konusu komik bıyık ise bizzat Türkleri temsil eder. Yani küçük veya büyük bir yabancı ortak bulur ve işleri onun halletmesini sağlayarak Türkiye’de yatırım yapar böylece ülkemizdeki yabancı hayranlığından karlı bile çıkmış olursunuz. Sadece yabancılar mı bizi kullanacak, biraz da biz onları kullanalım değil mi? Ayrıca riskin bir kısmını da başkalarına yıkmak gibi bir imkan daha doğuyor. Eğer off-shore bir yabancı ile çalışmıyorsanız devlet kurularının size güvenmemesi için bir sebep yok. Onlar yabancıya daha çok güveniyorlar sizin bir hata yapma ihtimalinize karşı.

Unutmadan, bıyıklı yabancı terimi yabancı ortak olmasa bile kendisi farklı bir ülkede şiket kurarak yabancı gibi Türkiye’deki kaynaklara yatırım yapan kimseler için de geçerli ve ilk akla gelen anlamı da bu aslında.


 
Eyl
10
    
Posted (serkan) in CERN on Eylül-10-2008

Google - Hadron ÇarpıştırıcısıBüyük Hadron Çarpıştırıcısı Deneyi bugün gerçekleşti ve nasılsa bugün muhatap olduğum tüm ortamlar olaydan haberdar. En sık duyulan cümle de şuna benziyor;

“Acep patlatıcaklardı ya nooldu?”

Olay kimyevi bir konudan ibaret olsa anlarım bu patlama sevdasını da CERN‘deki deneyin en kötü senaryosunu temsil eden bu durumun böylesi medyatik olabilmesi dikkatimi çekti. Önce deneyin diğer bir tarifi olan ve peşinden koşulan Büyük Patlama -Big Bang- olayından esinlenerek “patlama” deniyor sandım ama anlaşılan milleti pek kesmemiş ki ufak çaplı bir kıyamete ancak fit oluyorlar.

Demek ki uğraşsak, halkın anlayacağı dilden anlattığımız sürece bilimi rahatlıkla ilgi odağı hale getirebiliyormuşuz :)