Ağu
15
    
Posted (serkan) in Artvin, çevre on Ağustos-15-2008

Artvin’e son gidişimin üstünden iki yıl geçti. Yanılmıyorsam geçen sefer döndükten hemen sonra Deriner Barajı su tutmaya başlamıştı ve bir türlü dolu halini görmek nasip olmamıştı.Derniner Barajı

Artvin’de tek bir baraj yok. Deriner Barajı su tutmuş olsa da yolların bir kısmı halen şantiye içinden geçiyor. Her ne kadar yapıldıktan sonra halka hem ekonomik hem de fiziksel ferah getirecekse de yapımı süren barajlar, yollar zamanında yapılmadığı için, çalışma süresince oluşan heyelan tehdidine karşı belirsiz aralıklarda kapatılıyor. Yolların sebep olduğu uzun araç kuyrukları illallah dedirtiyor. Üstüne üstlük gayette mümkün olmasına karşılık yöre haklının zaten planlı olan bu yol kapanmalarının önceden ilan edilmesine dair bir isteği yok. (Artvin’lilerden de bu beklenir zaten, her zaman uslu çocuk olmuşlardır.) Haliyle Trabzon’da uçağa binmek üzere sabahtan Artvin’deki evinizden yola çıkarsanız keyfi olarak durdurulan trafik sayesinde uçağı kaçırmanıza sebep olunabileceği gibi kendi aracınızı kullanıyorsanız bir trafik canavarına dönüşmeniz önündeki tüm engeller kaldırılıyor. Öfkeyle kaybettiğiniz bir saatin acısını çıkarmak üzere gazı köklememeniz için hiç bir sebep yok.Deriner Barajı

Her neyse Artvin’de yaşamayan bir Artvin’li olarak bu konuyu daha fazla uzatmıyorum. Araç içindeyken cep telefonumla çekme fırsatı bulduğum birkaç fotoğrafı ekledim yazıya. Ne yazık ki barajı görebilen bir yerde servis aracının mola vermesi mümkün değil. Ama özel araçla gitme fırsatı bulursam bir ara barajda bol bol fotoğraf çekmek istiyorum.

Bilirsiniz Türkiye’de barajlar temiz enerji sayılıyor ve hele GAP gibi projelere geleceğimiz açısından büyük umutlar bağlanıyor. Önemli oldukları hatta kimi zaman çok gerekli oldukları su götürmez bir gerçek ancak bölgedeki doğal hayat hiç hesaba katılıyor mu? Hayır.Deriner Barajı

Böyle durumlarda hayvanlar nispeten daha şanlıyken bitkilerin ise neredeyse hiç şansı yok. Sadece bu bölgeye özgü bir bitki var diye baraj inşaatını başlatmamak gibi bir şey olası değil. Çoruh vadisi gibi yemyeşil bir alanda yeşilin ortasına yerleştirilmiş mavilik tamamıyla bambaşka bir iklime sebep oluyor. Milyonlarca yılını sudan ırak geçirmiş topraklar birden bire insanlar tarafından planlanmış dev gibi bir su altı ekosistemine ev sahipliği yapıyor. Tabi değişim akar suyun içinde yaşayan ama şimdi var olmayan balıklar için de geçerli. Bana kalırsa insanlar haksızlık yapıyor, çifte standart uyguluyor. Nasıl ki evinden, köyünden ettiğin türdeşine istimlak için bir şeyler ödüyorsan aynısını papatyalar ve sincaplar için de yapmalısın. O nasıl olacak diye sormaya ise hiç hakkın yok. O akla zarar dünyanın en derin üçüncü barajını kurabiliyorsan bunun yolunu da hayli hayli bulursun.

TRT tarafından geçtiğimiz yıllarda hazırlanmış Çoruh Artık Durgun Akacak isimli belgesel dizisini Artvin’li olsanız da olmasanız da izlemenizi tavsiye ederim.


 
Ağu
07
    
Posted (serkan) in tatil on Ağustos-7-2008

Doğum gününde A. a. yediagustosus’u yanlız bırakıp, yanıma da A. a. abaccus’ü alıp bir aksilik çıkmazsa yedi gün sürecek bir tatile çıkıyorum. Tatil dediğim Artvin Ardanuç’a gidiyorum işte. Her ne kadar yanıma bilgisayar aldıysam da genel olarak hiç bir şey yapmamayı planlıyorum. Zaten döndüğümde on beş gün içinde biyoloji.org’un yeni halini yetiştirmek istiyorum.

Çimlerin arasında Django ile oynamak eğlenceli olacak diye tahmin ediyorum. :) Bir hafta internetsiz kalmanın yanında zaten Ağustos başladı başlayalı bilinçli olarak telefonsuz yaşıyorum. Bu sefer iyice ulaşılabilirlikten uzak olacağımın farkındayım. :)

Herkese eğlenceli tatiller…


 
Ağu
06
    
Posted (serkan) in çevre, finans, yatırım on Ağustos-6-2008

Türkiye İş Bankası yatırım ürünleri arasına bir yenisini eklemiş: Çevreye Yatırım Fonu.

Fonların çeşitlerine göre belirli sınırlarda hareket alanları oluyor ki değişken fonlar bu sınırları en az barındıranlardan. İddiasını sorgulamak istediğim fon İşte Yatırım’daki sayfasından öğrendiğimize göre dünkü verilerle %19 hisse senedi, %18 repo ve %63 ise B tipi değişken fon tüzüğüne uygun olarak yatırım yapılabilen diğer araçlardan oluşuyor. Tabi fonun hangi hisse senedini elinde tuttuğunu ya da diğer yatırımların neler olduğunu doğal olarak bilemiyoruz.

Genel olarak, çevreci olduğunu düşündükleri şirketlere borsa aracılığı ile kaynak aktararak destek sağlamak diye özetleyebileceğimiz amaçları içinde özellikle bu şirketleri nasıl belirlediklerini açıklayan kısmı çok ilginç. Bankamız diyor ki:

Çevre odaklı yatırım stratejisi kapsamında

Yakın zamanda çevre kirliliği nedeni ile para cezası almış,
Silah, tütün mamulleri veya çimento üreten,
Altın arama faaliyetinde bulunan

firmalara yatırım yapmaktan kaçınmak,

O zaman şöyle düşünelim. Eğer ben genel anlamda çevre denetimi dışında kalan ülkelerde (örneğin Çin’de) ucuza ve çevre için yüksek riskli üretilmiş ürünlerin ihracatçısı olursam ve IMKB yoluyla hakla açık bir şirketsem Türkiye’de herhangi bir ceza almış olamam. Hatta dünya da da çevre cezası almış olamam. Silah ya da uyuşturucu üretmiyorum, ayrıca altın aramak kim ben kimim? Sadece alibaba.com üstünden bulduğum bir ortak ve birkaç yüz bin dolar sermaye. Çok kazandırıyor olmak da olası. Zira ülkemdeki bir milyoncular sağ olsun işler harika. O zaman Çevreye Yatırım Fonu bana yatırım yapabilir mi? Daha da önemlisi bu yatırım bir çevreye yatırım mıdır? Cevap konusunda kimsenin tereddütü olduğunu sanmıyorum.

Farz edelim fon yönetimi işi sıkı tuttu ve gerçekten de enerjisini kendi kurduğu rüzgar santralleri üstünden falan sağlayan kimselerin hisselerini alıyor. Ama o zaman da fon tipi neden B Değişken? Hani Allah’tan B Likit değil. Temel özelliği şirketleri yatırım yoluyla desteklemek olan (ya da en azından bu şekilde duyurulan) bir fonun A tipi bir hisse senedi ağırlıklı fon olması beklenmez mi?

Bu da muhtemelen fon yönetiminin ticari kaygıları sonucunda B Değişken olarak tutuldu. Türkiye piyasası genel olarak aşırı dalgalı ve A tipi fonlar hele hele hisse senedi oranı arttıkça yüksek riskli gruba dahil oluyorlar. Bu da çoğu riski sevmeyen dengeli yatırımcı kitlesini kaçırıyor. Böyle olunca da yaklaşık olarak %80′i tamamiyle repo vs. farklı kaynaklara akan, kalan %20′si de çevreciliği ölçülemeyen şirketlere yatırılan paranızın elbette bir kısmı gerçekten çevreci şirketlerin kasasına yatırım olarak giriyor. Ama bana kalıra herhangi bir A tipi yatırım fonu bile bu fondan daha fazla çevreci olabilir.


 
Ağu
05
    
Posted (serkan) in alışveriş, çevre, finans on Ağustos-5-2008

Garanti Bankası bir süredir özel bir bonus kart sürümünün tanıtımını yapıyor. Televizyon ve dergi reklamları şu aralar epeyce baskın. Söylediklerine göre WWF-Türkiye hesabına epeyce bonus birikmiş. Ne kadar güzel. Ama acaba Çevreye Duyarlı Bonus ismiyle duyurulan ürün gerçekten de iddia edildiği kadar duyarlı mı?

Eğer zaten bonus kart kullanıyorsanız ve bu ürüne geçiş yapmak isterseniz bankanın internet sitesinde şöyle bir bilgi göze çarpıyor: “Mevcut kartınızı 15 YTL karşılığında Çevreye Duyarlı Bonus ile değiştirmek için İnternet Şubesi’ne girebilir veya 444 0 334 Alo Bonus’u arayabilirsiniz.” [kaynak]

Yani eski kart çöpe gidiyor yerine -doğada daha çabuk yok olan- yeni bir plastik kart geri dönüşümle elde edilmiş kağıtlarla size yollanıyor. Ne anlamı kaldı vakıfa aktarılacak üç beş bonus puanın? Bizzat fazladan çöp üretiyorsunuz bu yolla. Eldeki kart banka veritabanındaki ufacık bir değişiklikle bonusları WWF ile paylaşır hale getirilemez mi? İlle de üstünde dünya fotoğrafı bulunan bir kartla hava mı atmak lazım? Bir de para istemek zorunda kalmışsınız, belli ki yeni kart baskısı altına girmek istemeyeceğiniz bir masraf.

Çevre duyarlılığı ile uzaktan yakından alakası olmayan tamamen ticari bir gaye için çevrecilerin samimi duygularını kullanan bir projeden öteye gitmediği bu kadar basit bir şeyi önemsemediklerinden rahatlıkla ortaya çıkıyor. İşte çevrenin asıl kirleticilerinin günah çıkartırken akla uygun bir projeyi ellerine yüzlerine bulaştırmalarının finans dünyasından ilk örneği.

Diğer bir örnek de yıllardır kullandığım sevgili bankam Türkiye’nin bankası İş Bankası’ndan olacak. Bir sonraki yazımda

Not: Ama herşeye rağmen alışverişi körükleyen bir ürünün çevreye duyarlı olabileceğini akıl eden her kimse tebrik ederim. Benim saf aklım pek enteresan buldu bu konuyu.