Ağu
19
    
Posted (serkan) in biyobozunur, biyoteknoloji, sinir bozucu, çevre on Ağustos-19-2008

İsminden anlaşılabileceği gibi biyolojik yolla bozunma özelliği olan bir şeyden bahsediyoruz. Bunlar yeni nesil plastikler. Normal plastikler milyonlarca yıl parçalanmıyor olsa da biyobozunur teknolojisi ile üretilmiş ürünleri aylar sonra doğada gözle seçmek olası değil. Tabi bu basit bir göz boyama da değil. Doğal bakteriler tarafından gerçekten doğaya kazandırılıyorlar.

Şu sıralarda bilinen tüm plasik hatta kağıtların yerine geçebilecek biyobozunur ambalajlar var. Geçen gün CNBC-e’de Polinas diye bir şirketle karşılaştım. Türkiye’de bu konuda ihtiyaç duyulabilecek neredeyse her şeyi üretiyorlarmış. Web sitelerini incelemenizi tavsiye ederim. Tek dertleri piyasada rekabetçi koşullarda fiyat sağlayabilmek için biraz vergi avantajına sahip olabilmek. Ama tabi bu kadar basit bir şeye vergi indirimi yapmak bizim maliyecileri bozar ki böyle bir şeyin dünyanın ancak iyice içine etikten sonra mümkün olabileceğini tahmin ediyorum. Çünkü bürokrasi gerekeni yapacak. İşten anlayan yetkililer böyle bir teknolojiden haberdar olduklarında iş işten hepten geçmiş olacak.


 
Ağu
18
    
Posted (serkan) in Türkiye, biyoteknoloji, savaş, sinir bozucu, siyaset, çevre, İran on Ağustos-18-2008

Geçtiğimiz hafta İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad İstanbul’daydı. Resmi bir ziyaretti ama daha önce Beşer Esad örneğinde de gördüğümüz gibi Ankara’da ulu önderi ziyaret etmeye gerek duyulmadı.

Bizimkilerin yukarı tükürsem bıyık aşağı tükürsem sakal derdinden dolayı enerji ile ilgili anlaşma muhtemelen yapılmış olmasına rağmen ilan edilmedi. Hatta yapılmamış olma ihtimali bile olduğunu düşünmeye başladım çünkü İran kendisini -haklı olarak- bulunmaz Hint kumaşı gibi hissetmeye başladı. Daha sonra bahsedeceğim ama herkesin gözü önünde sergilenmiş bir saflık sonucu Nabucco Boru Hattı projesi tarihin tozlu sayfalarına gömülürken, konu gaz olunca Rusya bağımlısı bir ülke için en iyi diğer seçeneğin İran olduğu ortada.

Çok konuşulan ve bizim vatandaş saydığımız alemin kimlerden oluştuğunu gösteren cuma namazından hemen önce planda olmayan bir basın toplantısı yaptı Ahmedinejad. Bana kalırsa aklı başında kimseler için bir çeşit gövde gösterisi gibiydi. Sanki Türkçe cümleleri anlıyormuş gibi mimikler içeren şirinlikler ve beklediği soru üstüne Türk şehir yöneticilerini anında satışı görülmeye değerdi. Ama anlattıklarını can kulağı ile dinlemek hatta kafayı taşlara vurmak gerek.

Amerikan ambargosuna rağmen nasıl geliştiklerini anlattı. Yanılmıyorsam biyoteknolojide dünya beşincisi, nanoteknolojide ise onuncusu olduklarını söyledi. Hatta bunu da üstüne basa basa Amerika ambargosuna rağmen başardıklarını zihnime kaydetti. Yani az imkanla da yol kat edilebileceğinin hatta dünyaya meydan okunabileceğinin en iyi göstergesini önümüze serdiğini açıkladı.

Sokağa çıkın ve sorun “İran güçlü bir devletmiş bilimde bizi solda sıfır bırakmış, neye bağlıyorsunuz?” deyin. Bin kişiden bir kişi çıkıp “e çalışıyorlar ya ondan” diyecek. Gerisi “petrol var petrol” der geçer. Irak’da da petrol var. Afrika’nın güneyindeki kimi ülkelerde de. Ama bazen petrol sadece ölmeyi yürümekten önce öğrenmeyi sağlıyor.

Nükleer Çifte Standart

Ahmedinejad nükleer çifte standarttan bahsetti ve ABD’nin ve diğer büyük devletlerin kendileri kullansalar hatta silah olarak bile elde tutsalar dahi başkalarının nükleer enerjiden faydalanmasını engellediklerini söyledi. Yerden göğe kadar haklı.

İran’ın doğal yenilenebilir enerji kaynaklarından haberim yok ancak elbette bizimkinden bile büyük olan o sıcak ülkelerinde nükleer enerjiye ihtiyaç duymayacakları kadar fazla imkanları vardır. Tek yapmaları gereken diğer alanlarda gösterdikleri azmi bu alanda da göstermeleri ve nükleer enerjiyi sadece bilimsel amaçlı olarak geliştirmeleri. Belki de Amerikan ambargosu Ahmedinejad’ın da dediği gibi gerçekten de İran’ın işine geliyor. (Çevre konusunda şüphe yok.)


 
Ağu
17
    
Posted (serkan) in avea, sinir bozucu on Ağustos-17-2008

Dört yıl boyunca birinci sınıf bir müşterisi oldum avea‘nın ama Haziran’da bir daha yüzüne bakmamak üzere terk ettim. Bir gün bu işi öğrendiğini fark edersem belki dönerim. İptal istemim üstüne Haziran’ın 21′inden (yani hesap kesiminden) itibaren tek saniye bile ulaşılabilir olmadı hat. Başka bir numaradan arayarak kontrol ettim. Sürekli servis dışı durumdaydı. Haliyle hat kapatılmıştı ama Temmuz dönemi için 17YTL sabit ücret fatura edildi. Sorun etmeye değecek tek şey hiç kullanmadığım bir hizmetin bedelini talep ediyor olması.

Hattı kapatmadan önceki ay fatura ödemem sırasında avea görevlisini kıramayıp bir faturasız hat almıştım. Bir ay bedava mesaj paketi falan varmış, anlattı bir sürü şey. Bir değil iki ay geçti halen paketi açmadım. Avea’nın ön ayak olduğu, hatta tehditle hizmete sokturttuğu, şu numara taşınabilirliği geldiği gibi avea’nın en sevmediği şirkete geçireceğim o numarayı sırf nisbet olsun diye.

Ek: Yeni dahil olduğum şebekede daha az spam mesaj geliyor. İlgimle alakası olmayan reklamlardan kurtulmak da güzel oldu.


 
Ağu
16
    
Posted (serkan) in girişim, internet, yatırım on Ağustos-16-2008

Televidyon’da yeni yeni izlenesi kanallar gelimeye devam ediyor. Webrazzi.tv‘den sonra kayda değer hatta neredeyse çok benzer çizgideki bir diğer kanal da etohum.tv. Muhtemelen dün veya bugün açılmış. Sıkı bir Televidyon takipçisi olduğumdan yanılıyor olamam.

Web girişimciliği üstüne eğitim hizmeti dahi vermeyi planlayan bir oluşumun televidyon kanalı. Tıpkı Webrazzi.tv gibi startup kurucusu konuk ederek başlamış. Her ne kadar ilk konukları Türkçe’yi unutmuş girişimciler olsalar da kimsenin çok yadırgamayacağını tahmin ediyorum. Ama ne olursa olsun güzel dilime yaplılabilite sözcüğünü katmış beyefendiyi alkışlamak geldi içimden.

etohum saçma ismine rağmen başarılı olacağını umut ettiğim bir kanal. Hem benimde başarı hikayemi “Türkçe” anlatacak birden fazla yere ihtiyacım olacak değil mi? :)

Not: 2. ve 3. bölümlerde kameramanın Julien Aksoy olmadığı çok belli. Sadece dinlemeyi seçtim, çünkü ikinci dakikadan sonra baş ağrısı yaptı görüntü.