Tem
09
    
Posted (serkan) in GNU/Linux, Linux Gezegeni, donanım on Temmuz-9-2008

Halen daha önemsenmemesi şaşırtıcı değil mi?

Diğer ülkelerde durum nedir bilmiyorum ama bizim ülkemizde herhangi bir donanımın GNU/Linux ile sorunsuz çalıştığını belgeleyen herhangi bir test sonucu yayınlanmıyor. Donanımlar buna ilişkin bir sertifika ile dağıtılmıyor. Bu bir kenara gidip soru soracağınız herhangi bir satış sorumlusu da GNU/Linux’dan haberdar değil. Tek çare ürünü almadan önce internette araştırma yapmak ve çıkan sonuçlara güvenmek. Yani vitrinde gördüğünüz bir ürün hakkında uğraşmadan bilgi edinmek olası değil.

Zamanında Windows Vista yeni piyasaya çıktığında ürünlerin üstünde ne kadar uyumlu olduklarına ilişkin logolar bulunurdu. Hatta benim bilgisayarımda (Windows XP ile gelmiş olmasına rağmen) bir tane var. Tamam Microsoft bunu ticari güç ile yapıyor ama GNU/Linux için bu halen bir hayal mi?

Aldığım bilgisayarın ses aç kapa düğmesinden tutun da en gereksiz fonksiyon tuşlarına kadar hepsinin genel geçer dağıtımlarda %100 çalışır olmasını beklemek hakkım. Kaldı ki sadece Ubuntu için bile böyle bir test yapılsa diğer dağıtımlar buna kendini uyduracaktırlar. En azından Türkiye’de satılan donanımlar için “Pardus’a tam olarak uyumludur.” damgası istiyorum.

Bunu test edecek kimse yok demek de pek mümkün değil. Google’da Linux Compatibility Test araması yapmak yeterli.


 
Tem
08
    
Posted (serkan) in Microsoft, Yahoo, internet on Temmuz-8-2008

Webrazzi’de görünce hiç şaşırmadım. Microsoft halen Yahoo! ile ilgileniyormuş. Birkaç gün önce de Google ile Yahoo! arasındaki reklam anlaşması rekabet engeline takılmamış mıydı?

Aslında yıllar önce duysak komik bulabileceğimiz bir şey Google ve Yahoo! arasındaki bir reklam anlaşması üstüne konuşmak. Sebep Overture. Hatta daha doğrusu hatalı bir kararla Overture’a dönüştürülüp Yahoo!’ya satılmış Goto.com. Goto, dünyada bugün AdWords öncülüğünde gerçekleşen kelime bazlı reklam yayınının ilk örneği. Google’ın taklitciliğinin en güzel göstergesi. Bunun için mahkelelerde az sürünmediler ama sorun çözülmüştü. O dereden çok sular aktı ve bu günlere yani ortak olunmaya kadar gelindi.

Şimdi Microsoft da Yahoo!’ya ortak olur demek bu yüzden komik değil. Biraz zaman geçsin Facebook, Google’a talip dememiz bile olası. Ama Google’ın büyük hatalar serisi için epeyce zaman var gibi duruyor.

Yahoo! eğer arama teknolojisini satarsa bu işten herhangi bir şekilde karlı çıkması olası değil. Ancak eğer zamanında ona yapıldığı gibi Microsoft ağında kendi arama motorunu kullandırtırsa çok şey değişir. Hatırlayın Google da aynısını Yahoo!’ya yapmış ve bu günlere gelmek için ilk adımını atmıştı. O zaman Google bir hiçti. Bugün Yahoo!’da öyle sayılır. Hissedarları patronu kovdurmak isteyen bir şirketten daha vahim ne olabilir?

Microsoft’un ağı mı var demeyin. MSN dünyanın en büyük iletişim ağı değil de ne? Bugün boşa harcanıyor diye ilelebet böyle kalacak değil ya! Özellikle Türk insanı arama motorundan çok msn kullanıyor. Bana kalırsa aramanın gücü zamansız olsa da anında mesajlaşmanın gücüne dönüştü. Birden bire genişbant internet ile tanışan bir ülkede daha fazlasını bekleyemezdik. Oysa halen uyuyor Microsoft.

Microsoft ile Yahoo ilk defa bir araya gelmiyor. Zamanında Yahoo!’nun müzik servisi Windows Media Player’a entegre edilmişti hatta daha sonrasında Yahoo! Messenger her iki şirket için de çok mantıklı bir karar ile MSN Messenger’a birleştirildi.

Arama teknolojisi konusu ise ilginç. İki yıl önce Live Search için o kadar yatırım yapılmıştı nereye gitti? Ayrıca Yahoo! da çok farklı ve yetenekli sayılmaz.

Bana kalırsa Microsoft, Yahoo!’nun kullanıcı potansiyelini istiyor ama arama teknolojisini bahane ediyor. Eğer gerçekten teknolojinin peşinden koşuyorsa Powerset yetmiyor mu? Hakia’ya niye göz dikmiyor?


 
Tem
03
    

Aslında en başta yazmam gereken ama bir e-posta beklediğim için ertelediğim bu yazı iyice gecikti. Tatilde bile bilgisayarımla vakit geçiremeyeceğimi söyleselerdi inanmazdım. :)

Kongre’ye katılmakta asıl amaç tabi ki poster ve sözlü sunumlar oluyor. Bu arada epece de ilişki kurma şansı yakalıyor insan. Sunumlar konusunda başarılı bir kongre eğer eziyet vermiyorsa başarılı sayılabilir.

Katıldığım ilk Biyoloji Kongresi olduğundan karşılaştırma yapmam mümkün değil ama ortada bir gerçek var ki sistematikçiler bu kongreyi çok seviyor.

Sunumları düşününce çok şaşırtıcı birbirinden çok farklı iki şeyle karşılaştım. Biri gurur verici ve heveslendirici, sıkılmadan iki kere izleme fırsatı buluğum Ahmet Yıldız‘ın Motor Proteinleri sunumu diğeri de hayret verici kongre yüzsüzlüğü tartışmaları. Bir kongrenin kapanış oturumunun yarısını işgal edecek kadar abartılmış olmasını aklım almıyor.

Yani ülkemde öyle bilimciler (!) var ki yaptığı araştırma ile kongreye başvuruyor. Gönderdiği özet kabul edildiği için kitapta basılıyor ama bey efendi en ufak bir özür iletme zahmetinde bulunmadan teşrif etme sorumluluğunu yok sayıyor. Hatta kongre kitabı da erkenden basıldığı için bu yüzsüzlüğü hiç olmamış gibi göstererek söz konusu zat-ı muhteremin akademik kariyerine katkı yapıyor. Pes yani.. Ne kadar kolaymış akademik puan toplamak!

Çözüm çok mu zor? Elektronik kongre kitabı hazırlamak çok mu zor? Daha doğrusu kitap hazırlandığında zaten bir pdf dosyasından ibaret değil mi? Kongre süresince o özetleri okuyan zaten yok. Daha sonradan elde kaynak bulunsun diye ve akademik değeri olsun diye basılıyor bu özetler. Kongre bitiminde geleni gelmeyeni değerlendirir, kitaba son şeklini verir ve internet üzerinden katılımcılara ulaştırırsanız gerçek bir sorunu olmadığı halde sunum yapmayan hiç kimse kalmaz. Hatta e-kitabı üstüne bir de katılımcının adını yazarak kişiye özel bastırabilirsiniz. Açılışta kitabı vermek zorunda olmayacağınızdan yaklaşık 30YTL gibi bir parayı da katılımcıdan almak zorunda kalmazsınız. “Katılım ücreti fazla” dendiğinde Ali Osman hoca sadece kitabın 30YTL’ye mal olduğunu söylemişti. İşte size indirim yapma fırsatı. Baskı istemeyen kişi de 500 sayfa kadar çöp üretmemiş olur ki bir biyoloğa bunun ne kadar önemli olduğunu anlatmak hakaret sayılır.

Bir de bitmemiş çalışmaları sunmuş kimseler vardı. Benim merak ettiğim danışmanları o özetleri sanki bitmiş bir çalışmaymış gibi nasıl imzaladılar?

Her şey bir kenara pek çok kişinin de katıldığı bir gerçek var ki bazı poster sunumlar poster olarak boşa harcanmış ve keşke sözlü sunum olsaymışlar. Bunlara tam olarak dinleme fırsatı bulduğum ve merak ettiğimi daha önce burada da yazdığım Biyologlar Birliği Derneği’nden araştırmacıların posterleri* de dahil.

Bir lisans öğrencisi olmama rağmen posterlerde ve sözlü sunumlarda aradığım en önemli özellik mümkün olduğunca az genel bilgi içermesidir. Eğer anlayacak altyapım yoksa o sunum sırasındaki genel bilgi zaten işime yaramaz. Anlayacak kadar şey zaten biliyorsam genel bilginin uzaması canımı sıkar. Tartışmaya geçse diye bekler dururum. Bu konuda çok fazla şey söyleme fırsatı bulamadım ama Ali Adem hoca’nın sunumlarından birini eleştirdiğimi hatırlıyorum.

Sunumlardaki bakış açıları ilginçti. Bir ziraat mühendisi bir canlıya zararlı diye hitap ederken bir biyolog ona kelebek diyebiliyor. Elbette ikisi de doğru.

Yardımcı Doçentler ve daha kıdemli hocaları sunum yaparken görememek üzücü ve bir o kadar da şaşırtıcı. Hatta bunu özellikle kendi bölümümden görmek daha şaşırtıcı. Eminim sırf akademik puana daha çok ihtiyaç duyan öğrencilerinin önlerini kesmemek için bu yolu seçmişlerdir yoksa başka neden olsun, değil mi? Bir dönem hoca başına düşen makale sayısında Türkiye rekoruna sahip bu bölümde muhtemelen yayın yapmak için kongrelere pek tenezzül edilmiyor. Uluslararası yayınlar birici tercihleri.

* Biyologlar Birliği Derneği bünyesindeki araştırmacıların kendi imkanları ile yaptıkları poster sunumlarını gerçekleştirdikleri ve bana ayrıntılı şekilde anlattıkları posterlerin başlıkları şöyle: (Amatörce sorularıma katlandıkları için teşekkürler.)

1. Poster :
RNA EKSTRAKSİYON YÖNTEMLERİNDEN FENOL KLOROFORM YÖNTEMİ İLE SİLİKA MEMBRAN KOLON YÖNTEMİNİN KARŞILAŞTIRILMASI

2. Poster :
INFLUENZA ALT TİPLERİNDE MULTIPLEX PCR YÖNTEMİ

3. Poster :
PRENATAL TANIDA,BİYOKİMYASAL TARAMA TEST SONUÇLARI VE USG BULGULARININ AMNİYOSENTEZ SİTOGENETİK ANALİZ SONUÇLARI İLE KARŞILASTIRILMASI

4. Poster :
ERKEK İNFERTİLİTESİ ÖN TANISI OLAN HASTALARDA, SİTOGENETİK VE Y KROMOZOM MİKRODELESYON ANALİZ SONUÇLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ