Mar
28
    
Posted (serkan) in Apple, sinir bozucu, Microsoft on Mart-28-2008

Teknosohbet’te çıkan haberde okuduğuma göre Safari 3.1 isimli web tarayıcısı iTunes ve QuickTime kullanıcılarına yazılım güncelleme sihirbazı ile iletiliyormuş. Bu durumda Safari net bir kullanıcı isteği ile yüklenen bir yazılım olmadığından ve daha önce kapılmış bir pazardan faydalanma arzusu üstüne kurulu bir yayılma politikası güdüldüğünden rekabet hukuku üstüne tartışmalar başlamış. Apple’ın başı ağrıyabilirmiş.

Sonucun ne olacağı çok önemli değil. Değişik ülkelerde değişik mahkeme kararları ile Apple geri adım atmaya zorlanabilir ancak önemli olan bu davranışa kalkışan şirketin aklından geçenlerin bizi nasıl etkileyeceği. Öncelikle bir Windows kullanıcısı olmadığımdan veya herhangi bir Apple ürünü ile muhatap olmadığımdan doğrudan etkilenmem söz konusu değil ama yazılım sağlayıcılarının sahip olduğu değer yargıları ve bu yargılardaki değişimler dolaylı da olsa tüm tüketicileri etkiliyor.

Şimdiki örneğimizden daha önce yine bir web tarayıcısı olan İnternet Explorer’da aynı yoldan geçmiş ve yazılım satıcılarının zihnine gayeye ulaşmakta her yol mubahtır fikrini iyice kazımıştı. Hem seçilmiş harika ismi ile hem de Windows 1.0 içinde ön yüklü olarak gelmesiyle Netscape’i alaşağı etmek zor olmamıştı. Rekabet etiği de bir kere delinmişti. (Turgut Özal’ın o unutulmaz sözü aklıma geliyor hep: Anayasayı bir kere delmekle bir şey olmaz.)

Şimdi aynı yoldan Apple yürüyor. Sicilinin çok temiz olduğunu düşünmediğim ama bu kadar da abartılı hareketlerini pek hatırlamadığım bir şirket bu işe umarsızca girebiliyorsa daha pek çok gariban yazılım geliştirici de artık yeni dünya kurallarına uyum sağlama konusunda etik falan dinlemeyecek.

Bu olayı Türkiye’nin güney doğusunda bazı bölgelerde çok eşliliğin doğal kabul edilmesine benzetiyorum. Babası da çok eşli olup neden tek eşli kalması gerektiğine anlam veremeyen gençler Türk aile yapısına yeni ve ahlaki(!) başka bir boyut kazandırıyor. Burada da Microsoft kendi tarayıcısını müşterisine dürtüyor ve Apple da, ben neden dürtmeyeyim ki diyebiliyor.

Çalışma ahlakı bu kadar kolay değişebiliyorsa Windows üzerinde yazılım satmak her zamankinden kolaylaşmıştır. İsterseniz bir virüs yazın ve sessiz sedasız tüm dünyaya bulaştırın. Ardından en güvendiğiniz teknolojinizi tüm kurbanlarınızın masaüstlerine birkaç saat içerisinde çekin. Hem bu şekilde hiç kimseyi kurulum yapma derdiyle uğraştırmış olmayacaksınız.


 
Mar
07
    
Posted (serkan) in Biyologlar Birliği Derneği, reklam, sinir bozucu, internet on Mart-7-2008

Üç gün önce tüm üyelere olduğu gibi bana da Biyologlar Birliği Derneği‘nin posta listesi aracılığı ile grubun kayıtları arasında da görebileceğiniz yeni bir e-posta ulaştı.

E-posta’dan kısa bir alıntı:

…SİZERDEN ŞU DESTEĞİ RİCA EDİYORUM. SİTEMİZİ SIK SIK ZİYARET EDİN ÇEVRENİZDEKİ ARKADAŞLARINIZA HABER VERİN, ONLARI SİTEYE ÜYE YAPIN. SİTE İÇİNDEKİ GOOGLE REKLAMLARINA TIKLAYIN VE REKLAM VEREN ADRESLERE BİR KEZ TIKLAYIN… (Kaynak - Google Gruplar - Biyologlar Birliği Derneği)

Bu yazıdan ve e-postanın ilerileyen kısımlarından da anlaşılacağı gibi Google AdSense reklam ağına dahil olmuşlar. Bu sıradan bir gelişme tabi sitelerin ayıp olur diye reklam almamalarını saçma buluyorum. Doğru bir karar ama anlaşılan reklam ağına dahil olduklarında imzaladıkları anlaşmayı iyi okumamışlar ki ziyaretçilerine “reklamlarımıza tıklayın” diyebiliyorlar!

Aynı e-postanın devamından başka bir alıntı:

GOOGLE İLE REKLAM ANLAŞMASI YAPTIK. SİTEDEKİ GOOGLE REKLAMLARINA HER TIKLAMA DERNEĞİMİZE 1 CENT KAZANDIRIYOR. (Kaynak - Google Gruplar - Biyologlar Birliği Derneği)

Dahil olunan reklam ağı hakkında yeterli bilgi sahibi olunmadığı açıkça ortada. Çünkü Google hiç bir AdSense yayıncısına tıklama başına net bir değer vermez. Ödenecek bedel reklam veren tarafından belirlenen değişken değerin belirli bir yüzdesidir. Bu bir gün 1 cent olur başka gün 4-5 dolar. Yan yana çıkan reklamlar arasında bile fiyat uçurumu bulunabilir.

“Derneğin kural dışı iş yapmasından bana ne!” diyebilirsiniz. Bana kalırsa öncelikle Google’ın sağladığı reklam ağının çalışma prensibine göz atmalıyız.

  1. Reklam veren, Google AdWords aracılığı ile ürünü / sitesi ile ilgili anahtar kelimelere uygun reklam metni veya görseli ile başvuru yapar.
  2. Google reklam ağına dahil sitelerin içeriğini tarar ve reklamların anahtar kelimeleri ile ilişkilendirip sadece içerikle ilgili reklamın sitede görüntülenmesine fırsat tanır. Böylece kahve çeşitlerinden bahseden bir site yakındaki kahve satıcısının reklamını görüntüler.
  3. Bu arada zaten okumakta olduğu içerikle ilgili bir reklamı gören ziyaretçinin ilgisi artar. Aynı zamanda sadece ilgili ziyaretçiye reklamını gösterme fırsatı bulan reklam verenin reklamına tıklandığında büyük ihtimalle ziyaretçi alışveriş yapmak ya da en azından siteye üye olmak için bir çaba gösterir ki beklenen bu durum reklam için ödenen paranın karşılığının alınmasıdır.

Eğer ziyaretçilerinizden ilgi duymamalarına rağmen destek olmak adına reklamlara tıklamalarını isterseniz reklam veren beklediği verimi alamaz ve bu aynı zamanda Google AdSense ağının veriminin düşmesine sebep olur. Söz konusu kazanç ise düpedüz haksız kazançtır.

Bu tür bir davranışın dernek tarafından kasten yapılmadığına eminim. Kaldı ki kendi meslek grubunun haklarını savunmak için çaba gösteren gönüllülerden asla beklemiyorum. Ama lütfen, eğer biyologlar için birlik olma iddiasındaysanız eylemlerinizin etraftan ne gibi algılandığını ve en önemlisi de gayeye ulaşmak için hangi yolları mubah seçtiğinize dikkat edin. Ziyaretçilerinizden istediğiniz şeyin haksızlık olduğunu fark edecek kadar zeki olmanızı umardım. Açıkçası daha önce de söylediğim gibi biyologlar kimlerin önderliğinde bir araya geliyor diye korkular biriktiriyorum.


 
Mar
05
    
Posted (serkan) in E.R., aşk, müzik on Mart-5-2008
100.yazım Faik ile Hanefi’nin şansına denk gelmiş. :)

Daha bugün kantinde öğrendim, isimleri E.R. olacakmış. Açıkçası “Hanefi ile Faik” demekten daha kolay sevdim bu ismi. İki yeni şarkılarının videoları iki gündür msn’den msn’ye dolaşıyor bizim aramızda. Yakında blogları açılana kadar da kalıcı olarak duyurmak ise şimdilik benim görevim.

İlk olarak en sevdiğimi ekliyorum:


Bu ise en sevdiğim 3. şarkıları (zaten üç tane):

Unutmadan, yorumları videoların YouTube sayfalarına bekliyoruz.