Eki
19
    
Posted (serkan) in alışveriş, django, hosting, internet, python on Ekim-19-2007

Yoğun olarak başka işlerle uğraştığım bir sırada WebFaction üstünde Django ile çalışma fırsatı buldum. Bu sebeple fazla ayrıntılı bir inceleme değil bu.

Daha önce uygunsuz bir sunucuda kurulum için bile uğraşmış biri olarak Django‘ya özel hizmet sağlayan WebFaction çok rahat geldi.

Yanlız bu servis sağlayıcıdan hesap almak isteyecek olanların önceden bilmek isteyecekleri bir konuya değinmeli. Benim kullanma fırsatı bulduğum Shared 1 paketinin özellik listesinde satın aldığınız hizmetle neler yapabileceğinizi gösteren bir bölüm var ve üç tane küçük Django, RoR vs uygulaması çalıştırılabileceğinden bahsedilmiş. Aslında bu bilgi de bir yanlışlık yok ancak hazırladığınız projeyi -doğal olarak- web sayfası olarak sunacaksanız statik dosyalarınızın bir şekilde http yoluyla erişilebilir bir url adresine koymanız gerekiyor. Elinizdeki hesapta bunu yapmanın yolu da kontrol paneldeki Symbolic Link uygulamasını kullanmak. Dikkat Symbolic Link bir uygulama ama aslında bizim Unix’in klasik ln komutu. Sonuç:

  1. Uygulama: asıl Django projeniz.
  2. Uygulama: admin için gereken statik dosyalara symbolic link uygulaması.
  3. Uygulama: diğer statik dosyalarınız için symbolic link uygulaması.

Sonuçta üç hakkınızı da doldurmuş oluyorsunuz ve eğer başka projeleriniz varsa paketinizi yükseltmek zorundasınız. Benim yaptığım listedeki 2. ve 3. uygulama gayet tabi birleştirilip tek bir uygulama şeklinde kullanılabilir ve böylece bir de ayrık bir bloğa yer açılabilir gibi duruyor.

WebFaction kaliteli ve sorunsuz diyebileceğim bir sunucu düşük önemde işaretlediğim sorularımı bile uzun sayılmayacak sürelerde cevapladılar. Forumlarına fazla işim düşmediyse de çoğu kimsenin sorununu çözdüğü ortada. Bu yazdığım durumu da müşterisi olmayanlardan bile saklamadıklarını göreceksiniz.

En beğendiğim özellikleri de bugün karşıma çıktı. Vakit sıkıntısı sebebiyle üzerinde çalıştığım projeyi askıya almak zorunda kalınca herhangi bir mazeret bildirme ihtiyacı hissetmeden hesabımı kapatmak istediğimi ve paramı geri ödemelerini söyledim. Bu sefer destek talebime verdikleri cevaplama hızından daha kısa sürede paramı geri ödediklerini gördüm (anlaşılan çok bıktırmışım :) ).


 
Eki
16
    
Posted (serkan) in internet on Ekim-16-2007

Önce Google’ın Pagerank değerlerini yayınlamaktan vazgeçtiğini konuştu blogosfer şimdi de PayPal’ın Türkiye’ye para gönderebilmesi üstüne yeni yeni tutuşuyor. Tıpkı yazının bulunmasından önce de olduğu gibi medeniyet hep kendisini etkileyen olayın ona özel kısmı ile ilgileniyor.

Pagerank gidiyor Orion geliyorsa bana ne? Sen bana PR(X) değerinden haber ver eğer o yoksa benim için PageRank yok diyorsanız sizin için Google Toolbar’ın icat olmadığı döneme dönüyoruz. Buna kim üzülür kim sevinir tam kestiremiyorum. Neden sevinelim o da çorba gibi olacak. Sonucu görmeden gelişme her durumda iyidir diyemem. Ama üzülen var PR üstüden iyi para yapılıyordu şimdi ona denk bir değer uyduramazlarsa ancak yüzde biri işe kaldığı yerden devam eder. Sonuçta arama motoru optimizasyonu kurallar değişse de önemli. Sorun olan sonucu kanıtlamak!

Gelelim PayPal işine. Komisyoncular ağlayacak. Bir ara %15 ile para transferi yapmaya yeltenenler hatırlıyorum.

Bu tür başkalarının altyapılarına bel bağlamış kimselere acıyorum. Kendime de acıyorum. Daha bu yazıyı göndermeden internetimin kesilme ihtimali var. Türk Telekom’da grev var. Ben ise onun bağımlısıyım.

Aslında hiç bir yere dayanmadan bir iş çıkarmak tamamen bağımsız olmak mümkün değil. Bilim yap desem ülkende savaş çıkar canını zor kurtarırsın. İnşaat sektörüne gir desem deprem olur ekonomi çöker. Tam bağımsızlık olası değil. Ama bu kadar da pamuk ipliğine bağlı yaşanmaz. Harcanan zamana yazık. Şimdi otursam Google’ın Orion algoritmasını hatta bizzat Orion’a ismini veren adama para verip (Türk usulü yöntemle) çözsem. Bundan kaç gün sonra Google’ın Serion algoritmasına geçeceğini bilemem. Onu da öğrenmeye kalkmayın Perion yolda olacak.

Bu yollarda başı yanan arkadaşlardan beni takan olursa söylemek istediğim bir şey var. Paypal’a komsyonculuk yapmak yerine oturun iki üç kişi yerel PayPal yapın (PayPal’ı bir üniversite öğrencisi kurdu, tıpkı Facebook gibi, şimdi uzay araştırmalarına para akıtıyor.) ardından yeterince kar edemediğiniz ülkeye siz kota koyun size küftersin üçüncü dünya ülkeleri. Hatta siyaset ahkamı keseniniz varsa ilk işiniz de bir zahmet büyüyüp kocaman adam olunca stratejik ortaklığına küftettiğiniz abinizi yanaklarından öpüverin de görelim.


 
Eki
15
    
Posted (serkan) in mim on Ekim-15-2007

Çeşitlenen mimler zaman zaman kapıya dayanıyor ama zaman mimlenen için her zaman var olamayabiliyor. (<–Bir anlatım bozukluğu ancak bu kadar güzel yapılabilir herhalde.) Bunun en güzel örneğini geçtiğimiz hafta yaşadım. Hatta birilerini mimlerken keşke yazacağı yazıyı düşüneceği ve kaleme alacağı zamanı da ona yollayabilsem diye bile düşündüğümü söylesem ne kadar da melek gibi bir blogcu olduğumu düşünen çıkacaktır. Ama pek sayılmaz.

Aynı gün iki yazı yazma adetim olmadığımdan ve birini diğerinden daha önce yayınlamaya da kıyamadığımdan dolayı iki mime aynı anda cevap vermeye karar verdim.

Geldik.biz’den gelen Masaüstünü Göster Mimi için ne yazık ki pek çarpıcı bir sonuç sergileyemiyorum ama şu aşağıdaki dikdörtgen şimdilik okuyucunun işini görecektir diye düşünüyorum. Ama ciddi bir sebebim var tabi. Mim bana ilk ulaştığında Kubuntu kullanıyordum ve yaklaşık iki aylık olan Kubunu 7.04 ile mutlu mesut hayat sürerken birden bayram tatilinin ilk günü eski günlerdeki gibi oyun oynamak isteyiverince güzelim masaüstünün ekran görüntüsünü almayı unutaraktan buralara kadar geldik. Hatta bu arada kısa kaçamaktan sonra kafamı kaşıyacak zamanı bulamama durumum devam ediyor ki Automatix’in benim için gerekenleri yüklemesini bile isteyemeyeceğimden Pardus kuru verdim. Elde güncel Caracal caracal sürümü olmadığını görünce Felis chaus ile idare edip tez vakitte Cihan‘dan son sürümü getirmesini istedim. Kafamı kaşıdıktan sonra ilk fırsatta Kubuntu’ya dönerim ama o sıraya kadar çoktan KDE 4.1 içeren bir Kubuntu çıkmış bile olabilir . :(

Masaüstünü Göster Mimi için

Asıl masaüstümün (Kubuntu’lu halinin) içimdeki boşluğu daha çok yansıttığı düşünülürse aslında böylesi daha iyi olmuş gibi… Unutmadan bir de birini mimlemek gerek değil mi? Bu sefer eskisinden daha tutumlu davranıp tek kişiyi mimleyelim bilin bakalım kimi?

Gel gelelim diğer mimimize: İnsanı Çıldırtan Detaylar

Konu zor hatta şimdiye kadar karşılaştıklarımdan en zoru. Plikai.org’daki yazının iki maddesini öylece yazsam tam benlik olacak ama işin ucunda Utanç Duvarı‘na kapak olmak var hadi biraz değiştirelim, esinlendim (arakladım) derim. :)

  • Linux kullanyorum diye elin adamları bile aklına esince posta kutumdan anında mesajlaşma adresime kadar her türlü iletişim yollarımı taciz ediliyor. Vista kurmayı beceremeyenden projektör çalıştıramayana kocaman bir koloni bana soru sormaya evrimleşmiş durumda. (İçlerinde Linux’u Vista’nın üst sürümü olduğunu sandığından bana sorduğunu iddia eden var.)
  • Mahallede kuluçka makinesi ihtiyacını benimle gidermeye kalkan çıktı. Günlük bilgisayar kullanımı sürem yeterliymiş!
  • Hiç böyle bir ayrıntı duymamıştım ama sanırım bütün biyologlar resim düzenleme dehası. Çünkü hiçbirine resimleri boyutlandırırken köşelerinden tutmaları gerektiğini anlatamadım ille de iki hamle ile önce kenardan sonra alttan tutarak istedikleri büyüklüğü sağlayabileceklerini söylüyorlar. Hatta hemen hepsi bunu resimdeki gerçek oran bozulmadan sağlamanın çocuk oyuncağı olduğunu iddia ediyor. Bense onları sadece biyoloji öğreniyor sanıyorum. Bir de üstüne (mikroskop görüntülerini çizerken) ben şekilden anlamam demezler mi?

Bu sefer mimimizi (tabi ki Altan‘dan sonra bir de) son günlerde pek okumaya fırsat bulamadığım Renkliblog‘a yolluyoruz. Okuyamadık derken inşallah aynı mimi başkası göndermemiştir, rezil olduk yoksa :) Artık süratle aradan çıkaracağız bir ara…


 
Eki
14
    
Posted (serkan) in internet on Ekim-14-2007

Yalçın keşke herkes okusa diyeceğimiz yeni bir blog açmış. Şimdilik tek (aslında iki) yazıdan ibaret ama bu haliyle bile kayda değer.

Bloglama Etiği konusunda şimdilik 12 maddeyi sıralamış aklımıza gelen oldukça ekleyelim.

Açıkçası aklıma biraz da karamsar bir tablo gelmiyor değil. Adım gibi eminim ki zaten bu etiğe uyan kimselerin okuyacağı yazacağı bir blog olacak. Gayeye ulaşmakta her yol mubah diyenlerin umurunda bile olmayacak. :(