Tem
06
    
Posted (serkan) in eğitim, Türkiye on Temmuz-6-2007

Ne mutlu, konuşan masal kitabı nihayet çıkmış. Bir gazetemiz bilmem kaç kupona vermekle övünüyor. Tabi Türkiye’ye böyle bir ilki yaşatmak her yiğidin harcı değil. Bir süre önce de birileri ünlülerin sesleriyle okunan kitapların kayıtlarını satmaya kalkmıştı aynı usulle. Araştırmadım ama eminim çok ilgi görmüştür. Çok uygun çünkü çok meşgul milletimize. Bir şeyleri okumak yerine dinlemek en iyisi. Bilgi sahibi olmak için çaba göstermeye ne gerek var, zaten ne düşünmeniz gerektiğini anlatacak bir ses kaydı kesin vardır. Hatta şu aralar bedava, ama acele etmeli 22 Temmuz’dan sonra böyle bedavasını rahat rahat bulamazsınız meydanlarda.

Ne kadar güzel düşünülmüş değil mi? Zamanında başımıza bela olmuş anarşizmi ortadan kaldırmak için çocukları daha okula başlamadan eğitmek değil de nedir bu? Zaten eğitime başlamak için 7 yaş çok geç diyorduk. İşte size kaval dinleyen koyunlar gibi yetişen bir millet için harika teknik altyapı. Artık sadece dinleyerek öğrenecek bu yeni nesil ile en ufak bir baş kaldırı dürtüsüne sahip olmayan huzurlu bir dünyaya kavuşacağız. Hay aksi, neden bu kadar erken doğdum sanki! Düşünen insanlar az ama yok değil, harika bir buluş bence.


 
Tem
05
    
Posted (serkan) in Etkinlik, karadeniz, spor, Türkiye on Temmuz-5-2007

Daha önce de bahsettiğim gibi bu hafta Karadeniz Oyunları’nın ilki Trabzon’da düzenleniyor ve haliyle oyunları internetten takip etmenize imkan tanı(ma)yan bir siteleri var: www.karadenizoyunlari.org.tr

İnternet üzerinden yeterli hizmet almanın hayal olarak algılandığı bir ülkede yaşıyor da olsam, tıklama mesafesi kadar uzağımda olan etkinliklere imrenmemek elde değil.

Tenis sporunun Wimbledon’da atan kabinin internete ne kadar etkili taşındığı ortadayken bizim olimpiyatmış gibi düzenlediğimiz etkinliğin sitesinin vasatın biraz üstünde oluşu insanı yeterince buruk bırakıyor.

Görkemli açılış gösterisine ayırdığımız bedelin kat kat daha altında bir ek tutarla acaba neler yapabilirdik bir bakalım. Artık belki kısmet olur da 2011′de Avrupa Gençlik Olimpiyatları’na benim hayallerimin çok ilerisinde bir altyapı ile gireriz.

Bir kere site, etkinliğin o ülkede yapılacağına karar verilmesi ile birlikte yayına girmesi gerekiyor. Bu andan itibaren inşa edilen tesisler adım adım fotoğrafları ile birlikte yurt içinden ve yurt dışından katılma potansiyeli olan sporcu ve seyircilere sergilenmeli.

Bence en önemlisi sayfalar katılımcı ülkelerin tümünün diline özgü olarak geliştirilmeli. Bu dünyanın her tarafından gelen katılımcılara nasıl da saygılı olduğunuzu belli etmenin en ucuz yolu. İhtiyaç duyduğunu tek şey etkinliğe yatkın birkaç tercüman.

Gelelim oyunların başladığı zamana. Bizde bu tür erkinlikleri sadece TRT yayınlar. Eğer dünya kupası gibi bir organizasyon söz konusu ise o sıralar yayınlar kapış kapış gidiyor, o ayrı. Pek çok kanala sahip olunsa bile 2002′de olduğu gibi TRT’nin başardığı tüm müsabakaları yayınlayabilmek kolay değildir. Haliyle bir kısmı ya banttan yayınlanır ya hiç yayınlanmaz. Belki en çok merak edilenler ekrana getirilip büyük bir izleyici kitlesi memnun edilir ama olayda daha çok emeği geçen sporcular ne olacak.

İzlenmemek bir kenara ileride torunlarına gösterecekleri bir kayıtlarının dahi bulunmaması veya bulunsa bile zorlukla elde edilmesi olası. Bu durumda imdada internet yetişmeli. Şu sıralar YouTube gibi kanallar gösterdi ki internet video aktarımı için yeterince uygun. Tabi sizin kendinize özgü bir altyapınız olmalı, müsabakaları yüksek çözünürlükte kaydediyor olmalısınız ve web sitenize de en kısa zamanda koymalısınız. Hatta sizin web sitenizin edebi olmayacağını da hesaba katıp indirilebilir olmasını sağlamalısınız.

Böylesi dev etkinliklerin intenret sitelerinin sunumunu yapabilmek için gerekli olan sistem kaynağının tamamına sponsor olan pek çok firma zaten var. Buna en güzel örnek de IBM ile Wimbledon ilişkisi ama gerçekleştirdiğiniz etkinliğin o kadar da meşhur olmayacağını düşünüyorsanız biraz da siz para yatırıverirsiniz artık. Böyle etkinliklerde para prestijden daha önemsizdir.

Aslında sırf daha sonra çok konuşulmak için sporcu kafilelerinin o an şehrin nerelerinde gezdiğini dahi internete aktarmak mümkün ama çok da gerekli olmayan bu tür uygulamalar yerine basketbol ve voleybol gibi oyunlarda dahi anlık skor tablolarını internete aktaran çalışmalar daha faydalı olacaktır.

Tabi sağlanan içeriğin başka web siteleri veya televizyon kanalları sayesinden de kolayca elde edilip işlenmesine böylece en kısa sürede yayına sokulmasına imkan tanıyacak uygulama geliştirme arayüzleri de unutulmamalı ki amaçladığınız ülke tanıtımı daha kolay gerçekleşebilsin. Yoksa şimdi de olduğu gibi kendi kanallarınızda bile üçüncü beşinci haber olarak yayınlanır açılış töreniniz.


 
Tem
03
    
Posted (serkan) in Etkinlik, karadeniz, spor, Türkiye on Temmuz-3-2007

karadeniz_spor_oyunlari_maskot.jpg

Dün hiç beklemediğim kadar güzel geçen bir şölenle 1. Karadeniz Spor Oyunları başladı. Ne yazık ki günler öncesinde halkı korkutmaya yönelik terörist eylem söylentileri çıktıysa da belli ki Trabzonlu kanmamıştı.

Aslında bu yazıyı Hüseyin Avni Aker’e gelme zahmetinde bulunmamış bilumum kardeş, arkadaş hatta hoca kitlesine nispet olsun diye uzattıkça uzatabilirim ancak olmuş bitmiş bir olay için sizleri çok üzmek istemememden dolayı mümkün olduğunca kısa kesiyorum.

Giriş öncesinde x-ray cihazına takılmamak için yüksek itina göstermiş olmama rağmen üç kere öten cihaz sağ olsun yine en uzun aramalardan birini germemi sağladı. Nedendir bilinmez bu tür etkinliklerde hep en çok arananlar arasında olurum. Anlaşılan tipten kaybediyorum ki kimi zaman terörist muamelesi bile yapıyorlar.

Şuan televizyondan da izlediğim kadarı ile böyle etkinliklerin vazgeçilmezi Korhan Abay’ın insan üstü çabası sayesinde stadyuma gelemeyenler de en azından neyi kaçırdıkları konusunda fikir sahibi olabildiler.

Ama bu coşkulu günde Başbakan Recep T. Erdoğan’ın “bitse de gitsek” edası ile açılış konuşması okuması bana ilginç gelse de Trabzonlu olmadığına emin olduğum kişilerce seslendirilen tek hecelik bir protesto sözcüğünün yankılanması kötüydü. Sevsen de sevmesen de sonuçta o ülkemin başbakanı. Onca misafir içinde hoş durmaz.

Yine Trabzonlu olmadıklarına adım gibi emin olduğum bir kesim Ermeni sporcular için de benzer bir yaklaşım sergiledi. Allah’tan bu sefer fazla parazit yapmadılar. Ya da benim oturduğum maraton tribününden pek duyulmadı.

Karadeniz Spor Oyunları, Azerbaycan ve Ermenistan gibi iki savaşan ülkenin sporcularının ilk defa karşılaşmasına fırsat tanıyan bir barış etkinliğidir ve burada siyasetin adı bile olmaz.

Sporcu ve hakem yeminlerinden hemen sonra sahaya giren olimpiyat ateşi gösterinin en etkileyici kısmını başlattı. İşte bu olayı o an orada olmadan hissetmek hiç mümkün değildi. Havai fişek, lazer ve alevin birleşimi ancak bu kadar güzel sergilenebilirdi.

O gün ilk defa gördüğüm ve kırk yıl düşünsem aklıma getiremeyeceğim su üstüne lazer gösterisinin eşlik ettiği, Trabzon klasiği kolbastı artık yavaş yavaş bu dansı öğrenmem gerektiğini zihnime işlememi sağladı. Televizyondan izleyenlerin de kaçırmadığı ilk gösteri bu oldu nihayet.

Fazla söze gerek bırakmayan halk oyunları ve sema gösterisinin ardından tanıtımı yapılmadan birden gösterisine başlayan uçan akrobatların ilk önce tam olarak ne olduğunu bile anlayamadıysam da kısa sürede “ben de uçmak istiyoruuuum” tepkisini vermemi sağladılar. En güzelini de gösteri sırasında uçan bayrakların her birine aynı aklış ile tepki veren Trabzon halkı yaptı.

Bu noktaya kadar sürmüş TRT yayını, Sertab Erener konseri başlamadan bitirildi. Başlangıçta, etkinlik programına dahil konseri duyunca stadyumun Sertab için dolacağını böylece açılışın kapalı gişe seyredileceğini düşünmüştüm. Yanlışmışım. Tam tersi çıktı. Evet boş koltuk kalmadı ama konsere izleyicilerin yarısı bile kalmadı. Tabi saatin ilerlemiş olmasından da olabilir.

Açılış yapıldı ama iş burada bitmedi. Az sonra Rusya-Ukrayna basketbol maçı başlıyor. Gidip ne bulursam izlemeye kararlıyım. Kolay kolay gelmiyor böyle etkinlikler.

Unutmadan ekleyeyim 2. Karadeniz Spor Oyunları Romanya’da. Şimdiden biletimi almak istiyorum. :) Beraber gidelim mi?