Nis
23
    
Posted (serkan) in biyoteknoloji on Nisan-23-2007

Digg’i bilirsiniz. İsteyen ilgisini çeken sayfaları hatta kendi yazılarını duyuruyor. Görenler, beğenirse diggliyor. Bir benzeri Türkçe olarak daha geçen ay hizmete girdi Oyyla.com ve ben de sanırım sitenin ikinci haftasından itibaren kullanıcısı oldum. Hatta burada yazdığım yazıları gönderdim. Bu yazıyı bile orada duyuracağım.

Bu sistemi kolayca hazırlamayı sağlayan özelleşmiş içerik yönetim sistemi Pligg‘den daha önce de haberdardım ama Türkçe yerelleştirilmesi yapılmamış diye sadece göz atıp bırakmıştım. Bu sıkışık zamanda bir de onu Türkçeleştirmeyle uğraşamazdım. Oyyla‘yı görünce “demek biri yapmış bu Türkçeleştirmeyi umarım yayınlamıştır” diye söylene söylene Google’a başvurdum. Sonuç beklediğim gibiydi. Temiz bir çeviri herkesin ulaşabileceği şekilde yayınlanmıştı.

Biyoloji.org‘a böyle bir sistem güzel gider diye düşünüyordum epeydir. Elbette ziyaretçilerin alışması daha önce çok bilinen bir digg benzeri sistem olmadığından zor olacaktı ama denemekte fayda vardı.

Her şey hazırlandı bir iki ufak eksiklik hariç site artık duyurulabilir hale getirildi. Bu arada az önce Cihan biodost‘da siteyi duyurdu. Ben Google Groups’daki Biyoloji grubumuza bir ileti yolladım.

Sonuçta digg benzeri, oyyla kopyası bir biyoloji sitesi tüm biyologların ve biyoloji severlerin huzurlarında. Umarım Oyyla.com gibi başarılı olacaktır.


 
Nis
17
    
Posted (serkan) in KTÜ, Trabzon, tiyatro on Nisan-17-2007

Dün (16 Nisan 2007 – Perşembe) KTÜ Tiyatro Festivali bahanesiyle KTÜ Atatürk Kültür Merkezi’nde Giresun Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nun oynadığı Ray Cooney’in Hangisi Babası adlı oyununu izleme fırsatımız oldu. Bunca zamanlık tiyatro seyircisiyim ama bu güne kadar bu kadar çok güldürüldüğüm bir başka oyun ile karşılaşmadım. Evet daha önce pek çok komedi seyrettim ama hiç birinde gülmekten gözlerimden yaş gelmedi.

Giresun Şehir Tiyatrosu bu sene de tıpkı geçen seneki gibi sözünü tutamamış bir üniversitesi topluluğu yerine sahne almış ve geçen yılki gibi kırıp geçirdiği üniversite öğrencilerinden oyun sırasında çok iyi tepkiler almış. (E tabi, biz iyi oyundan çok iyi anlarız :) )
Oyunun bir diğer özelliği de inanılmaz ölçüde hızlı oynanması. Sanki koşarcasına geçiyor her şey ama siz hiç bir şeyi kaçırmadan rahat rahat takip edebiliyorsunuz. Shakespeare’in Onikinci Gece’sindeki gibi ipin ucunu kaçırma noktasına kadar yaklaşmak üzere oluyorsunuz ardından her şey toparlanıveriyor. (Tabi bu kısım biraz benim kavrama kapasitemle ilgili galiba :) )

Sonuç olarak; en yakın zamanda iki adım ötedeki Giresun’a gidip bu oyunu bir daha izlemek istiyorum.


 
Nis
05
    
Posted (serkan) in GNU/Linux, KTÜ, Microsoft, Türkiye, fedora, pardus on Nisan-5-2007

Bugün birden afallamama sebep olan, okulun kütüphanesine gidince gördüğüm katalog tarama bölümüne alınmış yeni bilgisayarlar oldu. Tabi yıllanmış tosbağaların emekli edilmesi ve bilgisayar sayınının iki katına çıkması yeterince ilgi çekici ama o sıralarda bir iki saniye bile daha fazla vakit geçirmemi sağlayacak güçte değil. Hızlı adımlarla ilerlerken ekrandaki DNA sembolüne benzer bir şey takıldı gözüme. Şöyle bir durdum. Bir iki adımla boş bilgisayara yöneldim. O da nesi! Bilgisayarda Fedora kurulu! Söz konusu DNA gibi şey de güncel Fedora sürümlerindeki varsayılan duvar kağıdı.

Şaşkınlıkla karşısında bir iki saniye durakladım. Fareyi elime aldım. Tarayıcıyı açtım, kapattım. Windows’a alışkın kullanıcılar zorlanmasın diye Gnome’un üstteki menü çubuğu alttakine bitiştirilmişti. Tek menüye de çevrilmemişti ve iki menü üst üste kalmıştı. Çok da fark etmezdi zaten. Ama görüntü halen bir rüyada olabileceğimi işaret ediyordu. Geçenlerde Devlet Dairelerinde GNU/Linux ile ilgili bir iki şey karaladığım aklıma geldi. Bir an önce yazmam gereken yeni bir olaydı bu.

Bilmiyorum belki de fazla büyütüyorum. Bir ihalede en ucuz teklifi veren firmanın bilgisayarları kurulmuştur. Onlar da Microsoft vergisi ödemeden daha ucuz bir bilgisayar toplamayı akıl edip ihaleyi kapabilmişlerdir. Ama sonunda “GNU/Linux da nesi?” diyene kütüphanede canlı örneği olduğunu söyleyebileceğim.
Keşke Pardus olsaydı. Herkes Zemberek‘in tadına varabilseydi. Kütüphanedeki serbest kullanıma açık bilgisayarlar da GNU/Linux’lu olsaydı da benim güzel arkadaşlarım o bilgisayarlarda OpenOffice.org denen acayip şeyle de tanışsalardı.

Neyse şimdilik bana bu da yeter. Herkese hayırlı olsun.