Bu akşam KÜT‘ün bu yılki ilk sahneye koyduğu oyun olan Töre’yi izleme fırsatımız oldu. Daha önce Devlet Tiyatrosu oyuncularından izlemiş olduğumuz için evdekileri ancak oyunun ismini söylemeden tiyatro salonuna kadar götürmeyi başarabildim. İşin içine bir de AKM’den ve bölümden arkadaşım Elif’in OKM’nin neredeyse en güzel yerinden bize bilet ayırmış olması vardı ki, işin sonunda tiyatrodan hiç hoşlanmayan annemin “keşke bir daha olsa da izlesek” diyeceği bir oyuna kavuşmuş olduk.
Genellikle sahneye koyduğu oyunlarda yazılı metni ciddi oranda değişikliklere uğratıp kendi yorumunu konuşturmayı tercih eden bu topluluğun bu sefer bu denli yazara sadık bir tutum sergilemesi ilgimi çekti. Tabi söz konusu olan oyunun Turgut Özakman tarafından yazıldığını da unutmamak gerek.
Ayrıca KÜT’ün bu sefer neredeyse kusursuzca başardığı asıl şey müzik seçimi olmuş. Daha önceki oyunlarında genellikle (10.Köy’de) birbiri ile alakası olmayan yabancı parçalar ve (Kadınlık Bizde Kalsın’da) oyun metniyle gelen müzikleri ile pek tatmin edemeyen topluluk bu sefer çok zamandır güzel bir melodiye takılamamış kulağımızın pasını sildi.
İlk defa izlediğim bir oyun olmadığı için konudan bahsetmem pek mümkün değil. Zaten konusunu bilmediğiniz bir oyunu izlerken sizi saran merakın son anda tatmini ancak gerçek bir yazı yazdırabiliyor. Bu yüzden bu yazı daha çok bir amatör tiyatro topluluğunun çıkardığı işi eski başarıları ile kıyaslamak gibi oldu.

