Bu sefer de gelen mim yine Yalçın’dan. Aslında daha erken cevap vermek istiyorum mimlere ancak bir önceki yazımı yazdıktan hemen sonra karşılaşınca haliyle bir günlük bir gecikmeye sebep oluyor her gün en fazla bir yazı prensibim. Gecikme iyi olmuş diyebilirim. Şuan sahip olduğum halet-i ruhiye ile aşağıda yer vereceğim İlker Barut şiiri neredeyse birbirini tamamlamak için yaratılmışlar. Birkaç saattir iliklerime kadar işleyen bir (aslında iki, hatta üç) gerilim filmi ile cebelleşiyorum ki sanırım bu yüzden burada yazmayı planladığım birkaç yaşam bilim yazımı da bir süreliğine rafa kalkacak.
Gelelim mim olayına. Sanırım Beyn‘e bıraktığım bir yorumda daha önce söylemiştim, mimlerin niteliği beklenmedik bir şekilde artıyor sanki? Bu sefer beni en güzel anlatan şiir neymiş onu söyleyeceğim. Telif hakkı nedir ne değildir bilemediğimden beni defalarca okumaya iten sadece sekiz mısrasını koydum buraya. Ortada da şiirin kaynağı olabileceğini düşündüğüm adres var. Ancak şiirin ilk mısralarını okuduğunuz gibi bu sayfadan geçip gideceğinizi bildiğimden mimleme kısmını öne alıyorum:
Bir sonraki mimde kesin değerlendiriyorum dediğim bloggerlardan biri bu mimi aldığım kişi olunca yine hevesim kursağımda kalıyor aslında ama tabi ilk fırsatı değerlendirmek üzere beklediğim ikinci blogger’ın da mimin bana gelirken saptığı patikalardan birinin çıktığı bloğun yazarı olması ayrı bir üzücü durum. Ama tabi günü üzüntü ile kapatmıyorum Cihan‘la verdiğim Altan‘ı kim mimleyecek savaşından bu sefer de galip gelmiş namağlup bir lider olarak uzundur bloğundan uzak Özkan‘ı ekleyip kapatıyorum mim dalgamı.
Mimler geldikçe kendimi daha da çocuk gibi hissediyorum onun için böyle komşunun balkonuna her gün on on beş kere topunu atıp tekrar isteyen çocuk gibiyim ama en çok da bir bebek gibi tekrar doğmak istiyorum. Buyurun işte beni anlatan şiir:
Doğdu bir bebek daha
Açılsın perde
Dünya kocaman bir sahne
Öğrensin repliklerini
Görünen o ki rolünü iyi oynadın
Aferin sana
Kapansın artık perde
Hadi sana güle güle
