Bu ay CNBC-e Business (Mart 2007) dergisi Avrupa Birliği 50 Yıl Sonra – 2057′de Bir Kış Günü (70-72) isimli bir makale yayınlamış. Yazıda nasıl olacağından çok, ne olacağına değinilmiş. Avrupa devi olmuş Türkiye hayalini biraz komik bulduğumu söylemeden edemeyeceğim.
Nasıl bu hale geleceğimize pek değinilmemiş demiştim ama hemen herkesin dilindeki genç nüfus, yaşlanan Avrupa gibi klişeler yerinde bir espriye dönüşmüş ve hayalin güzelliğini solda sıfır bırakmış. Evet öyle: Türkiye daha genç. Bunun ne kadar iyi olduğu su götürmez de bir gerçek ama…
Bütün gençlere iş bulduk, hemen her şey iktisat kurallarına, ekonomistlerin analizlerine uygun bir şekilde meydana geldi ve biz de dev şirketlerin bir parça daha yer kapmak için çırpındığı bir ülke oluverdik diyelim. Hatta yabancı sermaye düşmanlarının gereksiz fikirlerinden de kurtulduk farz edelim. Bütün bunlar, gerçekten dev olmak için yada söz konusu yazıda belirtildiği gibi Avrupa’nın başkenti olmak için yeterli mi sizce?
Türkiye bilimin değil, teknisyen işinin ön planda olduğu bir ülke. Haliyle aç insanın araştırma-geliştirme zımbırtısına para ayırmasını bekleyemezsiniz. Ayırsa bile yüz binde birlik değerleri küçümseyemezsiniz. Ancak kesinlikle yapılmaması gereken bir şey vardır. Beyaz yakalı uzman unvanı ile mavi yakalı teknisyen üretmemelisiniz.
Bugün bilimci, mühendis yada her ne isimle olursa olsun, araştırıcı olması gereken kişiyi en kısa ve en garanti yoldan yoldan para kazanmaya iterseniz, her biri düşünmeyi unutmuş çalışkan işçilere dönüşürler. Yarın bir gün, terörist militanın damladaki mikroorganizma dahi olabildiği dünyada, bu hayaldeki gibi büyük olma fırsatı bulduğun zaman nefes alacak ciğer bile bulamazsın. Paranı da artık soluk alma zahmetine katlanmadan bozdurur bozdurur harcarsın.
