Çeşitlenen mimler zaman zaman kapıya dayanıyor ama zaman mimlenen için her zaman var olamayabiliyor. (<–Bir anlatım bozukluğu ancak bu kadar güzel yapılabilir herhalde.) Bunun en güzel örneğini geçtiğimiz hafta yaşadım. Hatta birilerini mimlerken keşke yazacağı yazıyı düşüneceği ve kaleme alacağı zamanı da ona yollayabilsem diye bile düşündüğümü söylesem ne kadar da melek gibi bir blogcu olduğumu düşünen çıkacaktır. Ama pek sayılmaz.
Aynı gün iki yazı yazma adetim olmadığımdan ve birini diğerinden daha önce yayınlamaya da kıyamadığımdan dolayı iki mime aynı anda cevap vermeye karar verdim.
Geldik.biz’den gelen Masaüstünü Göster Mimi için ne yazık ki pek çarpıcı bir sonuç sergileyemiyorum ama şu aşağıdaki dikdörtgen şimdilik okuyucunun işini görecektir diye düşünüyorum. Ama ciddi bir sebebim var tabi. Mim bana ilk ulaştığında Kubuntu kullanıyordum ve yaklaşık iki aylık olan Kubunu 7.04 ile mutlu mesut hayat sürerken birden bayram tatilinin ilk günü eski günlerdeki gibi oyun oynamak isteyiverince güzelim masaüstünün ekran görüntüsünü almayı unutaraktan buralara kadar geldik. Hatta bu arada kısa kaçamaktan sonra kafamı kaşıyacak zamanı bulamama durumum devam ediyor ki Automatix’in benim için gerekenleri yüklemesini bile isteyemeyeceğimden Pardus kuru verdim. Elde güncel Caracal caracal sürümü olmadığını görünce Felis chaus ile idare edip tez vakitte Cihan‘dan son sürümü getirmesini istedim. Kafamı kaşıdıktan sonra ilk fırsatta Kubuntu’ya dönerim ama o sıraya kadar çoktan KDE 4.1 içeren bir Kubuntu çıkmış bile olabilir . :(
Asıl masaüstümün (Kubuntu’lu halinin) içimdeki boşluğu daha çok yansıttığı düşünülürse aslında böylesi daha iyi olmuş gibi… Unutmadan bir de birini mimlemek gerek değil mi? Bu sefer eskisinden daha tutumlu davranıp tek kişiyi mimleyelim bilin bakalım kimi?
Gel gelelim diğer mimimize: İnsanı Çıldırtan Detaylar
Konu zor hatta şimdiye kadar karşılaştıklarımdan en zoru. Plikai.org’daki yazının iki maddesini öylece yazsam tam benlik olacak ama işin ucunda Utanç Duvarı‘na kapak olmak var hadi biraz değiştirelim, esinlendim (arakladım) derim. :)
- Linux kullanyorum diye elin adamları bile aklına esince posta kutumdan anında mesajlaşma adresime kadar her türlü iletişim yollarımı taciz ediliyor. Vista kurmayı beceremeyenden projektör çalıştıramayana kocaman bir koloni bana soru sormaya evrimleşmiş durumda. (İçlerinde Linux’u Vista’nın üst sürümü olduğunu sandığından bana sorduğunu iddia eden var.)
- Mahallede kuluçka makinesi ihtiyacını benimle gidermeye kalkan çıktı. Günlük bilgisayar kullanımı sürem yeterliymiş!
- Hiç böyle bir ayrıntı duymamıştım ama sanırım bütün biyologlar resim düzenleme dehası. Çünkü hiçbirine resimleri boyutlandırırken köşelerinden tutmaları gerektiğini anlatamadım ille de iki hamle ile önce kenardan sonra alttan tutarak istedikleri büyüklüğü sağlayabileceklerini söylüyorlar. Hatta hemen hepsi bunu resimdeki gerçek oran bozulmadan sağlamanın çocuk oyuncağı olduğunu iddia ediyor. Bense onları sadece biyoloji öğreniyor sanıyorum. Bir de üstüne (mikroskop görüntülerini çizerken) ben şekilden anlamam demezler mi?
Bu sefer mimimizi (tabi ki Altan‘dan sonra bir de) son günlerde pek okumaya fırsat bulamadığım Renkliblog‘a yolluyoruz. Okuyamadık derken inşallah aynı mimi başkası göndermemiştir, rezil olduk yoksa :) Artık süratle aradan çıkaracağız bir ara…

