Eyl
22
    
Posted (serkan) in serkan on Eylül-22-2007

Başlıktaki cümle muhtemelen bilindik biri tarafından dile getirilmiş özlü bir söz ama ben bir türlü hatırlayamıyorum kimin olduğunu. Hatta bir kitabın son sayfasında bir cümleydi diye anımsıyorum. Bilen varsa bana da bildirirse sevinirim.

Burada yazdıklarımı arada gözden geçiriyorum. Bu sefer de kaç eleştiri almışım diye bakmak istedim. Bu biraz da dişe dokunur ne yapmışım, kim ne beğenmemiş onu çözmek için. Sonuç tahmin edildiği gibi felaket; Konuşan Masal Kitapları ile ilgili yazıya gelmiş Özkan‘ın eleştiriye benzer yorumunu hesaba katsam bile benim için yine elde var sıfır. Söz konusu olan basit bir düşünce ve benden öteye gidemeyen satır arasına sıkışmış bir ego tatmini gibi duruyor daha çok.

Kısaca en iyimser tahminle ömrün dörtte birini geride bırakmışken halen dişe dokunur birşey yok meydanda! Harika…

Canla başla birşeylerle uğraşırken birinin bıyık altı gülerek yaptığınızın ne kadar saçma olduğunu söylemesi size o kadar çok batar ki elinizde olsa o kişiyi bir kaşık suda boğmak istersiniz. En azından ben öyle yaparım. Biraz fazla öfkeliyim. Ama hiç akla gelmez eleştirilmemek için hiç bir şey yapmamak gerektiği.

Zaten herkesi memnun edebilecek bir ürün insan yapısıyla dolu bu alemde pek de mümkün değil. O zaman merak edesim tuttu teknoloji dünyasında en çok eleştirilen üç kişi kim?

Bill Gates, Linus Torvalds, Richard Stallman olabilir mi? Belki daha çok eleştirilenler vardır. Google’ı unutmuşum mesela. Onları şeytan bulanların sayısı da az değil.

Bizden eleştirecek kimse bulamadım ben ama fazlamesai.net’deki yorumlara baktıkça aslında bizde de iş var diyorum. Çok eleştiri alan, çok ses getiren aynı zamanda önemli olandır mantığı ile düşündüğümde aklıma gelenler: PozitifPC, Pardus, LKD

Tabi bir noktayı unutmamalı. Birşey yapmadığı için eleştirilen ile yaptığı beğenilmediğinden (daha doğrusu eksik bulunduğundan) eleştirilen arasında fark var. Hatta iş yapmasına rağmen gerçekten saçmalık sınırlarını zorlayanları da ayrık tutmalı. (İpucu: bürokratlar) En güzel örnek de bir devlet kurumumuzun adını Milli Prodüktivite Merkezi koyan üstün zeka.


Comments:
Mehmet Aydın Bahadır on Eylül 24th, 2007 at 12:24 am #

Yaradan bile herkesi memnun edememişken biz herkesi nasıl memnun edelim?. Eleştiri almaya gelince çok güzel bir olaydır eleştiri almak. Türkler eleştiri yapmayı bir tek siyaset mevzu bahis geçince yapar ki Barış Atasoy’un blogundaki yazılar olsun benim blogumdaki yazılar olsun ben bunu rahatça görebiliyorum. Sırf eleştiri almak adına Siyasi yazı mı yazsam sadece dediğim bile oluyor (:

emin on Eylül 26th, 2007 at 11:34 am #

Nedenini bilmiyorum ama gördüğüm kadarıyla “eleştri” ile “hakaret” kavramlarını birbirine karıştırıyoruz. Hatta bazen “övgü”yü bile “hakaret” olarak algılayabiliyoruz. bununla ilgili bir fıkra var :)

temel ile dursun konuşmaktadır:

temel: geçen gün bir kadın bana “çok sempatiksiniz” dedi.
dursun: o ne demektir ula uşağım?
temel: pilmuyrum ama her ihtimale karşı furdim oni!

herneyse konuyu dağıttım ama anlatmadan edemedim :)

bloglarda açıkçası “eleştirel yorum” yapmaya çekiniyorum. çünkü ya editör tarafından silinecek yada editör sanki sülalesine sövmüşüm gibi aşağılayıcı bir cevap verecek.

-En azından ben öyle yaparım. Biraz fazla öfkeliyim. -

buraya yorum yazarkende biraz korkmadım değil yani :)

bence, eleştri almak “bir şeyin kötü olduğunun göstergesi” değil, tam tersine “daha iyi olabileceğinin” göstergesidir. (bence tabii :) )

serkan on Eylül 26th, 2007 at 8:44 pm #

Eleştiri almak o eleştiri aşağılayıcı olsa bile yaptığınızın önemsendiği anlamına geliyor. Öfkeli an geçince eleştiriyi yeniden değerlendirmek tabi ki en güzeli de bir de becerebilse insan oğlu. Sanırım biraz da fazla sabırsızım. :)

serkan » Arşiv » Amca Size İnsan Diyebilir miyim? on Mayıs 24th, 2008 at 12:47 am #

[...] Kimse aklından çıkarmasın. Sahnedeki en kötü olmak için bile önce sahneye çıkmak gerekir. Koltuktan konuşmak ise her zaman kolaydır. Eleştirilmemek için hiç bir şey yapmamak gerek. [...]

Post a comment
Name: 
Email: 
URL: 
Comments: