Bu sefer tepki süresi hayli uzamış bir mim cevabı ile karşı karşıyayız. Söz konusu mim dalgasının hitap ettiği zeka düzeyine erişebilmek ancak bu kadar bekleyince mümkün olabilecekti. Bakalım berecebilmiş miyim? Gelen mim Barış Atasoy’dan. Konumuz ise akıllara zarar: uzaylı dostlarımıza muhakkak gönderip, asla göndermeyeceğiniz şeyler (hem de gerekçeli olarak!)
İş epeyce ciddiye alınıp gelen uzaylıların insan iç güdüsüne sahipmiş gibi davranıp bizi sömürecekleri üzerine gidilmiş. Bu fikri mantıklı bularak farkı bir bakış açısı ile ele alalım.
Bir kere her zaman olduğu gibi karşıdakinin sizden daha güçlü olması çok da önemli değil. Diyelim uzaylının elinde çok güçlü silahlar var hatta ne bileyim soğuk füzyonu bile keşfetmişler gel git mesafesinde yaktıkları mazot umurlarında bile değil. Ama unutmamalı bunların insan gibi sömürmeye geldiğini farz ediyoruz. O zaman bir diğer insan zaafına daha sahip olduklarını düşüneceğiz.
Kendimizi ne kadar gelişmiş gösterirsek bir o kadar hazırlıklı gelecekleri ortada. O zaman hiç olmazsa ilk saldırıyı rahat püskürtüp zaman kazanmalı. Onların bize en aptal kumandanları ile en basit silahları ile saldırmaları sağlanmalı. Şöyle düşünün evinize bir böcek girince ona silah mı çekersiniz. Ya da daha basiti karıncalara şaka yapmak isteyen bir çocuk olun. Tek bir sopa yetmez mi? Sonra mahallenin magandalarına ağzının payını vermeye giden akıllı abiniz yanında pompalı tüfek mi taşıyor? Hayır. Yani hafife almayı seviyoruz ve uzaylı kolonistlerimizin de böyle olduğunu farz edeceğiz. O zaman listelemeye başlıyoruz.
Mutlaka gönderilmesi gerekenler:
- Bir ara naneye türkü yakmış bir genç vardı hatta mühendismiş galiba… (En önce onu yollamalı. Hatta işin bir de bonusu var. Yüksek öğrenim görmüş iyi eğitimli bir insan modeli olduğunu düşünüp bir daha geri göndermeme olasılıkları bile var. Yaşadık işte!)
- Yaptığını ihbar eden bu ve bunun gibi işgüzarlar. (Açıklamaya ne hacet.)
- Çocuğu OKS yada ÖSS gibi sınavlara girmek üzere olan Türk veliler. (Çünkü felaket senaryoları ile onları dehşete sürükleme ihtimalleri elleri kolları hatta ağızları bağlıyken bile mümkün. Hem uzaylı dostlarımıza şefkatle yaklaşacakları kesin. Kendi çocuklarına uzaylı gibi davranma üstüne ihtisas sahibiler.)
Sakın ha göndermeyelim:
- Kitap çevirisi yapıp çevirilen kitabın yazar hanesine kendi ismini yazarak “kitap yazdım” diye geçinen bilim adamları. (Çünkü bu gibi tipler takkeleri düşünceye kadar olduklarından daha akıllı gözükürler. Bizi korkunç zeki sanmasınlar.)
- fazlamesai.net‘de yer alan yorumlardan bir derleme. (Ne kadar gelişmiş olursalar olsunlar uzaylıların fazlamesi’deki bazı yorumları okuyup insan neslinden korunmanın yollarını aramaya başlamaları büyük olasılık ama biz yine de işi garantiye alalım. Kendimizi aptal gösterelim.)
- Aldığı akademik puanı değil insanlığa katkıyı önemsediği için sadece bildiğini okuyan araştırmacı bilim adamları. (Kurtulmak için zaten son çaremiz bu tip insansılar çünkü her ne kadar gerçek bir insan nefsine sahip olmasalar da böyle bir savaşta cephedeki er olarak görev alacaklar. Biz ise kadınlar ve çocuklar gibi onlara ekmek ve su taşıyacağız.)
Şimdi geldi en tatlı kısma. Yanlız o kadar tatlı ki yerken zorlanıyor insan. Peki kimi mimleyeceğim?
Bu sefer Emrah Üstün‘ü ve artık mim klasiğim olan Altan‘ı mimlemek istiyorum.. Hadi yine kolay gele herkese…
