National Geographic Türkiye‘nin Temmuz 2007 sayısında Sürünün Gücü başlıklı yazıyı okuyunca aklıma bizdeki sürüler geldi.
Eski yazılarımdan kimisini okumuş olanlar ve yakın çevrem çok iyi bilir ki sürü psikolojisi epeyce kafayı taktığım bir konudur. Ancak tabi her zaman olduğu gibi yanlış anlaşılmalar da peşi sıra gelir.
Pek çoğu benim sırf farklı olmak için herkesin yaptığına uymadığımı ve sırf bunun için aleyhte laf ettiğimi düşünür ve söylemekten geri durmaz. Oysa asıl bu durumda sürü psikolojisine gıcık olanlar sürüsüne katılmış olmuyor muyum?
İşin diğer tarafında bir sürüye dahil olmanın her zaman karlı olduğu var. Hatta pek çok doğal durumda (örneğin karıncalarda ve arılarda) verimliliği arttırması bile söz konusu.
Benim anladığım ve çokça savunduğum; eğer sizin için doğru ise ister koca bir sürü kabul etsin isterse hiç kimse oralı olmasın akıl süzgecinden geçirilmiş her türlü yöne gidebilmeniz. Zaten doğadaki akıllı sürüler de böyle yaşıyor. Sebepsiz yere bir liderin sözünden giden bir sürünün başarılı olması olası değil. Zaten NG’de çıkan yazı da gösteriyor ki karıncalara ya da arılara ne yapmaları gerektiğini söyleyen bir liderleri yok.
Daha önce verdiğim örneğe dönebilirim. Herkes msn kullanıyor diye msn kullanmak saçma ama iletişim kuracağınız kişi msn kullanıyorsa başka bir seçenek aramaya da gerek yok. Bu msn’den nefret etmeniz durumunda bile geçerli.
