Bu sefer arayı çok fazla açtım. Bir türlü yazamadım. Hatta yazmayı çok istediğim onca şey olmasına rağmen yazamadım. Çok yoğundum ve aslında halen öyleyim.
Gillette Fusion Power Stealth’ımın geldiği iki ay kadar oldu mu? Zamanı tam hatırlayamasamda geldiği gibi Twitter’da bir şeyler karaladığıma eminim. Hemen burada döktürmeyi çok istiyordum aslında. Neyse bu gecikmenin hatrına bir değişiklik yapıp birkaç yazıda ondan bahsedeceğim.
Henüz yeterince denemedim zaten. Daha doğrusu üstüne ahkam kesecek kadar denemedim desem daha doğru olur. Önceki sürümü olan Gillette Fusion Power Phenom ile karşılaştırmayacağım. Bence ikisinin yeri de ayrı. Ama şu son durumda Stealth’ı kullanmak daha iyi bir fikir bence.
Her ne kadar -benim sıradışı zamansızlığım nedeniyle- bloğumda bir an önce yazmaya sevk edemediyse de çok heyecan verici bir karşılaşmamız olduğu ortada. İsme özel gelen, sesli olarak isminizi söyleyen bir kutu ile karşılaşırsanız şaşırırsınız. Hem kutu içindeki hakkında fikir verici en ufak bir ip ucuna bile sahip değil. Açıp içindekileri görene kadar ne olduğu konusuda da hiç bir fikrim yoktu.
Bence sadece kutusu bile kendinden söz ettirmeye değecek kadar özenilmiş. Kara kaplı konuşan kutunun içindekilerden bir sonrakı yazıda bahsedeceğim. Bu sefer arayı fazla açmayı düşünmüyorum.
