Eki
14
    
Posted (serkan) in test on Ekim-14-2008

Gillette Fusion Power Phenom ile ilgili e-posta gelince ilk önce şaka sanmıştım. Nitelikli blog yazarlarından birkaç yazı görünce inanıp adresimi yolladım dün de beklediğimden daha büyük bir paket yollamışlar. Açıkçası ilk defa biri benim deneyip bloğumda yazmam için bir şeyler yolluyor. Sanırım Türkiye’deki pazarlama alışkanlıklarında ciddi değişiklikler var.

Aslında “deneyin ve test edin” demiyorlar da “denerken aklınızdan ne geçtiyse yazın” diyorlar. Ben sanırım kurala pek uyamayacağım. Oldum olası sevemediğim şu tıraş işini, hazır fırsat çıkmışken, biraz yontalım. Zaten kendimi yarışmaya dahil hissetmiş olsam ödül olan MacBook’dan başka bir şey düşünmüş olabileceğimi söylemek samimiyetsizlik olurdu. Ayrıca neredeyse her tıraş sırasında zihnimi kurcalayan amonyum sülfat da kimsenin ilgisini çekmezdi.

Aslında böyle bir kiti denemek için seçilebilecek en kötü kişiyim. Çünkü tıraş olayından nefret ettiğim kadar beceriksizliğimi tıraş setinin üstüne yıkıp tüm pazarlama planlarını alt üst edebilirim. (Allah’tan sandıkları kadar popüler bir bloğum yok.) Kendi kendime tıraş olmam normalde en az yarım saatimi alır. Sebebi ise iş üstündeyken hiç acele etmememdir. Zaten haftada bir yaptığım bir iş bu. Son aylarda tamamıyla berbere bıraktım ama sakal tıraşı için gittiğim berber ile saç tıraşı için gittiğim berber bile farklıdır. Kısacası bu konuda benden gıcığını bulabilene bravo!

Gelelim söz konusu kite: Kutunun tam üstünde gördüğüm gibi saçma bulduğum(*) bir ayna var. İçinden bir tane tanıtıcı yazı, bir HydraGel traş jeli, HydraSoothe tıraş sonrası için balsam ve tabi ki Gillette Fusion Power çıkıyor.

Şimdiye kadar hep Gilette Series tıraş jeli kullandım. İlk etapta paketten çıkan yeni jeli görünce heyecan yaptım belki bu sefer adam gibi bir basınçlı kabın içinde saklarlar da ilk sıkılışın ardından kapağı kapatınca bile yarım saat dışarı köpük vermez diye düşündüm. Ne yazık ki fiyasko. Saklama kutusu yine öncekiler gibi. Belki çok basit bir şey gibi duruyor ama tıraş jelini her kullanışımdan yarım saat sonra kapağını açıp dışarı verilmiş köpüğü temizlemek istemiyorum. Hem israf hem de benim gibi takıntılı tiplerin sinir olmasına yetecek kadar kötü görünüyor. Jel içeriği açısından bir fark hissetmedim ama zaten hem bir fark beklemiyordum hem de önceki halinden memnundum.

Gillette Fusion Power jileti bu güne kadar benzerini bile kullanmadığım bir teknoloji. Genellikle üç bıçaklı standart oynar başlıklı basit makine gibi çalışan ürünlerle vakit geçirdim. Cildimin yapısından dolayı bugüne kadar ne kendi kendime yaptıklarımda ne de profesyonel ellerden çıkma tıraşlarda sıfır kanama ile karşılaşamadım. Zaten amonyum sülfatın kafamı bu kadar kurcalamasındaki temel sebep de bu olmuştur hep. Gillette Fusion Power’a bu açıdan bakılırsa sonuç mükemmel. Bende bile sıfır kanama!

Gillette Fusion Power pilli bir cihaz. Titreşim yayıyor ve tahminimce kesme sırasında kesme yönü dışında da hareket ettiğinden testere ile odun keser gibi sakalları yerinden ediyor. Köpüğe rağmen acı duyduğum tıraşlar bilirim aynı durum bu taşta geçerli değildi. Belki de burada jelin de katkısı vardır. Bilemem.

Bu tarz cihazlarda pil sürekli takılı kalmamalıdır ama kullanım kılavuzunda ne yazık ki böyle bir ibare ile karşılaşamadım. Takılı olan pilin doluluk oranını gösterdiğini tahmin ettiğim bir kısım da var ki herhalde pil bitmeye yakınken işaret verecek. Ben denerken kendi haline duruyordu. Paketten çıkan ince Duracell pili çok yormadığıma eminim. Bu sefer tıraş 15 dakika sürmedi. Tabi paketi açtığım, kılavuzu okuduğum, pili taktığım süreler buna dahil değil.

HydraSoothe tıraş sonrası balsamına gelirsek söyleyecek pek bir şey bulamıyorum. Daha önce hiç benzer bir ürün kullanmamıştım. Hatta ihtiyaç bile duymamıştım. Ama saklama kabı dışarı taşırma yapmıyor. Beni sinir etmiyor. Bu açıdan fena değil.

(*) Kutunun üstündeki gördüğüm gibi saçma bulduğum aynaya gelirsek: Ne işi olabilir ki orada? Evet çok saçma taa ki tıraş bitene kadar. Dikkat, ayna düz ayna değil çok az da olsa tümsek! Evet belki ikinci bir sefer bile kullanılacak değil ama tıraş bitince her şeyi kutusuna koyup kutuyu iki elle tutunca o ayna tam karşınızda. Aynanın içinde de tıraştan yeni çıkmış cildiniz normalden biraz büyükçe tam burnunuzun dibinde. Paket tasarımcısı tarafından doğru düşünülmüş ya da rast gele konmuş ama benim boş yere anlam yüklediğim bir ayrıntı. Biraz ukalalık kokuyor ama dozunda kalmış.


Comments:
Serkan Urhan on Ekim 15th, 2008 at 9:53 am #

Adaşım, ayna değil o metaryel farklı bir madde direkt ayna olarak kullanılması için gönderilmemiş zira, dikkat ettiysen kısmi lak ile kenarlarında su damlacıkları var bunun sebebi de aynaya sıçrayan su görüntüsü vermek. Çok güzel bir reklam mantığı düşünülmüş. O sadece kutuyu şık göstermek için yapılmış bir ek diyebiliriz.
Bakalım daha denemedim ama 23′üne kadar güzel bir yazı da ben yayınlamayı düşünüyorum ve macbook konusunda iddaalıyım :)

serkan on Ekim 16th, 2008 at 8:30 pm #

Tabi kullanılmak için değil iyi paketlemek için eklenmiş bir ayna zaten. Ama bana kalırsa bildiğimiz tümsek ayna işte.
MacBook’un da kime gideceği belli olmaz ama dikkatimi çeken Apple ürünlerinin ödül olarak artık epeyce tercih ediliyor olması. Acaba işin içinde Apple’ın bir parmağı var mıdır?

Post a comment
Name: 
Email: 
URL: 
Comments: