Artvin’e son gidişimin üstünden iki yıl geçti. Yanılmıyorsam geçen sefer döndükten hemen sonra Deriner Barajı su tutmaya başlamıştı ve bir türlü dolu halini görmek nasip olmamıştı.
Artvin’de tek bir baraj yok. Deriner Barajı su tutmuş olsa da yolların bir kısmı halen şantiye içinden geçiyor. Her ne kadar yapıldıktan sonra halka hem ekonomik hem de fiziksel ferah getirecekse de yapımı süren barajlar, yollar zamanında yapılmadığı için, çalışma süresince oluşan heyelan tehdidine karşı belirsiz aralıklarda kapatılıyor. Yolların sebep olduğu uzun araç kuyrukları illallah dedirtiyor. Üstüne üstlük gayette mümkün olmasına karşılık yöre haklının zaten planlı olan bu yol kapanmalarının önceden ilan edilmesine dair bir isteği yok. (Artvin’lilerden de bu beklenir zaten, her zaman uslu çocuk olmuşlardır.) Haliyle Trabzon’da uçağa binmek üzere sabahtan Artvin’deki evinizden yola çıkarsanız keyfi olarak durdurulan trafik sayesinde uçağı kaçırmanıza sebep olunabileceği gibi kendi aracınızı kullanıyorsanız bir trafik canavarına dönüşmeniz önündeki tüm engeller kaldırılıyor. Öfkeyle kaybettiğiniz bir saatin acısını çıkarmak üzere gazı köklememeniz için hiç bir sebep yok.
Her neyse Artvin’de yaşamayan bir Artvin’li olarak bu konuyu daha fazla uzatmıyorum. Araç içindeyken cep telefonumla çekme fırsatı bulduğum birkaç fotoğrafı ekledim yazıya. Ne yazık ki barajı görebilen bir yerde servis aracının mola vermesi mümkün değil. Ama özel araçla gitme fırsatı bulursam bir ara barajda bol bol fotoğraf çekmek istiyorum.
Bilirsiniz Türkiye’de barajlar temiz enerji sayılıyor ve hele GAP gibi projelere geleceğimiz açısından büyük umutlar bağlanıyor. Önemli oldukları hatta kimi zaman çok gerekli oldukları su götürmez bir gerçek ancak bölgedeki doğal hayat hiç hesaba katılıyor mu? Hayır.
Böyle durumlarda hayvanlar nispeten daha şanlıyken bitkilerin ise neredeyse hiç şansı yok. Sadece bu bölgeye özgü bir bitki var diye baraj inşaatını başlatmamak gibi bir şey olası değil. Çoruh vadisi gibi yemyeşil bir alanda yeşilin ortasına yerleştirilmiş mavilik tamamıyla bambaşka bir iklime sebep oluyor. Milyonlarca yılını sudan ırak geçirmiş topraklar birden bire insanlar tarafından planlanmış dev gibi bir su altı ekosistemine ev sahipliği yapıyor. Tabi değişim akar suyun içinde yaşayan ama şimdi var olmayan balıklar için de geçerli. Bana kalırsa insanlar haksızlık yapıyor, çifte standart uyguluyor. Nasıl ki evinden, köyünden ettiğin türdeşine istimlak için bir şeyler ödüyorsan aynısını papatyalar ve sincaplar için de yapmalısın. O nasıl olacak diye sormaya ise hiç hakkın yok. O akla zarar dünyanın en derin üçüncü barajını kurabiliyorsan bunun yolunu da hayli hayli bulursun.
TRT tarafından geçtiğimiz yıllarda hazırlanmış Çoruh Artık Durgun Akacak isimli belgesel dizisini Artvin’li olsanız da olmasanız da izlemenizi tavsiye ederim.
