Çünkü at gözlükleri çok şık duruyor.
Gerçi kimse bu kongreye ev sahibi olmaya niyetlendiğinde katılımcılardan gelecek paradan fazlasını düşünmüyor. Tabi kahraman olmaya da gerek olmayınca ne diye değiştirsinler gelenekleri. Bugüne kadar Biyoloji Kongresi hep yeni yetme akademisyenlerin puan kapma yarışına alet olmuştur ve bu şekilde işini çok iyi görmektedir. Değişmesine de işte sadece bu yüzden gerek yoktur.
Bu tip işlerde en çok paradan söz edilir. Edilmesinde de sakınca yoktur zaten, ta ki onu kazanmayı bilenler bu işi yapıyorsa. Ama kalkıp da hayatını biyolojiye vermiş adama kongre düzenle dersen çuvallatırsın tabi.
19. kongrede salonların en altındaki alanda sponsorlara özel bir bölüm vardı ve beş altı firma stantlarını açıp tanıtım yaptı. İşte sorun da burada zaten. Sponsorların amacı sadece laboratuvar sahibi hocalara ellerindeki cihazları duyurmak, fazlası değildi. Elbette burası satış yeri değil ama bu kadarı yeter mi?
Gelin geçenlerde gerçekleşmiş tamamen farklı bir toplantı ile Biyoloji Kongresi’ni karşılaştıralım. Söz konusu edeceğim toplantı TechCrunch & Webrazzi MeetUp.
Genel bir bilgi vermek gerekirse yerli bir blogger (internet yazarı, yani benim gibi biri) ve onun dünya markası olmuş öncülü olan başka bir bloggerın bir günlük sponsor destekli ve 400 katılımcıya açık toplantısı. Ayrıntılı bilgiye kaynağından ulaşabilirsiniz.
MeetUp hiç de akademik bir temele oturmuş değil. Belki de bu açıdan karşılaştırmanın saçma olduğunu düşünebilirsiniz ancak zaten eleştirdiğim şey de Biyoloji Kongresi’nin sadece akademik temele oturması ve dünyanın geri kalanını umursamaması. Sanki tüm biyologlar akademisyen!
Katılamadığım ama olanı biteni internette yayınladığı için içeriğinden haberdar olabildiğim MeetUp’da temel konu tahmin edebileceğiniz gibi “para”. Tabi buradaki para dünyayla rekabet etmeye çalışan zehir gibi bilgisayar şirketlerince üretilen ekonominin parası. Yani ülkenin cari açığından bahseden sonuçsuz ekonomi analizleri değil.
Birileri sponsor olmuş. İlk etapta sanki boşuna para yatırmışlar gibi duruyor. Ortada tanıtmak üzere getirdikleri ürünler bile yok, ne kadar ilginç değil mi? Ama anlaşılan medikal şirketlerinden farklı bir yaklaşımla gitmişler oraya. Acaba ne beklemişler? Benim akıma gelenler:
- “Ben de bu sektörde önemli bir değerim.” diye sesini rakiplere duyurmak.
- “Bu sektörde öylesine nitelikliyim ki en çok benimle çalıştığınızda mutlu olursunuz.” diye potansiyel çalışanlara (!) sesini duyurmak. Yani en kaliteli beyinleri kapmaya çalışmak.
- Toplantıya gelecek olası iş ortaklarına gücü temsil eden bir duruş sergilemek.
Şimdi bir bir inceleyelim sizce bunları bizim kongremizde uygulamak mümkün mü?
- Rekabet her yerde var. Bunun üstünde durmaya gerek duymuyorum. Elbette piyasa tüccarları benden iyi biliyordur.
- Beyin avlamak! Buna gerek var mı? Eğer en iyi çalışanları kaparsanız en iyi olursunuz. Bu her durumda doğru olmasa da başarının %80′idir diye tahmine diyorum. Ama tabi ihaleye adam sokmak için akıllı birine değil de arkası kalın birilerine ihtiyacınız olduğu doğru. Anlaşılan bizim medikalcilerin bu çeşit bayağı elemanı var ki etraftan akıllıları toplamak için çaba gösterdiğini gördüğüm tek şirket Ati Teknoloji. (Tabi bana “seni kim ne yapsın ava çıkmış onca şirket var sen görmüyorsun, duymuyorsun” diyen varsa sorun yok.) Ortada biyologların okul bitince girmeye can atacağı Ati Teknoloji dışında şirket göremiyorum. Aslında bu konuda hakkını yememek gereken bir tane daha var; o da şirketlerin en büyüğü olan DEVLET yani KPSS. :)
- Bizde şirketler hava atmayı sevmiyor. Bizim internet şirketlerimiz el değiştirirken bile satış rakamları konuşulmaz. Evet ticaret başkasının merakını tatmin etme sanatı değildir. Pek çoğu da halka açık olmadığından satış rakamlarını gizli tutar. Oysa bu alımı yapana da şirketi elden çıkarana da büyük prestij kaynağıdır. İnternet sektörü bir kenara, konu biyoloji sektörü olduğunda bırakın fiyat konuşmayı, birinin diğerine satıldığını bile duymazsınız. Muhtemelen satılacak bir şey yoktur. (Türkiye’de biyolojiye sektör yakıştırması yapmak gerçekten komik değil mi?)
Aslında burada kendi kazdığım kuyuya düşüyorum gibi. Yani hem Türkiye’de biyoloji sektörü diye bir şey yok diyorum, hem de para odaklı etkinlikler düzenleyelim diyorum. Haklısınız. Hemen bir adımda dönüştürmek istersek çuvallarız. Zaten bu konuda ilk adım atması gerekenler etkinlikleri bu amaçla kullanmak isteyecek şirketler olmalı. Ya da böyle gelmiş böyle gider diye ufacık bir pastadan eş dost ahbap ilişkisi ile aldıkları çalışanlarla pay almaya devam edecekler.
Benden söylemesi; Google biyolojiye göz kırpmaya şimdiden başladı. Daha önce fark edemediyseniz bari “e google burnunu soktuğuna göre bu işte galiba gerçekten para var” diye düşünmeye başlayın. Halen bir lokma bir hırka ile devam etmeyi düşünüyorsanız siz bilirsiniz. Ben söyleyeceğimi söyledim. Son gülen iyi gülecektir.
