Dün (9 Mart 2007) Kredi Kurtlar Kurumu Trabzon Bölge Müdürlüğü’ne işim düştü. Yapmam gereken elimdeki dilekçeyi yetkiliye bırakmak ve eve gitmekten başka birşey değildi. Girişteki görevli ile başlayıp ilgili müdürün yönlendirdiği kapı ile sonlanan odadan odaya gönderilme zincirinin ardından nihayet konu ile ilgili olduğunu düşünen biri ile karşılaşmış olmanın mutluluğu ile teşekkür edip evimin yolunu tuttum.
Eve dönüş yolundayken tüm bu odadan odaya gönderilme zincirinin aslında bana çok şey kattığını hissettim. Çünkü girdiğim dört odanın üçünde insanlar bilgisayar kullanıyor hatta ben başlarına gittiğimde msn üzerinde yazmakta oldukları yazıyı bitirdikten sonra kafalarını kaldırıp gözlerini bana doğru sorgularca bir edayla yöneltiyorlardı. Aslında hiç de anormal değildi; onca saat msn üstünden birilerine dil dökrükten sonra güzel bir cümle ile ne istediğimi sormak, günün yorgunluğu ile yapılacak iş değildi. Aslında orada bulunduğum saat itibariyle (16.25 gibi) pek de affedilir bir yanım yoktu.
Teknolojiyi son demlerine kadar ve en ufak bir israfa fırsat vermeden kullanan devlet memurları benim küçük aklımla umduğum Devlet Dairelerine GNU/Linux savımın ne kadar da boş, ne kadar da akılsızca olduğunu ortaya koymuştu.
İlk kurulduğu anda MSN ağına bağlanma ve onun tüm son teknoloji ürünü özelliklerini kullanma konusunda biraz yetersiz kalan güncel GNU/Linux dağıtımlarının bu gibi emektar görevlilerin masalarını işgal etmesine nasıl göz yumabilirdim. Bu ancak ve ancak vatan hayinliği hatta gericilik olabilirdi.
Doğru yolu bulmuş olmanın sağladığı güvenle eve vardım ve benim ebedi özgürlüğe insanca ulaştıracağımı idda eden bu uğursuz isimli GNU/Linux’tan kurtuldum belki de…
Artık ben de devlet memurundan bilim adamına kadar bir sürü kişinin kullandığı bu teknolojiye hayır diyemem.

